Metehan UD / EGEDESONSÖZ – Aydın ve Muğla sınırları arasında yer alan, antik çağdaki adı Latmos olan Beşparmak Dağı’nda artan madencilik faaliyetlerine ilişkin önemli bir gelişme yaşandı.
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Kayabükü Mahallesi’nde Kale Maden isimli şirket tarafından kurulması planlanan feldspat ve kuvars kırma-eleme tesisi için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararına karşı açılan davada hazırlanan bilirkişi raporu, kararın bilimsel açıdan yeterli olmadığını ortaya koydu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 23 Nisan 2025 tarihli kararıyla onay verilen ve yıllık 395 bin ton kapasiteli olması planlanan tesis, Latmos Platformu üyesi hukukçu Mehmet Cilsal tarafından hazırlanan dilekçe ile Kayabükü köylüleri tarafından yargıya taşınmıştı. Dava kapsamında yapılan keşif incelemesinin ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediği ve “ÇED gerekli değildir” kararının birçok bilimsel açıdan eksik ve yetersiz olduğu kanaatine varıldı.

YERALTI SUYU AÇISINDAN RİSK UYARISI
Jeoloji mühendisliği değerlendirmesinde, proje alanının yeraltı su kaynakları bakımından zayıf olduğu vurgulandı. Raporda, projenin uygulanması halinde su kaynaklarının nasıl etkileneceğine dair detaylı bir çalışma bulunmadığına dikkat çekilerek, yeraltı suyunun kullanılmaması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, yatırımcı firmanın su kaynaklarına yönelik etkileri değerlendiren kapsamlı bir analiz hazırlaması gerektiği belirtildi.
ENDEMİK TÜRLER VE ÖNEMLİ DOĞA ALANI TEHDİT ALTINDA
Bilirkişi raporunun biyoloji bölümünde ise proje alanının önemli ve hassas bir ekosistem içinde yer aldığı kaydedildi. Nesli tehlike altında bulunan endemik Milas lalesi (Fritillaria milasense), Cyclamen mirabile ve Verbascum cariense gibi bitki türlerinin proje alanında ve çevresinde bulunduğu tespit edildi. Ayrıca bölgenin Batı Menteşe Dağları Önemli Doğa Alanı içinde yer aldığı, gökdoğan ve gökkuzgun gibi küresel ölçekte tehdit altındaki kuş türlerine de ev sahipliği yaptığı vurgulandı. Bu nedenle, “ÇED gerekli değildir” kararının biyolojik çeşitlilik açısından yeterli bilimsel dayanağa sahip olmadığı ifade edildi.

TARIM, ORMAN VE EKOLOJİK BÜTÜNLÜK ZARAR GÖREBİLİR
Ziraat mühendisliği değerlendirmesinde, tesisten kaynaklanacak toz emisyonlarının tarımsal üretime zarar verebileceği belirtilirken, orman mühendisliği raporunda ise proje alanının fıstık çamı ormanlarının yoğun olduğu bir bölgede yer aldığı ve ekolojik koridor özelliği taşıdığı vurgulandı. Raporda, projenin orman ekosistemi, yaban hayatı ve habitat bütünlüğü üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği ifade edilerek, orman ve doğal kaynakların korunmasının kamu yararı açısından daha üstün olduğu kaydedildi.
ÇEVRESEL ETKİLER YETERİNCE ANALİZ EDİLMEMİŞ
Çevre mühendisliği değerlendirmesinde de projenin çevre üzerindeki potansiyel etkilerinin yüksek olduğu, ancak Proje Tanıtım Dosyası’nda yer alan çevresel tespit, hesaplama ve analizlerin yetersiz kaldığı belirtildi. Raporda, çevresel etkilerin kapsamlı, kümülatif ve bilimsel yöntemlerle ele alınmadığına dikkat çekilerek, verilen “ÇED gerekli değildir” kararının çevre mühendisliği ilkeleri ve mevzuat açısından yeterli teknik dayanağa sahip olmadığı ifade edildi.
MAHKEME KARAR VERECEK
Bilirkişi heyeti, farklı disiplinlerde yapılan incelemeler sonucunda Muğla Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararının teknik ve bilimsel açıdan yeterli dayanağa sahip olmadığı yönünde görüş bildirdi. Raporda, nihai kararın mahkeme tarafından verileceği belirtildi.

ÖNEMLİ DOĞA ALANI
Proje tanıtım dosyasına göre şirket 3,84 hektarlık alanda yılda 395 bin ton kapasiteli tesis kurmayı planlıyor. Söz konusu proje Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’na göre “orman alanı” ve “önemli doğa alanı” sınırlarında kalıyor. En yakın yerleşim yerine 760 metre uzaklıkta olacak. ÇED sahası Latmos sınırlarında olmasına rağmen proje tanıtım dosyasında Latmos’un ismi dahi geçmiyor.

LATMOS: FIRTINA TANRISININ EVİ
Latmos’un geçmişine dair kültür izleri, Neolitik Dönem’e kadar uzanıyor. Latmos, Anadolu’nun kutsal kabul edilen dağlardan biri. Bu dağ sisteminin en tepe noktası olan Tekerlek Dağ, 'Fırtına Tanrısının evi' olarak kabul ediliyor. Fırtına Tanrısı, Hititler döneminde Tarhunt, Antik Çağ’da ise Zeus olarak karşımıza çıkıyor. Antik Yunan mitolojisinde bu dağların, Ay Tanrıçası Selene’nin sevgilisi genç çoban ve avcı Endymyon’u gizlediği mağarayı barındırdığına inanılıyor. Hristiyanlık döneminde Latmos bölgesi korunaklı ve huzurlu bir bölge olması nedeniyle manastırlar için bir tercih edilmiş. Latmos’da bilinen en erken buluntular, 7-8 bin yıl öncesine ait kaya resimleri. 1994'te Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından keşfedildiğinden bu yana 170’den fazla farklı kaya resmi belgelendi. Bu sayının gelecekte yeni araştırmalar sonucu daha da artması bekleniyor. Latmos kaya resimleri Anadolu’daki en önemli tarih öncesi keşiflerinden biri kabul ediliyor. bölgenin milli park ve jeopark ilan edilmesi için yıllardır mücadele veriliyor.





