Politika

CHP'li Güç'ten AK Parti'ye salvo: İzmir susuz kalırsa sebebi AK Parti!

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile AK Parti arasında başlayan DSİ gerilime dahil oldu. İl Başkanı Çağatay Güç, “Buradan açıkça söylüyorum: Eğer bu şehir susuz kalırsa bunun sorumlusu sizsiniz. Ve bu bedelin altında ezileceğinizi herkes bilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Abone Ol

Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, il başkanlığında basın açıklaması gerçekleştirdi.

AK Parti’nin İzmir üzerinden siyaset üreterek ülkenin gerçek sorunlarını unutturmaya çalıştıklarını dile getiren İl Başkanı Çağatay Güç, “Akp iktidarının hedefi, akıllarınca İzmir üzerinden siyaset üretip Türkiye’nin gerçek sorunlarını unutturmak. Eğer gerçekten AKP’nin vatandaşın geçimiyle, sağlığıyla, eğitimiyle, adaletiyle bir derdi olsaydı bugün bu ülke bu halde olur muydu? Emekli umurlarında değil, asgari ücretli umurlarında değil, üniversite öğrencisi, gençler, işsizler umurlarında değil. Ciddi değiller, bilgili değiller, liyakat sahibi hiç değiller. Çıkıp “ciddi olun” da diyemezler. Kayseri’yi, İzmit’i, başka şehirleri örnek verip İzmir’e laf edemezler. Çünkü maalesef her yer aynı durumdadır. Soruyorum: Siz bu ülkede neyi çözebiliyorsunuz? Halkın hangi kesimini düşünüyorsunuz, hangi derde derman oluyorsunuz da şimdi İzmir’e akıl veriyorsunuz? AKP iktidarında geldiğimiz nokta ortada. Bu tablo benim görüşüm değil; herkesin iliklerine kadar hissettiği bir ekonomik kriz, bir sosyal çöküş ve bir toplumsal ayrışmadır. Bugün “Türkiye’de her şey yolunda” diyebilecek tek bir vatandaş yok” dedi.

2026 YILINDA İZMİR’E AYRILAN GERÇEK YATIRIMLAR NEREDE?
2026 yılında İzmir’in hükümet tarafından üvey evlat muamelesi gördüğünü belirten Çağatay Güç, “Haftalardır bir suçluluk psikolojisiyle, sayfa sayfa demeçler veren AKP Genel Sekreteri, milletvekilleri ve il başkanı; konuşuyorlar, anlatıyorlar ama ülkenin geldiği bu acı tablonun İzmir’deki karşılığına tek bir cümle bile kurmuyorlar. Soruyorum sizlere: 2026 bütçesinde İzmir’e ayrılan gerçek yatırım nerede? Bu kente ne yeni bir raylı sistem, ne ciddi bir ulaşım yatırımı, ne çevre, ne altyapı, ne sanayiye nefes aldıracak tek bir büyük proje planlamadılar. İzmir üretir, İzmir çalışır, İzmir bu ülkenin lokomotif kentlerinden biridir. Ama ne yazık ki 2026 yılına geldiğimizde AKP’li siyasetçiler İzmir’i, kelimenin tam anlamıyla koca bir hiçle baş başa bırakmıştır. Bugün basın açıklamalarıyla, hamasi sözlerle gerçeği örtemezsiniz. İzmir’in önüne koyacak tek bir somut yatırım başlığınız yok. Biz İzmir’e yapılanı unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu kentin hakkını masada da, sahada da sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

İZBAN’DA SORUN SİZSİNİZ
İZBAN’da yaşanan sıkıntıların esas kaynağının TCDD olduğunu belirten CHP’li Güç, “Bugün bir kez daha, kimsenin “unutuldu” sanmaması için rakamlarla ve gerçeklerle konuşuyoruz. TCDD’nin İZBAN’a uyguladığı hat kullanım bedeli ve katener enerji ücretleri, son dört yılda İZBAN’ı zarar ettirmek istercesine artırılmıştır. Sadece hat kullanım kilometre ücretine bakın, 2023 yılında 12 TL 2024 yılında 41,20 TL
Bu artış tek bir yılda yüzde 243. Bu düzeltilmemiştir ve unutulmamalıdır. Peki 2025 yılında tablo nasıl oldu? 2025 toplam biniş geliri 1 milyar 162 milyon 269 bin 886 TL Katener enerji gideri ise 376 milyon 856 bin 488 TL, gelirin yüzde 32,3’ü oldu. Hat kullanım bedeli ise 390 milyon 190 bin 29 TL olarak gelirin yüzde 33,5’i buldu. Sadece bu iki kalem, yani hat kullanım ve enerji gideri, toplam gelirin yüzde 65,8’ini oluşturuyor. Henüz burada: Personel maliyeti yok, tren bakım gideri yok, kredi geri ödemeleri yok. Bunları da eklediğinizde bu yapının sürdürülebilir olması mümkün değil. Üstelik hatların kullanım planı, bakımı ve işletmesi tamamen TCDD’nin elinde. Yani sistemi yöneten, bakımını yapan, hatları planlayan sizsiniz; ama bedeli İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, sıkıntıyı ise İzmir halkına yüklüyorsunuz. Bakın, aylardır özellikle sessizler. “Nasıl olsa yükü Büyükşehir’e bindirdik, gitsin” diye düşünüyorsunuz. Biliyoruz. Mali yük Büyükşehir’de, sorun yaşanınca: TCDD susuyor, Bakanlık susuyor, İzmirli AKP’li siyasetçiler susuyor. Ne güzel düzen! Ama gerçek şudur: Sorun sizsiniz. Sorun sizin yönetim anlayışınızdır. Halkımız bilmelidir TCDD’nin bakım yapmaması nedeniyle birçok noktada trenler yavaşlamak zorunda kalmaktadır. 2025 yılı içinde yalnızca TCDD bakım yapmamasından kaynaklı olarak 229 sefer iptali, 95 tahliye yaşanmıştır. Sorunların tamamı TCDD’den kaynaklıdır. Hem hat kullanım bedeli olarak fahiş ücret alacaksınız, hem de İZBAN bu halde oacak… Bunun sorumluluğu da Büyükşehir’inmiş gibi davranacaksınız. Bu kabul edilemez. Bu sistemin altyapısını yöneten, bakımını yapmayan, işletmesini planlayan TCDD’dir. O yüzden diyoruz ki: İZBAN’daki bu krizi çözmek zorunda olan merkezi hükümettir. Bu konuda aylardır sürdürdüğünüz sessizlik, sizin beceriksiz yönetim anlayışınızın en açık göstergesidir” dedi.

ŞOVLARI BİTİNCE KAYBOLDULAR
Buca Onat Tüneli sebebiyle evleri hasar gören Atamer Mahallesi’ne değinene Başkan Çağatay Güç, “Atamer Mahallesi ne oldu bir sesizlik var. Ben size anlatayım durumu; Vatandaşlarımızın can güvenliğini önceleyen bir anlayışla alanda hızla çalışmalara başladı: Riskli alanları tespit yapıldı. Birçok yapının kamulaştırma süreci başladı. Çok yüksek risk taşıyan binaların yıkımını gerçekleştirmek için harekete geçildi. Bununla da yetinmedi; Kira desteği sağladı, Taşınma desteği verdi, Sosyal yardımları devreye soktu. Sonrasında ne yaptı biliyor musunuz? Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden karar çıkardı ve vatandaşlarımıza üç farklı seçenek sundu. Evini kamulaştırmak isteyenlere nakdi ödeme. Evinin bulunduğu yerde yeniden inşa talep edenlere kendi evini yapma imkânı. Başka bir yerde konut isteyenlere ise belediyeye ait konutlardan tahsis. Ve bugün hâlâ vatandaşlarımızla bire bir görüşmeler yapılarak bu süreç sorunsuz sürdürülüyor. Peki, AKP’lilerin o günkü şovları bittiğinde ne oldu? Ortadan kayboldular. Şimdi soruyorum: O mahalledeki yoksulluk için ne yaptınız? İşsiz gençler için hangi adımı attınız? Ülkenin her yerinde giderek artan ve o bölgede de yoğunlaşan madde bağımlılığıyla ilgili hangi çözümü ürettiniz? Koca bir hiç… Çünkü siz artık halktan kopmuş, toplumun gerçek sorunlarıyla ilgilenmeyen bir anlayışın temsilcisisiniz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman çözen taraf olduk. Siz ise sorun üretmeyi tercih ettiniz. Bugün bu ülkenin sorunlarını gerçekten çözebilecek tek partinin Cumhuriyet Halk Partisi olduğu açıktır” diye konuştu.

BU ŞEHİR SUSUZ KALIRSA SEBEBİ SİZSİNİZ
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile AK Partili siyasileri sık sık karşı karşıya getiren DSİ polemiğine Güç de dahil oldu. Çağatay Güç açıklamasında, “Su sağlamak Devlet Su İşleri’nin asli görevidir. Yetki de, sorumluluk da DSİ’dedir. bilip de gereğini yapmamak ise bu kenti cezalandırmaktır. DSİ’nin yıllardır İzmir için sağlıklı bir su planlaması yok. Baraj yapmıyorsunuz, yeni kaynak üretmiyorsunuz. Peki madem öyle, İZSU’nun kuyu açma taleplerine neden engel oluyorsunuz? Bu şehri susuzluğa mahkûm eden bir zihniyet bu ülkeyi yönetemez. Beceremiyorlar, yapamıyorlar; her işi siyasete alet ediyorlar. Artık bu ülkede, halkın sorunlarını çözebilen bir devlet yapısına ihtiyaç var. Dün Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AKP Grup Başkan vekilinin CHP Parti sözcümüze yönelik nezaketsiz ve üstenci bir üslup kullandığını hep birlikte izledik. “Ben çözdüm, ben yaptım, gelecek, olacak” dedi. DSİ’nin vatandaşı için vermek zorunda olduğu izinleri sanki kendi lütuflarıymış gibi anlatıyorlar. Bu ülkenin bir devlet aklı yok mu? Genel Sekreter Ankara’ya gitmiş, çok uğraşmış… Bunu bir başarı hikâyesi gibi sunuyorlar. Oysa bu tablo, devletin ne hâle getirildiğinin açık göstergesidir: İş çözemeyen, plan yapamayan, vatandaşı susuzlukla tehdit eden bir bürokrasi düzeni. Buradan açıkça söylüyorum: Eğer bu şehir susuz kalırsa bunun sorumlusu sizsiniz. Ve bu bedelin altında ezileceğinizi herkes bilmelidir” ifadelerine yer verdi.

AK PARTİLİLERİN GÖREVİ ENGEL OLMAK DEĞİL SAHİP ÇIKMAKTIR
Bornova’da yaşanan okul ruhsatı gerilime yönelik açıklamalarda bulunan Çağatay Güç, “Yaklaşık 20 ay önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Erzene Mahallesi 159 ada 30 parsel için 16 derslik okul yapımına ilişkin ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuru sırasında belediyemiz, bölgede kapsamlı bir kentsel proje hazırladığını ifade etmiştir. Belediyemiz tarafından İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne; Aynı bölgede bulunan başka bir eğitim alanında kamulaştırmaların yapılarak okul inşaatının belediyemizce üstlenilmesi, Mevcut alanın ise Bornova Meydan Projesi kapsamında meydan, müze ve yeraltı otoparkı olarak değerlendirilmesi önerilmiştir. 1972 yılında yıkılan Kars İlköğretim Okulunun aslına uygun olarak rekonstrüksiyonu yapılarak Milli Eğitim Müzesine dönüştürülmesi, Yıkılmış durumda olan Bay Lane Köşkünün aslına uygun biçimde yeniden yapılarak Mimarlık Müzesi olarak düzenlenmesi, Alanın altına yeraltı otoparkı yapılması planlanmıştır. İl Milli Eğitim Müdürlüğü sürece başlangıçta olumsuz yaklaşmış; belediyemizin taleplerin tamamını kabul etmesine rağmen proje reddedilmiştir. Bunun üzerine Ankara’da Bakan Yardımcısı ve Bakanlık yetkilileriyle görüşmeler yapılmış, bütçe yeterliliği sunulmuş ve süreç son onay aşamasına kadar getirilmiştir. Müzelerin Bakanlığa devri kabul edilmemiştir. Müzelerin belediye bünyesinde kalması şartı korunmuştur. Kars Halil Atilla ve Serintepe Yunus Emre okullarının 16 derslikten 24 dersliğe çıkarılması kabul edilmiştir. Serintepe Yunus Emre Okulu alanında Büyükşehir Belediyesine ait yaklaşık 700 m² alanın kamulaştırma sürecinin çözülmesi talep edilmiş ve kabul edilmiştir. “Oyalama” iddialarının gerçeği işte budur. Bu tablo, iktidar partisinin İzmir’e ve Bornova’ya bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır. Kentine vizyon katan, geleceğini düşünen ve büyük bir özveriyle çalışan belediye başkanlarımızın önüne sürekli olarak engeller çıkarılmaktadır. Bugün Bornova için tarihî bir dönüşüm anlamına gelecek bu proje; katkı sunulmadığı gibi, tüm şartları yerine getirilmiş olmasına rağmen siyasi saiklerle durdurulmuştur. İzmir’e hizmet eden, vizyoner projeler üreten bir Bornova Belediye Başkanımız varken, AKP’li siyasetçilerin görevi engel olmak değil, bu şehre sahip çıkmak olmalıdır” dedi.

CESARETİNİZ VARSA SANDIĞI GETİRİN
Güç açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;

“AKP’li İzmir milletvekillerini ve ildeki AKP yöneticilerini gerçekten üzülerek izliyoruz. Yaşadıkları kentin sorunlarıyla, İzmirlinin derdiyle tasasıyla hiçbir bağı kalmamış bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız. Sanıyorlar ki ne kadar çok konuşurlarsa, İzmirliler onları o kadar çok çalışıyor zannedecek. Ama bu topraklarda bir gerçek vardır: Buna Anadolu irfanı denir.

Bu millet boş lafı sevmez. Karşılığı olmayan, icraatı olmayan, sürekli suçlayan ve negatif siyaset üreten anlayışa asla itibar etmez. Bugün çıkıp da “İzmir için şunu yaptık” diyecekleri tek bir somut işleri yok. Ama her gün kameraların karşısına geçip demeç vermekte üzerlerine yok. Kendi aralarında adeta basına açıklama yapma yarışına girmiş durumdalar. Sormak istiyorum. Acaba bu açıklamaları izleyip kendi kendilerine “Bugün de çok iyi konuştuk” mu diyorlar? İzmir bunu kabul etmez. Bu şehir laf değil, iş ister. Bu halk bahane değil, çözüm ister. O yüzden buradan açıkça söylüyorum: Çok konuşan değil, çok çalışan kazanır. Eğer gerçekten cesaretiniz varsa, sandığı getirin.”