Buse AÇIKALIN-Dilan ÇETİNKAYA/EGEDESONSÖZ- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Buca Belediyesi tarafından hayata geçirilen Naim Süleymanoğlu Sporium Spor Kompleksi Toplu Açılış töreninde konuştu.
Özel’in konuşmasından satır başları şöyle:
15 Mayıs tarihi Kordon’a Yunan askerinin çıktığı, Hasan Tahsin’in işgal kuvvetlerine ilk kurşunu sıktığı ve orada şehit edildiği, işgalden 4 gün sonra Samsun’!a çıkmaya karar verdiği gündü.
İşgale ilk kurşunun atıldığı günde sizlerle bir arada olmaktan gurur duyuyorum.
Son seçimlerde morallar bozuk, canlar sıkkınken kazanmak istediğimiz seçimi kaybetmişken seçmende duygusal kopuş varken yerel seçimde felaketin yaklaştığını söyleiyorkenn yola çıktık. Değişim istedik. Yeni bir yönetim anlayışı ile vatandaşın ‘CHP değişiyor, şans verelim’ diyeceği bir değişim yaşadık.
ERDOĞAN, SEÇİM SONUCUNA SAYGI GÖSTERMEDİ
İzmir’de tarih boyunca tüm ilçelerde 6 belediye başkanı kadın aday varken bu seçimde 8 kadın başkanı seçtirdik. Görkem Duman, gençlik kollarımızdan geldi ve onlardan 12’sini Buca’da seçtirmeyi başardık. O gün CHP, 47 yıl sonra birinci parti oldu. Kurulduğu günden beri AKP seçim kaybetti. O günden itibaren bir şeylerin değiştiği, iktidarın değişmekte olduğu, yeni bir dönemin açıldığı belli oldu. Onun için bize düşen çok çalışmaktı. Rakibimizde düşen de sonuca saygı duymaktı. Bir siyasetçinin ne kadar demokrat olup olmadığı seçim zamanı değil, sonrasında olur. İsmet Paşa, tek başına iktidardı, tek bir parti vardı, 1946’da çok partili rejime geçildi. Ardından hakim gözetiminde adil seçimlerle ilgili kanun çıktı. 1950’de seçim kaybettiğinde ‘benin en büyük yenilgim ama en büyük galibiyetim’ demiştir. Birinin demokrat olduğunu seçimi kaybettiğinde anlarsınız.
Kendileri seçimi kaybettiklerinde CHP’li belediyeleri silkeleyin, gecikmiş borçları tek seferden alın, kamu bankalarından kredileri onaylatmayın, özel bankalara baskı kurup kredi verdirtmeyin, yurtdışından alsalar da onaylamayalım diyerek CHP’li belediyeleri maddi yönden çökertmeye kalktı. Üzerine kadın, gençlik kolları ile baş edemediğinden yargı kollarını kurdu.
SÜNGÜYÜ GÖRDÜĞÜNDE SÜNGÜNÜN ÜSTÜNE KOŞAN PARTİYİZ
İşin başına birisini görevlendirip İmamoğlu’ndan başlayarak ülkenin her yanında operasyonlarla arkadaşlarımız, bürokratlarımız özgürlüklerinden etmeye, hizmetleri aksatmaya ellerinden ne varsa yaptılar. Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan partimize yönelik kapatma davası açma, üstüne üç kurultay yapılmış kurultayı tartıştırıp partiyi zayıflatmak, her türlü kötülük ve iftira ile üzerimize geliyorlar. Bilmedikleri tek şey şu; CHP, geri adım atanların, susanların, teslim olanların değil, aksine süngüyü gördüğünde süngünün üstüne koşanların partisidir. O yüzden de bizler teslim olmadan, tehditlerden yılmadan, bir santim eğilmeden çalışırız.
İZMİR'İN HUZURUNU KAÇIRMAYA ÇALIŞIYORLAR
Belediye başkanlarımız da kendisine milletin verdiği yetkiye dayanarak taşın suyunu çıkarak her imkansızlıkta hizmet için çalışır. İzmir’de her türlü hasetliğe rağmen böyle çalışıyoruz. ‘İzmir bizim sevdamız, yaşam tarzına dokunmayız’ diyenlerin oy almayınca İzmir’den nasıl nefret ettiklerini görüyoruz. Kredi vermemeden, imza atmamaya, eldeki binalara çökmeye kadar türlü hasetlikleri yaptıkları gibi İzmir’in huzurunu kaçırmaya çalışıyorlar. Ama bizim de Cemil Tugay gibi, Görkem Duman gibi elinden gelen her imkan ile uyumadan çalışan ve başaran arkadaşlarımız var. 36 yaşında birisini ilçe belediye başkanı yaparsanız, önce kent bağrına basar, tüm imkansızlıklara rağmen çalışır. Yaptıkları işleri de ortada. Bugün onların açılışlarını yapıyoruz.
ERDOĞAN, BULGARİSTAN'DAN GELEN SOYDAŞLARIMIZA HAKARET ETTİ
Naim Süleymanoğlu adına Buca’da gerçekten güzel bir eser kazandırıldı. Süleymanoğlu, Türkiye’nin dünyadaki gururudur. Dünyayı kaldıran adamdır. Naim Süleymanoğlu, Bulgaristan’da zulüm altında yaşarken o günkü yönetimin kapılarını açması ile Türkiye’ye gelen soydaşlarımızdan birisidir. Li,se yıllarımda yatakhaneye çevrilmiş yererde kalan soydaşlarımıza su dağıtırdım. O günlerde hatırlatmak belki de gerekiyor. İki görüş vardı; birincisi, o dönemin Özal, bizim partimiz soydaşlarımızın yanında idi. Bir de buna karşı çıkan bir anlayış vardı. O anlayışın temsilcisi Erdoğan’dı. Eline mikrofon alır, meydan meydan gezer, o gün ülkenin zorluklar içinde olduğunu, hayat pahalılığı olduğunu anlatırdı. Özal’ın Bulgaristan’dan gelenlere kapıları açtığını her imkanı verdiğini söyler. Kötü kelimelerle millet burada açlıktan, yoksulluktan karısını kızını satıyor diyecek kadar ağza alınmayacak sözler söyleyip ‘ne işi var onların burada?’ diyordu. Şimdi de o günler hiç olmamış gibi davranıp oy istiyor. Suriyeli sığınmacılar konusunda ‘onlar ensar, muhacir’ derken Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımıza, soy ismi değiştirilen, namazı kıldırılmayan soydaşlarımıza o kutlu kapılar açıldığında ‘ne işleri var burada?’ diyenler o günleri unutup bambaşka şeyler söylüyor.