Başbakan olmadan evvel, orman arazisine kaçak olarak yaptırdığı ve bu yüzden mahkûm olduğu 3 katlı mütevazi evinde oturan Tayyip Bey, daha sonra çocuklarının düğün takılarını satarak, her biri iki milyon dolar olan, 6 villalı, havuzlu ve güvenlikli aile sitesine taşınmıştı.’¶
Başbakan İtalya’’ya, oğlunun nikah şahidi Berlusconi Biraderini ziyarete gidinceye kadar her şey gayet iyiydi. Çünkü villaların etrafı yüksek duvarlarla çevrili, her tarafı güvenlik kameraları ile donatılmış idi. Böylelikle ziyarete gelenler, çaktırmadan içeriden görülebiliyor, istemediklerine kapılar açılmıyordu. Son zamanlarda önceki mahalleden, Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği’’nden ve Kuran Kursu’’ndan eski arkadaşlar sıkça ziyarete gelir olmuşlardı. Hoş artık hepsi varlıklı kişilerdi, hanımlarının hepsi Cip kullanmaya, Avrupa’’dan ithal son moda türban takmaya başlamışlardı ama, Hanımefendi’’ye ’“nasılsın gıız, ne yapıyo bizim oğlan’” demeleri yok mu, sitedeki herkesi çıldırtıyordu. Bu yüzden ziyaretlere ambargo konmuştu.
Tayyip Bey, Berlusconi ile Roma’’da gezerken, Berlusconi Birader, St. Pietro Bazilikası’’nı göstererek, eliyle ’“çok güzel’” işareti yapmış, Tayyip Bey de Bazilika’’yı Berlusconi’’nin kendi evi anlamış. Türkiye’’ye döner dönmez, danışmanlarına emir vermiş; ’“Tez bize bir saray buluna’”. Danışmanlar İstanbul’’daki sarayları gezmişler ve Hanımefendiye göstermişler. Hanımefendi’’nin tek şartı, bulunacak sarayın Hayrünnisa Hanım’’ın Çankaya’’sından daha büyük olması olmuş. Sonunda ATATÜRK’’TEN bu yana, hatırasına hürmeten kimsenin oturmadığı Dolmabahçe Sarayı’’nda karar kılınmış. Mülkiyeti TBMM’’ye ait olan Saray için Başbakan, TBMM Başkanı Mali Şahin’’e telefon etmiş; ’“Bana bak Mali, Sarayı sen mi verirsin, yoksa ben mi alayım?’” diye sormuş. TBMM Başkanı, ’“Ayıpsın Başbakan’’ım dükkan senin, saray ne ki, nasılsa milli irade sensin, hepsi senin’” demiş. Başbakan gerekli onarımların yapılmasından sonra hayalindeki saraya kavuşacak.
AKP, YENİ ANAYASA PAKETİNE HENÜZ İSİM KOYMADI
Kürt Açılımına, başta Kürt Açılımı deyip sonra Demokratik Açılıma, oradan da Milli Birlik ve Beraberlik Açılım ve Saçılımı deyip, milletin kafasını iyice karıştıran AKP, bu defa işi sıkı tuttu. Pakete baştan isim koymadı. Partilere ’“Paketlerini tanıtmaya gittiklerinde’” ise, ’“Paketimizi elinize alın, destekleyip-desteklememeniz sizin bileceğiniz iş, ama mutlaka paketimiz için isim verin’” diye ısrarcı oldular. Toplanan isimlerden kimin ismi seçilirse ’“PAKETİN İSİM BABASI’” o parti veya kişi-kuruluş olacak.
Verilen isimler şöyle, takdir sizin:
Verilen isimler şöyle, takdir sizin:
CHP= Bu Paket AKP’’nin ’“KORKU PAKETİ’”.
MHP= AKP bize paketlerini getirirlerse, buyurun çay için dedik, fakat kahve içtiler. Bu yüzden bu paket, ’“ KAHVEHANE PAKETİDİR.’”
BDP= Bunların paketlerinden uyuz olduk. Bu paket olsa olsa ’“BOMBA PAKETİDİR’”.
DP Genel Merkezi= Bizi karıştırma, binayı yeni sattık, kış uykusundan henüz uyanmadık, paket mi, ne paketi yahu?
9.Cumhurbaşkanı Sayın DEMİREL= Türkiye’’nin BABASI benim, isim babası da ancak ben olurum; Verin bakayım şu paketi, hımm, yaz Rifat; ’“PATLAK AMPUL’’ÜN PATLAK PAKETİ’”.
Takdir sizlerin’…
ZULU KABİLESİNDEN SONRA, ABORJİNLER DE TÜRKİYE’’YE VİZEYİ KALDIRDI (NGH’’ den alıntıdır)
Son olarak Kamerun’’un Türklere vizeyi kaldırması ile birlikte iyice büyüyen ’“Vizesiz girebileceğimiz ülkeler listesine’” katılan son iki topluluk ZULU KABİLESİ İLE ABORJİNLER oldu. Bu konudaki başarı, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanlığı koltuğunu Zafer Çağlayan’’a kaptıran Küşat Tüzmen’’e aittir. İşsizlikten canı sıkılan eski Bakan, önce KURTLAR VADİSİ’’NDE oynayan kardeşinden rol istemiş, Polat Alemdar karşı çıkınca kendini yollara vurmuş, önce Afrika’’da Zulu’’larla sonra da Avustralya’’da Aborjinler’’le görüşerek, kendi ülkeleri bile olmayan bu gruplarla Türkiye arasındaki vizenin kaldırılmasında öncü olmuştur.
Öte yandan Başbakan Erdoğan da, pronter’’dan okuduğu konuşmasında son 8 yıldır uyguladığı politikaların Türkiye’’nin prestijini arttırdığını; hiç kimsenin gitmeyeceği bu kabilelerin vizeyi kaldırmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Bununla birlikte, Ermeni Sorunu hakkında bu iki kabilenin Türkiye tarafında olmaları, Dışişleri Bakanlığı yetkililerini oldukça rahatlattı.
İZİNSİZ ÇAKRA AÇMAYA SON; (NGH’’den alıntıdır.)
Enerjiden sorumlu Devlet Bakanı Ceylan Bekhendibozuk’’un yaşam enerjisine vergi getirmesinden sonra bir hamle de Hindistan hükümetinden geldi. Spritüel Enerjiden ve İneklerden sorumlu Devlet Bakanı Kadri Çamuur, ’“İpini koparanın çakralarını açtığı dönem sona erdi. Artık kafayı sıfıra vuran ’‘Guruyum ben, ehe ehe’’ diye dolaşamayacak’” diyerek sert çıktı.
Bugüne kadar herkesin kontrolsüzce çakralarını açtığını, Türkiye hükümetinin yaşam enerjisine vergi getirmesi üzerine kafalarında bir AKP ampulü yandığını belirten bakan, sözlerine şöyle devam etti: ’“Bundan sonra ruhsatı olmayan çakrasını açamayacak. Belediyene gideceksin, masrafını ödeyip başvurunu yapacaksın, uygun bulunursan çakran açılacak. Ondan sonra da cüzi bir miktarda aylık ödeme yapılacak. İki ay üst üste ödeme yapmayanın çakrası kapanacak.’”
Sağlık ve başarı dileklerimle’…