EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV yayınında ülke ve kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Programda Basmane Çukuru ile ilgili yaşanan son gelişmeler ele alındı.
İzmir’in kronik sorunlarından birisi olan Basmane Çukuru’nda arsa ortakları TMSF ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan “niyet protokolü” kentte tartışmalara neden olmuştu. 104 bin metrekare inşaat hakkına sahip olunan dev arazideki yüzde 30’luk belediye payının kullanımına yönelik yapılan yeni anlaşmada, arazide sadece kültür merkezi, müze, sergi salonu gibi yapıların bulunması zorunlu kılındı. Geri kalan bölümün ticari alan olarak belirlendi. Diğer yandan belediyenin arazinin -mülkiyet hakkının büyükşehire geçmesi dahil olmak üzere- tüm davalardan vazgeçmesi de protokolde yer aldı.
Eski büyükşehir belediye başkanları Yüksel Çakmur, Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer, sivil toplum kuruluşları ve platformlar protokole itiraz ederken İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Cemil Tugay eleştirilere tepki göstermiş ve protokolü savunmuştu.
"İNŞAAT ALANI YÜZDE 30-40 DAHA ARTACAK"
Fatih Yapar yaptığı değerlendirmede “Kocaoğlu, Çakmur, odalar, Kültür Park Platformu ve Tunç Soyer’in açıklamaları var. Basmane Çukuru’nda büyükeşhirin payı var. Cemil Tugay ‘uzaktan bakıp ahkam kesmek doğru değil. Ben sorumluk makamındayım. İmzayı atacağım, 5 yıl daha mı geçsin diyor, kararlıyım. Sorunları çözmek için geldim’ diyor. Yüzde 30’luk hissesi var belediyenin. Bu hisse neden kültür merkezine, sergi salonuna sıkıştırılıyor? Bu alan başkanlık katının olduğu, idari ofislerin olabileceği bir yere dönüşemez mi diyoruz. Başkan ısrarla protokolün devam etmesini istiyor. Kocağlu’nun açıklaması da önemliydi. Protokolü eksik ve hatalı buldu, üzerine TMSF’nin kalan yüzde 70’lik hakkının imar yönetmeliğinden gelen kazançlarla ekstradan yüzde 30-40 artacağından bahsetti” dedi.
ORTADA KÖTÜ NİYET VAR VE OKUNUYOR
Ümit Yaldız, bir yüksek mimar ile protokol üzerine görüşme yaptığını belirterek “Güvendiğim bir yüksek mimara bu protokolü yolladım. En az 40 bin metrekare fazladan inşaat var burada dedi. Büyükşehir yönetmeliğini bilen bir yüksek mimar. TMSF’nin bu protokol ile 100 bin metrekare üzerinden en az 40 bin metrekare daha rantı var burada dedi. 104 bin 150 bin olacak bu protokol, bu haliyle geçerse. Çatı, bordum katları vs bunlar konulduğunda. Kocaoğlu’nun açılmalarının bütününe katılıyorum. Protokol çırak çıkma protokolüdür. Soyer ise kötü niyet protokol dedi. Kötü niyeti büyükşehir belediye başkanının taşıdığını düşünmek istemiyorum. Yakıştıramam. Ama ortada kötü niyet var ve okunuyor. Hele hele büyükşehir belediyesi kentin kalbindeki kritik alanı planlarken tüm iradesini karşı tarafa neden verir? Kültür sanat merkezi dışında bir şey yapamazsın ibaresini neden koydurur? Kültür merkezi dışında idari fonksiyon yüklenebilir binaya. Bu madde işkillendiriyor. Kötü niyet dediğimiz buradan başlıyor. Birincisi; Büyükşehir’in hissesi ticari alanın fonksiyonunu büyüten bir araca dönüştüğü hissi veriyor. Burada tiyatro, sinema yapalım ki buraya gelenler de rezidans sahipleri de yürüyerek tiyatro salonuna gitsin. Birbirlerine değer katsın demektir bu. İkincisi, imar rayiçine dahil edilmeyen alanlar var. İki yılda iki ayrı Basmane senaryosu açıklandı. Devir protokolü yapıldı, belediye binası karşılığı hisse devri denildi. ‘Kamu menfaatini en yüksek biçimde savununa bir başkanım. Benden şüphe mi ediliyor? İzmir’in malına zarar verir miyim’ dedi Cemil Tugay. O gün doğruları söylediği belirtilen bir başkandı. Ondan vazgeçti. O gün doğruları yapıyorsa bugün doğruları yaptığına inanıyorsa yarın başka bir yol çizdiğinde bugünkü duruşunu mu sorgulayacağız. Büyükşehir başkanı nerede duruyorsa herkes orada olacak diyor” şeklinde konuştu.
Fatih Yapar ise “Cemil Tugay ‘beni sorgulayamazsınız, ahkam kesiyorsunuz uzaktan’ diyor. Kocaoğlu’na da Soyer’e de sana da bana da odalara da Çakmur’a da herkese söylüyor. Şu andaki genel sekreterinin başkanlığını yaptığı, İzmir şube başkanlığı yaptığı ŞPO, senin bulunduğun noktaya karşı açıklama yaptı. Ve her türlü bilgi belge büyükşehirin içinden alınıyor” ifadelerini kullandı.
İZMİR’DE İŞ TUTMANIN ADABI, ÜSLUBU VARDIR
Ümit Yaldız sözünün devamında şunları söyledi:
“Kocaoğlu’nun açıklamasında dikkat çeken bir nokta var. Ben TMSF’deki hakkı yüzde 30’a çıkarmadan önce alana dava açan Çakmur’la konuştum. N’olur dava açma dedim, TMSF’ye gittim diyor. Burada, İzmir’de iş tutmanın adabı, üslubu vardır. CHP’li belediye başkanlarının her biri göreve seçilmeden önce ‘kenti birlikte yöneteceğiz, ortak akılla yöneteceğiz’ diyorlar. Göreve seçilince ‘hayır başkan benim, ben ne dersem o olur’ diyorlar. İki yılda iki tane birbirinden 180 derece uzak kararlar alırken Tugay, kime danışarak bu kararları aldı? Bürokratlarına mı, odalara mı, eski başkanlar mı sordu? Hangi süreçlerden geçerek TMSF ile masaya oturdu. Geçmişten örnek vereyim; Kocaoğlu’nun Kordon’da yapılan şehir peyzajı konusunda İzmirlilerle, sanayicilerle kafa patlattığını biliyorum. Bu şehirde iş tutarken birilerine danışarak o süzgeçlerden geçirilerek yapılması lazım. Ben imzaladım geçtim diyor”
ERDOĞAN, İNAN, SAYGILI YANINDA… KOCAOĞLU, SOYER, ÇAKMUR KARŞISINDA!
Ümit Yaldız, protokolün arka planına ve anlaşma sürecine dikkat çekerek “Başkanı yönlendiren birileri mi var, arka masa diplomasisi yürüten oligarşik gruplar mı var? İş dünyasından mı yönetiliyor? AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı ile mi kararlaştırıyorlar? Saygılı, Kocaoğlu’nu eleştirip Tugay’a sahip çıktı. AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan da Basmane Çukuru konusunda Tugay’ın yanında, Erdoğan da yanında. Tugay’ın karşısında Kocaoğlu, Çakmur, Soyer, odalar, çevresel hassasiyetleri olan insanlar karşısında. Kamuoyu bu işin destekçilerini ve karşıtlarını okuduğunda burada TMSF lehine bir şeylerin döndüğü duygusuna sahip oluyor. Bir şey olmamışsa bile bir şey var burada konusu var, kaygı var. Kaygıya en küçük zerre bırakılmadan hareket edilmeli. Vakti var İzmirlinin . İzmir’in Basmane Çukuru’ndan daha önemli sorunları var. Protokolde rahatsız edici bir madde daha var. Açılan davalardan feragat edilecek. Tüm araziye sahip olma hakkı var. Bu alan yüksek yapılaşma baskısı altında. Cemil Tugay, bin 300 iş insanının sorununu çözelim, onların batık şirketlerini kurtaralım, beceriksiz ticaret adamlarının batırdıkları kredilerini kapatalım. Burada yaratılacak ekstra yoğunluk ve rantlarla yeni bir bin 300 kişiyi mi zengin edelim? İzmirliye daha fazla beton mu verelim? CHP’li belediye başkanı bakış açısı bu mu olmalı?” dedi.
BİN 300 KİŞİNİN HAKKINI NİYE İZMİRLİNİN ÖNÜNE KOYUYORSUN?
Fatih Yapar, Tugay’ın bahsettiği “bin 300 iş insanının sorunu çözülecek” açıklamasına değinerek “TMSF gitmiş el koymuş. Kayyum atanmış, borçların tamamı karşılığında haklı ya da haksız sebeplerle el koyduğu bir arsa. İzmir’in hatta büyükşehirin sorunu değil. Bin 300 kişinin hakkını niye İzmirlinin önüne koyuyorsun? TMSF, hisseyi cebe koymuş masaya oturuyor. Bin 300 kişi HGS ve Güçbirliği’nin eski ortakları… Borçlardan dolayı tamamını TMSF el koydu. Yetkili TMSF… Bunların hepsinin mallarını TMSF idare ediyor. O zaman niye TMSF ile muhatapsınız” ifadelerini kullandı.
TÜM BU ACELENİN SEBEBİ BELKİ DE SOYER DÖNEMİNDE AÇILAN DAVA VE TMSF’NİN BURAYI KAYBETME İHTİMALİ
Yaldız sözlerinin devamında şunları söyledi:
Bir yandan Erdoğan’ın oluru ile Basmane Çukuru’nda yol kat ettik diyen AK Partili siyasetçiler İnan ve Saygılı var. Bir yandan TMSF ile bazı sorunlu maddeler ile protokol yapan Tugay var. Bir yanda bu kentin son 30 yılında CHP adına aksiyon almış isimler var. Tüm bunların görüşlerini havuzda toplayarak daha fazlasını ikna ederek odaları işin içine katarak İzmir’in çıkarı neyse orta noktada buluşması lazım. Büyükşehir’in elini kolunu bağlayarak birilerinin ticaret alanını büyükşehir nezdinde zenginleştirerek onlara fayda sağlayarak değil. İzmir’in çıkarı neyse o şekilde hareket edilmeli. Yoğunluğu yarıya düşürelim, bizim de payımız yarıysa düşsün. Kalanı satalım. İnşaat hakkını büyükşehir satabilir, bununla hem belediye binasını, Karşıyaka Stadyumu’nu, opera binasını yapar. Alanı komple almak mümkünse bekleyebilir. “İzmir’in çözüm bekleyen en önemli sorunu nedir?” diye sorduğumuzda ilk 30’da değil Basmane Çukuru. İzmir’in gündeminde trafik, ulaşım, altyapı, içme suyu, körfezdeki kirlilik var. Basmane Çukuru ilk 30’a girmiyor. İlk 30’a girmeyen sorunu gündeme getirip olmadık protokolleri gündeme getiriyorsunuz. Büyükşehir başkanı kendisine iş arıyorsa iş çok. Bu birinci iş geliyorsa bunun altından birileri bir şey arar. Kocoağlu bilmez miydi bir biçimde çözmeyi, çözmek de istedi ama inşaat piyasasındaki durum buna izin vermedi. Soyer de çözmek istedi. Tüm bu acelenin sebebi belki de Soyer döneminde açılan dava ve TMSF’nin burayı kaybetme ihtimali.