Ekonomi

İzmir'den 'hobi bahçesi' yasasına eleştiri: Asıl tehlike lüks villalar!

Tarım arazilerine kaçak yapılara su, elektrik ve doğal gaz yasağı getiren yeni düzenlemeyi değerlendiren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, sorunun yalnızca hobi bahçeleri olmadığını söyledi. Karakülçe, “Asıl mesele tarım arazilerinin resmi izinlerle üretim dışına çıkarılması ve depo ruhsatıyla lüks villalara dönüştürülmesi” dedi.

Abone Ol

Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- Kamuoyunda 'hobi bahçeleri' düzenlemesi olarak bilinen Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

Buna göre, tarım arazileri üzerine inşa edilen izinsiz yapılara bundan sonra kesinlikle elektrik, su ve doğal gaz aboneliği verilmeyecek. Bu kuralı ihlal ederek kaçak yapılara abonelik sağlayan kişi veya kurumlara, sağlanan her bir abonelik için 100 bin TL idari para cezası uygulanacak.

CAN YAKICI
Yapılan değişikliğe İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu’ndan tepki geldi. Asıl problemin tarım vasfındaki arazilerin resmi süreçlerle üretim dışına çıkarılması olduğuna dikkat çeken Tarım ve Hayvancılık Komisyon Başkanı Selçuk Karakülçe, özellikle “tarım dışı kullanılabilir” kararları ve depo ruhsatları üzerinden ilerleyen yapılaşmalara işaret etti. Karakülçe açıklamasında, “Paylı mülkiyet ya da kooperatif usulü ile tarım arazilerinin yerleşime açılması, bugün ülkemizin en can yakıcı meselelerinden biri haline gelmiş durumda. Tarım arazileri bu yöntemlerle adım adım elden çıkıyor, üretim alanları giderek daralıyor. Elbette yeni yaptırımlar getirmek, “su vermeyeceğim, elektrik bağlamayacağım” demek bir yöntem olarak düşünülebilir. Ancak görüyoruz ki vatandaş her koşulda kendince bir çözüm yolu buluyor. Çünkü bu durum aslında bir sonuç, bir dışavurumdur. İnsanlar bugün milyonlarca liralık arazileri ya da yazlıkları satın alabilecek ekonomik güce sahip değil. Bu nedenle daha ulaşılabilir gördükleri yöntemlere yöneliyor ve kendi çözümünü üretmeye çalışıyor. Fakat burada asıl üzerinde durulması gereken konu, vatandaşın geliştirdiği bu yöntemler değil; tarım arazilerinin bizzat ilgili bakanlıklar eliyle “tarım arazisi değildir” denilerek üretim dışına çıkarılmasıdır” dedi.



ASIL TEHLİKE LÜKS VİLLALAR VE BETORNARME YAPILAR
Bugün birçok bölgede tarım niteliği taşıyan arazilere depo ruhsatları verildiğini dile getiren Karakülçe, “Ardından bu yapıların denetimsiz bırakıldığını görüyoruz. Sözde depo olarak başlayan yapılar kısa sürede lüks villalara, büyük malikanelere ve betonarme yapılara dönüşüyor. Asıl tehlike tam da burada yatıyor. Bugün bir yapıyı kaldırabilirsiniz, bir kaçak yapıyı yıkabilirsiniz. Ancak mesele birkaç duvarı yıkmak değil; asıl mesele tarım alanlarının üzerine kurulan bu beton kalelerini ortadan kaldırabilmektir. Çünkü gerçek tahribat yalnızca toprağın fiziksel kaybı değil, aynı zamanda tarımsal üretimin geleceğinin yok edilmesidir. Toprağın niteliği bozulduğunda, üzerine beton döküldüğünde bunu geri çevirmek neredeyse imkansız hale geliyor. Sorunun köküne inmeden, yalnızca vatandaşın kendi imkânlarıyla geliştirdiği çözümlere müdahale ederek “tarım arazilerini kurtardık” demek mümkün değildir. Çünkü gerçek sorun hala olduğu yerde durmaktadır. Ve ne yazık ki kimse bu esas meseleye dokunmaya cesaret edememektedir” ifadelerine yer verdi.

NASIL VE KİMLER AMAÇ DIŞI KULLANMAYA CESARET EDİYOR?
Selçuk Karakülçe açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“Urla’da mücevher kralının arazilerini hatırlayalım. “Tarım dışı kullanılabilir” belgeleri alındıktan sonra o alanların adeta Çin Seddi gibi çevrilip içine özel malikaneler inşa edildiğini gördük. Peki bunlara karşı nasıl bir yaptırım uygulanacak? Asıl suyu ve elektriği kesilmesi gerekenler bunlar değil midir? Ne yazık ki güçlü ilişkiler ağı içinde hareket edenler her türlü izni de alıyor, elektriği de suyu da bağlatıyor. Türkiye’de tarımın geleceğini korumak istiyorsak, önce toprağın nasıl ve kimler eliyle amaç dışı kullanıma açıldığını cesaretle sorgulamak zorundayız. Aksi halde bugün kaybettiğimiz her karış toprak, yarın soframızdaki ekmeğin eksilmesi anlamına gelecektir.”