Emperyalist AB ve onun yandaşlarının bir yandan Irak, Libya, Suriye gibi ülkeleri bölerken, diğer yandan kendi bünyesindeki bazı ülkelerin bazı bölgelerinin ayrılmasına izin vermemeleri ne kadar ironi değil mi?
Hatırlayalım yaklaşık bir yıl önce 18 Eylül 2014'de, İskoçya'da yapılan bağımsızlık referandumuna katılanların yüzde 55.4'ü, ülkenin Birleşik Krallıkta kalmasından yana oy kullanmıştı. Bağımsızlık yanlıları ise yüzde 44,6'da kalmıştı
Bu sonuç elbette gerçekçi değildi. Çünkü o dönemde bizzat İngiltere Krallığının ve İngiliz siyasetinin referanduma nasıl müdahale ettiği ve nasıl tehditler savurduğu hala belleklerde.
AB'de bu fırtına henüz atlatılmışken bu seferde İspanya'ya bağlı Katalonya Özerk Bölgesi'ndeki genel seçimi bağımsızlık yanlıları kazandı. İlk sonuçlara göre Katalonya'da bağımsızlık yanlısı partiler 135 sandalyeli mecliste 72 sandalye alarak mutlak çoğunluğu aldı. Bunun ardından da referandum yapılacak.
Ancak İspanyol yönetimi tıpkı İngilizler gibi Katalonya'nın ayrılması durumunda 'ordulu' seçenekten bile bahsetmeye başladılar.
AB kendi bünyesindeki bölgelerin ait olduğu ülkelerden kopmasını istemiyor. Bunun için el altından ne gerekiyorsa yapıyor. İskoçya, Katalonya gibi bölgeler bağımsızlık ilan ederlerse, bunların ve birliğin durumunun ne olacağı konusunda henüz hazırlıklı olmadıkları anlaşılıyor.
Ardından bir de ayrılıkçılar kervanına İspanya'daki Bask, Galicia ile Navarra, İtalya'daki zengin Bolzano/Alto Adige bölgesi (Güney Tirol) katılırsa ne olacak?
Bu iş sadece İspanya ve İtalya'yla bitse iyi. Şayet AB kuyruğu dik tutmazsa, ayrılıkçılar kervanına Belçika ve Fransa'daki bazı bölgelerin de katılabileceği söyleniyor. Bu durumda AB'nin esamisi okunur mu onu bilemem?
Kendisi olduğunda AB, bırakınız ulusçuluğu birçok üye ülkeyi bir birlik etrafında toplayarak çok ulusçuluğu savunuyor. Ekonomide ABD, ekonominin yanı sıra siyasette Rusya ve Çin bloğu ile ancak birlik olursa baş edebileceğini biliyor ve oyunu ona göre oynuyor.
Başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerle birlikte dünyayı sömürge haline getirmek için kendileri dışındaki ülkelerin ulusal dirençlerinin kırılması gerektiğini de biliyor. Bunun en kolay yolu ise o ülkelerdeki mezhepleri ya da azınlıkları birbirine düşürmek.
Sonunda Irak'ta, Libya'da olduğu gibi kendi istedikleri yönde kukla devletçikler oluşacak nasıl olsa. Sömürü alanları açılacak. O ülkelerdeki enerji alanlarını, enerji yollarını ve gıda kaynaklarını kendileri için dikensiz gül bahçesine çevirecekler.
Ama maalesef karışıklık çıkartılmak istenen ülkelerin halkları da bu oyuna geliyorlar.
Ne yapılmalı? Oyunun ancak emeğin küresel birlikteliği ve güçlü sivil insiyatifler yoluyla toplumsal barış sağlanarak aşılabileceği unutulmamalı.