Ege

EGEÇEP açıkladı: HİZ Ege Bölge Meclisi kuruldu!

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), 9-21 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP31) alternatif olarak gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi (HİZ) için İzmir’de hazırlık çalışmalarını başlattı.

Abone Ol

EGEÇEP Eş Sözcüleri Seher Gacar ve Süleyman Eryılmaz moderatörlüğünde düzenlenen “COP31 Antalya’ya Doğru: Nasıl Hazırlanmalıyız?” başlıklı söyleşiye HİZ Türkiye Koordinasyonu Üyesi ve Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası aktivisti Ecehan Balta katıldı. Söyleşi, İzmir’deki sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti.

Toplantıda konuşan Ecehan Balta, daha önce düzenlenen COP’lar ve Halkların İklim Zirveleri hakkında bilgi verdi. COP toplantılarında dünya üzerindeki krizlerin yalnızca iklim krizi başlığına indirgendiklerini ifade eden Balta, meselenin çok daha geniş bir ekolojik kriz olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Balta, Stockholm Dayanıklılık Merkezi’nin ortaya koyduğu “Gezegen Eşikleri” çalışmasına dikkat çekerek, dokuz kritik eşikten sekizinin aşıldığının kaydedildiğini, bu başlıklardan yalnızca birinin iklim değişikliği olduğunu söyledi.

Halkların İklim Zirveleri’nin COP’lara yönelik neden eleştirel baktığının altını bir kez daha çizen Ecehan Balta, COP’larda dünya üzerinde yaşanan krizleri sadece iklim krizine indirgendiğini ancak krizin bundan daha büyük bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Ekolojik krizin çok daha kapsamlı ve sonuçlarının da tüm türler açısında çok daha yakıcı olduğunu biliyoruz” diyen Balta, “Birleşmiş Milletler iklim krizi dediğinde biz ekolojik kriz anlıyoruz” dedi. Stockholm Dayanıklılık Merkezi’nin Dünya'nın istikrarını ve dayanıklılığını düzenleyen dokuz kritik küresel süreç üzerinde insan baskısından kaynaklı artan riskleri vurgulayan Gezegen Eşikleri’ne dikkat çeken Balta, “9 kritik eşik tanımlandı ve 2026 itibariyle 8 kritik eşiği geçtiğimiz kaydedildi. Bu 9 maddeden yalnızca biri ‘iklim değişikliği.’ Dolayısıyla meselemiz çok boyutlu ve mücadelemiz de bu şekilde olmalı” dedi. Balta, COP’ların indirgemeciliğine karşı HİZ’lerin ekolojik krizde çok boyutlu mücadele hattını örmeye çalıştığını ifade etti.

“İki dev düşman!”

Brezilya’da gerçekleştirilen COP30’un da tıpkı diğer COP’lar gibi ekolojik krize karşı somut adımlar atmaktan uzak olduğunu ifade eden Balta, Belem’de düzenlenen HİZ’de ise yerel halkların, köylülerin, kadınların, yoksulların ve tüm “ötekilerin” ekolojik krize karşı somut adımların neler olabileceğine dair tartışmaların derinlemesine yapıldığını hatırlattı. Fosil yakıtlar ve endüstriyel tarımın ekolojik krizi yaratan temel iki aktör olduğunun altını çizen Balta, “Fosil yakıtlar ve endüstriyel tarım dünya üzerindeki tüm varlıkların var olmalarına karşı en büyük iki düşman” ifadelerini kullandı. Ortadoğu başta olmak üzere dünya siyasetinde son yaşananların fosil yakıt endüstrisinin ne denli yıkıcı bir endüstri olduğunu bir kez daha ortaya çıkardığını vurgulayan Balta, “Peki fosil yakıttan çıkalım talebinin ardından ne söylememiz gerekiyor. Belem’de HİZ Deklarasyonu bu tartışmaya ‘enerji demokrasisi’ ile cevap veriyor” dedi. Balta, enerji demokrasisinin; kamusal bir enerji planlamasını, ihtiyaç kadar üretilmesini, enerji kaynaklarının hiçbir türe zarar vermeyecek şekilde çıkartılmasını ve kullanılmasını, metaların aşırı üretimi için enerji kullanımından kaçınılmasını içerdiğini vurguladı. Belem’de endüstriyel tarıma karşı ise gıda egemenliğinin vurgulandığını belirten Balta, “Dolayısıyla Belem HİZ’de ekolojik krizi durdurmak için iki temel düşmana karşı ilk kez bu kadar net bir yanıt verildi” dedi.

Antalya’ya doğru: Ne yapacağız?

Türkiye’de başlayan HİZ çalışmaları hakkında da bilgi veren Balta, “Şu anda Türkiye’nin HİZ çalışmalarında ekoloji, kadın, insan hakları örgütlerinden ve sendikalardan oluşan 110 kuruluş var” dedi. İsteyen herkesin HİZ çalışmalarına katılabileceğini ve HİZ Meclisi’nde sözünü söyleyebileceğine vurgu yapan Balta, HİZ çalışmalarının da herkese açık olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin COP31’de iki konu üzerinde duracağına dikkat çeken Balta, “Birincisi yenilenebilir enerjideki payını artırdığı pazarlaması yapacak. İkincisi de sıfır atık projesinin pazarlamasını yapacak” dedi. Yenilenebilir enerji sektörünün sertifika alımına indirgendiğini belirten Balta, “Öyle bir sektör oluştu ki, örneğin ürettiği bir bardakta 10 birim kömür kullanıyor, gidiyor 10 birimlik yenilenebilir enerji sertifikası alıyor ve bardağın üzerine rüzgarla üretilmiştir yazabiliyor. Yeşil boyama dediğimiz durum bu kadar gerçek” ifadelerini kullandı. Sıfır atık stratejisinin ise mümkün olmadığını vurgulayan Balta, “Türkiye’de sıfır atık planı kapsamında tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması çalışmaları var. Bu iyi bir şey. Ancak Türkiye sürekli olarak Avrupa’dan plastik atıkların ve kimyasal atık içeren plastik atıkların da dahil olduğu çöp ithal ediyor. Bu kimyasal atık içeren plastikler bu ülkede hunharca yakılıyor. Sıfır atık diyorlarsa önce Avrupa’dan çöp ithalini durdursunlar” dedi. Tüm bunların karşısında HİZ’in gıda egemenliği ve enerji demokrasisi talebini yükseltileceğini vurgulayan Balta, “Karbon salımları ve ekolojik kriz sınır tanımıyorsa biz de sınır tanımıyoruz ve dünyanın tüm halklarıyla birlikte 14-18 Kasım’da Antalya’da buluşacağız. Ancak öncesinde bulunduğumuz her yerde HİZ yerel meclislerini kuracağız” ifadelerini kullandı.

HİZ Ege Bölge Meclisi kuruldu!

Balta’nın ardından çok sayıda katılımcı da söz alarak bir yandan önerilerini sıraladı bir yandan da yerel meclislere katılmak istediklerini beyan etti. EGEÇEP olarak söyleşiden HİZ Ege Bölge Meclisi’ni kurarak ayrıldığımızı ve tüm yerellerde çalışmaları hızla başlatılacağınızı duyururuz. Köylüler başta olmak üzere hem insanların hem insan olmayan tüm varlıkların yaşam alanına göz koyan; yağmacı, talancı, sömürücü, harfiyatçı bir anlayışla mücadele ettiğimizi biliyoruz! 20 yıldır olduğu gibi mücadeleden vazgeçmemeye de kararlıyız! Yalnız değiliz! Ülkenin dört bir yanında HİZ çalışmaları devam ederken dünya halkları da bizimle bu çalışmalara kafa yoruyor! Çünkü, “Ekolojik kriz sınırları aşıyorsa biz de sınırları aşıyoruz” ve tüm dünya halklarıyla birlikte yaşam alanlarımızı bir avuç zengine bırakmayacağımızı bir kez daha haykırıyoruz!