Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- İzmir’de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı kutlamaları başladı. CHP İzmir İl örgütü, bu yıl da her yıl olduğu gibi Kültürpark’ta bulunan Lozan Kapısı önünde buluştu.
1 Mayıs’a, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, PM üyesi ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan, İzmir Milletvekilleri Yüksel Taşkın, Sevda Erdan Kılıç, Deniz Yücel, İlçe belediye başkanları, ilçe başkanları, meclis üyeleri ve partililer katılım sağladı.
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, 1 Mayıs kutlamalarında kadın işsizliğine dikkat çekti.
Lozan Kapısı önünde açıklamalarda bulunan CHP’li Asu Kaya, “Bugün 1 Mayıs, işçinin, emekçinin bayramı ama 1 Mayıs'ta Türkiye'de işsizlik tarihi rekor seviyelerde. TÜİK verilerine göre iktidarın başarı masalları yine yerle bir. Kadınların sistematik biçimde çalışma hayatının dışına itildiği görülüyor. İstihdamda erkeklerin oranı yüzde 66 iken kadınların oranı yalnızca yüzde 31’dir. İş gücüne katılımda erkekler yüzde 70, kadınlar ise yüzde 35 seviyesindedir. Genç kadınlarda ise bu oran yüzde 20. Bunlar sadece bir istatistik değil. Bunlar Türkiye'de kadın-erkek eşitsizliğinin, kadın eşitsizliğinin düpedüz aynaya yansıması, gerçeğe yansımasıdır. Yıllardır AKP'nin kara düzeni; kadınları istihdamdan koparan, bakım yükünü, kreş açmayarak, çocukların bakım yükünü paylaşmayarak, güvenceli işi yaygınlaştırmayan 'kadının yeri evidir' anlayışını besleyen bu iktidarın maalesef anlayışının sonucudur” ifadelerine yer verdi.
TEMEL CONTA İŞÇİLERİNE DESTEK
Kaya açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
Kadının emeğini yok sayan, yoksulluğa mahkum eden iktidarın bu kara düzenini biz kabul etmiyoruz. Değerli arkadaşlar, AKP iktidarının kara düzeninde her gün en az bir kadın katlediliyor. Kadınlar güvencesiz çalışmaya mahkum bırakılıyor. Bugün İzmir'deyiz. İzmir'de Temel Conta'nın kadın işçileri tam 508 gündür grev yapıyorlar. Bu kadınlar bir gün gece yarısı çocuklarının yanında sadece düdük çalarak protesto haklarını, itiraz haklarını kullandıkları için gözaltına alındılar. Kadın emeğinin yok sayıldığı, kadının yaşamının yok sayıldığı, kadının hayatının ucuzlaştığı, kadının emeğinin ucuzlaştığı bu kara düzende biz nasıl yaşayacağız? Türkiye'de hayat nasıl devam edecek? Ama gelecek ilk genel seçimlerde, gelecek ilk sandıkta bu kadınlar AKP'nin bu kara düzenine 'yok' diyecek, onları tarihin karanlık sayfalarına gönderecek ve tekrar 1 Mayısları emeklerinin karşılığını alarak kutlayacaklar.”
“ERKEN SEÇİM TALEP EDİYORUZ”
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, “Bugün 1 mayısı kutlayabilen sadece CHP biz 1 Mayıs'ın toplumda daha güçlü etkili ve işçi sınıfı ile beraber halkımızın mutlu ve huzurlu yaşaması için en yakın zamanda yine 1 Mayıs'ta erken seçim olmasını talep ediyoruz. Tüm işçi sınıfının 1 Mayısını kutluyoruz” diye konuştu.
CHP'DEN EMEK MANİFESTOSU!
CHP tarafından hazırlanan Emek Manifestosu okundu. Manifesto da şu ifadelere yer verildi:
Herkese geçinebileceği bir ücretle, güvenceli çalışma olanağı sağlanan; eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik hakkının eksiksiz uygulandığı, yurttaşların kendini güvende hissettikleri “Emeğin Türkiye’si” için:
1. Asgari değil, insanca yaşamayı esas alan bir ücret sistemi kuracağız.
Asgari ücreti açlık sınırının üzerine çıkaracak, yoksullukla değil, refahla yarışan bir ücret politikası inşa edeceğiz. Hiçbir emekçiyi açlık sınırının altında bir maaşa mahkûm etmeyeceğiz. Ücretleri bilimsel veriler ışığında, sendikalarla birlikte belirleyeceğiz.
2. Taşerona, güvencesizliğe, kayıtdışılığa ve kamuda kayırmacılığa son vereceğiz.
Kamuda ve özel sektörde güvencesiz, kuralsız ve örgütsüz çalışmayı sona erdireceğiz. İstihdamın her alanında güvenceli, kadrolu ve sosyal hakları tam işler yaratacağız. Milyonlarca işçinin sosyal güvenliğe erişimini sağlayacak, prim ve emeklilik haklarını koruyacağız. Kamu emekçileri için siyasi sadakati değil liyakati esas alan bir çalışma hayatını yaşama geçireceğiz. Mülakat mağduriyetine son vereceğiz.
3. İnsanca koşullarda yaşanabilir bir emeklilik sistemi inşa edeceğiz.
Emeklilik sistemini adaletli ve sürdürülebilir hale getireceğiz. Emekli aylıklarını insanca yaşam düzeyine çıkaracağız.
4. Sendikasızlaştırmaya ve toplu sözleşme hakkının gaspına son vereceğiz.
Sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Kamu görevlileri dahil bütün çalışanların grev hakkını uluslararası standartlara uygun biçimde tanıyacağız.
5. Çalışırken ölmeyeceğiz, iş cinayetlerine karşı güçlü bir denetim düzeni kuracağız.
İşçi sağlığı ve iş güvenliğini piyasa koşullarına değil, insan onuruna göre düzenleyeceğiz. İşçi sağlığı ve güvenliğini maliyet kalemi olarak görmeyecek, kamusal bir yükümlülük olarak kabul edeceğiz. Denetimleri artıracak, iş cinayetlerindeki cezasızlığa son vereceğiz.
6. Çalışma saatlerini kısaltacağız, yaşam süresini uzatacağız.
Emeği metalaştıran değil, onurlandıran bir düzen kuracağız. Günlük çalışma süresini 7 saate indirecek, emekçinin hayatın merkezinde olduğu refah düzeni kuracağız. Performans adı altında mobbinge son vereceğiz.
7. Kıdem tazminatı hakkını gasp ettirmeyeceğiz.
Emekçinin alın teri olan kıdem tazminatına el uzatılmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu hakkı kuşaklar arası teminat haline getireceğiz.
8. Kadın emeğini görünür kılacağız. Cinsiyet eşitliğini emek politikalarının temeline yerleştireceğiz.
Kadınları güvencesiz işlere, esnek çalışma dayatmalarına ve cam tavanlara mahkûm eden düzeni yıkacağız. Kreş hakkını anayasal güvenceye alacağız.
9. Gençlerin geleceğini MESEM’lerle değil, nitelikli eğitim ve güvenceli istihdamla kuracağız.
Çocukların çalıştırılmasını kökten bitireceğiz. Gençleri ucuz işgücü olarak gören anlayışı tarihe gömeceğiz. İş başı eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyer ve bursiyerlerin ucuz işgücü olarak kullanılması uygulamasına son vereceğiz.
10. Vergi yükünü emeğin sırtından alacağız. Toplumsal yaşamı dönüştüreceğiz.
Dolaylı vergileri azaltacak, çok kazananın çok vergi verdiği adil bir vergi sistemini hayata geçireceğiz. Ücretten değil, servetten vergi alacağız. Sosyal harcamaları artıracak, devletin doğrudan yatırımları aracılığıyla toplumsal yaşamı köklü bir şekilde dönüştüreceğiz.