Güncel

İzmir’de 'Uğur Mumcu' anması: Cumhuriyet ve aydınlanma vurgusu!

İzmir’de düzenlenen anma etkinliğinde, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun yaşamı boyunca verdiği hakikat, demokrasi ve aydınlanma mücadelesi yeniden gündeme taşınırken; Cumhuriyetin temel değerleri, laiklik ve ulusal egemenliğin korunmasının bugün de taşıdığı önem yapılan konuşmalarla vurgulandı.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanlığı, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun suikast sonucu yaşamını yitirmesinin 33’üncü yılında Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde kapsamlı bir anma programı düzenledi.

Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Altan İnanç ile İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi katıldı.

Etkinlikte, Uğur Mumcu’nun yaşamı ve mücadelesini anlatan özel bir video da izleyicilerle buluşturuldu.

CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen anma etkinliğinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde onurlu ve bağımsız bir ulus yaratıldığını vurgulayarak, Türkiye üzerindeki iç ve dış hesapların hiçbir zaman sona ermediğine dikkat çekti. Uğur Mumcu’nun bu tehlikelere yıllar önce işaret eden isimlerden biri olduğunu belirten Tugay, Türkiye’nin sahip olduğu tarihsel ve kültürel birikimin en büyük zenginlik olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin binlerce yıla yayılan bir kültürün mirasçısı olduğunu dile getiren Tugay, Cumhuriyetin kuruluş sürecinde ortaya konan örgütlenmenin ve mücadelenin eşine az rastlanır bir başarı olduğunun altını çizdi. Bugün de ülkenin kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen karanlık yapıların varlığını sürdürdüğünü söyleyen Tugay, bu yapılarla mücadelenin yalnızca sözle değil, bilgiye ve belgeye dayalı ortak bir iradeyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Tugay, Uğur Mumcu’nun yazıları ve araştırmalarıyla siyaset, mafya ve terör örgütleri arasındaki ilişkileri açığa çıkaran bir mücadele yürüttüğünü hatırlatarak, neden hedef alındığının bu noktada anlaşılabileceğini söyledi.

Tugay konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizin çok önemli kaynakları var. Bin yıllara yayılan bir kültürün mirasçısıyız ve bu kültürün bugüne taşıdığı değerler açısından aslında kaynak sıkıntısı olmayan bir ülkeyiz. Yaklaşık bir asır önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, biraz önce izlediğimiz videoda da ifade edildiği gibi, bugüne kadar kurulmuş en güçlü, en büyük örgütlenmelerden biri hayata geçirilmiş, zafere taşınmış ve bağımsız bir ülke kurulmuştur. Bizler, bunu başaran atalarımızın, bu milletin evlatlarıyız, onların torunlarıyız. Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bugün de ülkemiz üzerinde karanlık emelleri olan, içten ve dıştan hesapları bulunan yapılar her zaman var olmuştur. İnsanları ve ülkenin kaynaklarını kendi çıkarları için kullanmak isteyenler mücadelelerini sürdürmektedir. Benim bugün söylediklerim de tam olarak bununla ilgilidir. Bunları dile getirmek başka bir şeydir; bunun mücadelesini hep birlikte, ortak bir iradeyle vermek bambaşka bir şeydir. Söylenen her cümlenin altını; bilgiyle, belgelerle, araştırmalarla doldurmak çok daha değerlidir. Kaliteli önderlerin söylediği her sözü belgeleriyle ispatlayan, bilgiye dayalı şekilde bunu kamuoyuna aktaran bir duruş vardır. Yazılarıyla, kitaplarıyla; siyaset, mafya, terör örgütleri ve bunların tüm bağlantılarını açığa çıkaran bir mücadeleden söz ediyoruz. Neden susturulmak istendiğini anlamak için topluma ne anlatmak istediğine kulak vermek gerekir. Emperyalizmin az gelişmiş ülkelere askerle değil, borçla, dinle ve işbirlikçilerle hükmettiğini söyleyen; bugün hâlâ tarihimize ışık tutan tespitler yapan bir anlayıştan bahsediyoruz. Ulusal egemenliği parçalayan en etkili mekanizmaları anlatan, terör örgütleriyle bazı yapıların sandığımızdan çok daha uzun süredir dış merkezlerle bağlantı içinde olduğunu vurgulayan önemli tespitler vardır. Bütün bu iddialar belgeleriyle ortaya konmuştur.”

TUGAY: YAŞASAYDI HER ŞEY FARKLI OLURDU
Uğur Mumcu’nun karanlık güçler tarafından Türkiye’den koparılmak istendiğini ifade eden Tugay, Mumcu’nun yaşaması halinde ülkedeki siyasal iklimin çok farklı bir yerde olacağını dile getirdi. Mumcu’nun fiziksel olarak ortadan kaldırılmış olabileceğini ancak düşüncelerinin hâlâ yaşadığını söyleyen Tugay, suikastın aydınlatılamamış olmasının demokrasi ve hukuk açısından derin bir yara olduğunu vurguladı.

Tugay, Mumcu’yu anmanın yalnızca bir hatırlama değil, onun eserlerini yeniden okumak, sorgulamak ve karanlığa karşı cesareti büyütmek anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Mumcu'nun karanlık güçler tarafından Türkiye'den kopartılmaya çalışıldığını dile getiren Tugay, Mumcu yaşasaydı Türkiye'de siyasetin farklı olacağını söyledi. Tugay, "24 Ocak 1993’te karanlık bir suikastla aramızdan alınan bu aydın düşünce, fiziksel olarak yok edilmiş olabilir ama fikren koparılıp koparılmadığını sorgulamak zorundayız. Onun bu ülkenin aydınlığını temsil eden sesi susturulmak istenmiştir. Ne yazık ki bu ülkede bunu düşünenler olmuştur. O karanlık günden bu yana 33 yıl geçti. Yıllar içerisinde defalarca hatırladık, hatırlamaya da devam ediyoruz. Her hatırladığımızda onu daha büyük bir saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz. Onca yıla rağmen bu suikastın aydınlatılamamış olması hepimiz için bir yaradır. Adaletin geciktiği her gün, demokraside bir yara açık kalmaktadır. Onu anmak yalnızca bir hatırlama değildir. Onun eserlerini tekrar tekrar okumak, sorgulamak, karanlığa karşı cesur olmayı görev bilmek demektir. Üretkenliği iktidarın yanında değil, olması gerektiği yerde; halkın, gerçeğin yanında konumlandıran bir anlayıştır bu. Korkmadan, bedel ödemeyi göze alarak yürütülen bir mücadelenin mirasıdır. Bugün onun izinden giden, gazeteciliğin onurunu ve kaleminin namusunu taşıyan insanların varlığına inanıyorum. Bu ülke, aydınlık bir geleceği mutlaka görecek. O günler gelecek. Bu süreçte emeği geçen, bu değerli anmaya katkı sunan herkese tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Verilen bu mücadele için, bu güzel dayanışma için şunu özellikle ifade etmek isterim: Onun ışığı bugün hâlâ bu ülkede pek çok insanın yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onun düşüncesi, onun mirası bu ülkede güçlü bir şekilde yaşamayı sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

GÜÇ: UĞUR MUMCU AYDIN DÜŞÜNCENİN TEMSİLCİSİDİR
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise konuşmasında Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet’e yönelik tehditleri herkesten önce gören bir aydın olduğunu belirterek, Mumcu’yu “Cumhuriyet şehidi” olarak nitelendirdi. Mumcu’nun yıllar önce yaptığı uyarıların bugün de güncelliğini koruduğunu söyleyen Güç, onun yalnızca bir gazeteci değil, Cumhuriyetin vicdanı olduğunu ifade etti.

Güç, Mumcu’nun kalemini hiçbir gücün emrine vermediğini, gerçeği savunmaktan asla vazgeçmediğini vurgulayarak şu sözlere yer verdi:
“Mumcu Cumhuriyet’e olan tehditleri herkesten önce gördüğünü dile getiren Güç, Mumcu’nun Cumhuriyet Şehidi olduğunu söyledi. Mumcu’nun geçmişte söylediklerinin bugün de geçerli olduğunu söyleyen Güç, “Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan; aklı, cesareti, sorumluluk bilincini ve hakikat arayışını gelecek kuşaklara aktarabilen bir aydındır. Cumhuriyet yalnızca bugün yaşayanlar için değil, henüz doğmamış kuşaklar için de vardır. Cumhuriyetimizi tehlikeye atan odakları, karanlık ilişkileri; hukukun ve laikliğin aşındırılmak istendiği her süreci herkesin önünde, korkusuzca dile getirmiştir. O kalemini hiçbir gücün emrine vermemiş, gerçeği saklamamıştır. ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz’ diyerek cehaletin değil, aklın yolunu göstermiştir. Bir kişiye yapılan haksızlığın, bütün topluma yönelmiş bir tehdit olduğunu söylerken demokrasinin ve hukukun temelini işaret etmiştir. Uğur Mumcu bir gazeteciden ibaret değildir. O, Cumhuriyetin vicdanıdır. O, halkın adına kaleminden vazgeçmeyen bir Cumhuriyet şehididir… Cumhuriyeti; aklıyla, bilimiyle, hukuku ve laikliğiyle sonsuza dek savunacağız. Çünkü biliyoruz ki Cumhuriyet, Uğur Mumcular yaşadıkça ayakta kalır. Bu inançla; şahsında tüm aydınlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum” dedi.