Burdur'da, "Millet iradesine sahip çıkıyor" mitinginin 93'üncüsüne katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iç ve dış siyasete ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalardan başlıklar:
"Alnının terini toprağa damlatan çiftçilere, gün ağarmadan mesaiye koşan emekçilere, yıllarını bu ülkeye adayan emeklilere, canım Burdur'a selam olsun, hoş geldiniz. Kışın ortasında bu meydanı doldurup taşanlara, güzelim Burdur'un tüm canlarına selam olsun.
Ömrü Antalya'ya hizmetle geçen, sadece kendisinin bağışladığı 500 milyon TL'lik arsayı bağışlayıp okul yaptıran Muhittin Böcek'i ziyaret ettim. Kendisini günde 24 tane ilaç içiyor. Siyasi nedenlerle cezaevinde tutulan tüm arkadaşlarımıza büyük bir selam gönderiyorum. Tayyip bey, aylar önce demişti ki bir ay geçmeden birbirinin yüzlerine bakamayacaklar. O sözün üzerinden 11 ay geçti ve ben meydanlardayım. CHP'liler meydanda. Hiçbir AK Partiliyi meydanda görüyor musunuz? Çarşıya çıkabiliyorlar mı, pazara çıkabiliyorlar mı? Hayır çıkamıyorlar.
Yargı kollarıyla bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar. CHP sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır. Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır. Çünkü haklılar, kendilerinden emin olur ve karanlık kaybeder aydınlık kazanır, kötülük kaybeder iyiler kazanır.
Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan, sabahın erken saatlerinde jandarma zoruyla gözaltına alındı. Hemen hukukçu arkadaşlarımızı gönderdik işin aslını öğrenmek için. Amaç suçluymuş gibi göstermek, amaç itibar kaybettirmek. Suçlandığı konu şu: Bir vakıf var bu vakıfa para giriyor para çıkıyor. Bolu'da okuyan ya da Bolulu olup şehir dışında okuyan ihtiyaç sahibi çocuklara burs veren bir vakıf.
Bu vakıfa iş insanları bağış yapmışlar. Diyorlar ki; 'sen bu vakfa bağış yap sonra konuşalım' demişsin. Ancak bizde, belediye başkanı kendisine kör kuruş almaz, bizim belediye başkanımız fakirin çocuğuna gidecek parayı vakfa almış, biz bununla övünürüz, bununla gurur duyarız. Kimin adının yüzde 10 olduğunu biz çok iyi biliyoruz.
İran'dan sabah saatlerinde haber geldi. Trump ve Netanyahu, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldırıya başladılar. İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden bir diplomasiyi Türkiye'nin mutlaka takip etmesi gerekir. İran'daki kadınların özgürleşmesini sağlamak ne İsrail'e ne de ABD'ye düşer. İran ile ilgili kararı İran halkı verecektir.
Şu an CHP, bütün maddi imkansızlıklara rağmen sımsıcak bir belediyecilik yapıyor. Siyaset öncelik belirleme işidir. İktidarın da maddi varlıkları harcarken neye öncelik verdiğine bakmak lazım. Bugünkü iktidar varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. Burdur Meydanı'ndan and olsun ki CHP gelecektir önceliği emekliye, çalışana, çiftçiye, öğrenciye, önceliği millete verecektir.
Yapılacak seçim, demokrasi diyenlerle otokrasi diyenler arasında olacak bir seçimdir. Bundan sonra bu devir böyle mi gidecek yoksa yeni bir devir mi açılacak. O zaman o sandık gelecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Bugüne kadar oy alan iktidar kime iyi geldi? 8 çeyrek altın alan emekli artık 1.5 çeyrek altın kadar maaş alabiliyor.
Burdur Gölü, yüzde 50'sini kaybetti. Tarım Bakanı bir vaatte bulundu, acil eylem planı yapacaklarını söyledi. Son acil eylem planı Burdur'da 2016'da yapılmış ve atık su arıtma tesisi yapılması, günde 20 bin metreküp suyun göle gönderilmesi var. Üzerinden 10 yıl geçmiş ve hiçbiri yapılmamış, 1 teki yapılmış o da Ali Orkun Ercengiz başkanımız sözünü tuttu ve su arıtma tesisini gerçekleştirdi. Kendisine helal olsun, sözünü tutmayanlara da yazıklar olsun. Binali beyin duyurduğu Afyon, Burdur, Isparta arasındaki tren yolu projesinden eser yok.
Şeker fabrikasını gözümüz gibi sakınıyoruz ve o fabrikanın özelleştirilmesine izin vermeyeceğimizi söylüyoruz. Burdur ekonomisinin iyileşmesini Tayyip beyden beklemiyorum. Bir tek şey bekliyorum sandığı getir, milletin yakasından düş, gerisini biz yapacağız.
Burdur'da süt üreticisi, özel sektörün eline kaldı. Sütün litresi 27 liraya mal oluyor ama 22 liraya satılıyor. Süt inekleri kesime gidiyor. 30 ay bakıyorsun sonra yem süt paritesinden dolayı her gün zarar edince hayvanı kesime göndermek zorunda kalıyor hayvancılık uğraşan. Burdur'da bir kooperatif olmadığı için bunlar yaşanıyor. Kaç paraya isterlerse ona süt aldıklarını biliyorum. Planlamaya ihtiyaç var çıkar çevrelerini değil, üreticiyi, tüketiciyi desteklemek gerekiyor.
24 yılda 2.5 milyon hektar arazimiz tarım yapmaktan çıkmış. Bu 4 tane Burdur demek, 24 yılda 500 bin çiftçi tarımı bıraktı. Bizim 1 milyon çiftçi kazanmamız gerekirken 500 bin çiftçi kaybetmişiz. Bu ülke kendisini ve Ortadoğu'yu doyuran bir ülkeydi eskiden. Yoksulluğun sebebi, çiftçinin borçlarını çevirememesinin sebebi tarımdaki, hayvancılıktaki haksızlıklardan kaynaklanıyor.
Biz planlı üretim yapacağız. Kim ne ekeceğini ne kadar ekeceğini bilecek. Bütçeye olması gerekenin beşte birini destek olarak koydular. Tarım için yüksek faizli kredi kullandırıyorlar. İktidarımızda bir kereye mahsus olmaz üzere çiftçinin faiz borçlarını sileceğiz. Çiftçiye 'Ananı da al git' diyen gidecek, 'Çiftçi milletin efendisidir' diyen CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu gelecek. Burdur'un, çiftçinin sorunları bir iradeyle değişir, değişim iradesiyle. Seni görmeyeni sen de sandıkta görmeyeceksin.
Yan yana durmanız, itiraz etmeniz çok kıymetlidir. Çiftçi kurtulmadan işçi kurtulmaz, öğrenci kurtulmadan polis kurtulmaz, emekçi kurtulmadan emekli kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.
Bugün 28 Şubat, tarihe post modern darbe olarak geçen müdahalenin yıldönümü. Darbenin hiçbirisiyle bizim işimiz olmaz. Ancak 15 Temmuz'da, Tayyip beyin altına uçak verdikleri Meclis'i vururken biz o gün, Meclis'i açın birlikte direnelim dedik. Darbe gecesi milletin tercihlerinin arkasında durduk. 28 Şubat'ta yaşananları sanki CHP yapmış gibi bir anlayışa sahip. CHP, inanç özgürlüğünün, isteyenin istediği gibi yaşamasını savunur. Biz Ege Üniversitesi'nde türbanlı arkadaşlarımız için 'Onlar derse girmeden biz de derse girmeyiz' diyen demokratlarız.
28 Şubat mağduriyeti üzerinden eski defterleri açmış bir siyasetçi buradan siyaset yapmaya çalışıyor. Sizin inancınızın da tüm özgürlüklerin teminatı da CHP'dir. Siyaset umudu örgütleme işi, umut vermek işi, korkuyu örgütlemek siyasetin işi değil o mafyanın işi. Ama Tayyip bey bizim üzerimizden korku yaymaya çalışıyor. Ancak bu millet insanın gözüne baktığında samimiyetini görür, anlar. Herkese 28 Şubatçı diyenin kutuplaştırmadan medet umduğunun, bir yandan Milli Eğitim Bakanıyla, yazarlarıyla çizerleriyle ne yapmaya çalıştıklarının farkındayız.
Bu parti, her türlü darbenin karşısında durmuştur; şimdi de 19 Mart darbesinin karşısında durmaya, tüm arkadaşlarımızın yanında durmaya, bu AK Parti'nin kara düzeninin karşısında dimdik durup mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu kara düzen, kadınların cinayetlere kurban gitmesine neden oluyor onları umutsuzluğa sürüklüyor. CHP döneminde ev kadınlarına emeklilik hakkı tanıyacağız. Ev kadınlarını sigortalandıracağız ve her kadının sigortasına karşılayarak Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ev kadınlarına en büyük hediyeyi vereceğiz.
Erdoğan birçok kez yargılanmıştır ancak bir gün tutuklu yargılanmamış, cezası Yargıtay'da kesinleştiği zaman telefonla çağrılmış, davul ile zurna ile cezaevine gönderilmiştir. Çok daha az suçla suçlanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu evinden polisle alınıp tutuklanmıştır. Metrodan sesi kaldırılmış, İstanbul'daki afişleri kaldırılmış, onun resmiyle mitinge gelen gençler engellenmeye çalışılmaktadır. Kendisini bir kez daha uyarıyorum.
İptal ettiğin seçimlerde fark 13 bindi, fark 806 bin oy oldu. Millet, haksızlığa karşı çıktı. Millet, ben böyle hasetlikten hoşlanmam dedi. Bu millet devletini sever, devleti için şehit de olur. Ama devleti, milletin karşısına dikerken millet bundan hoşlanmaz. Bu millet kaymakamdan ilçe başkanı, validen il başkanı istemez. Bu millet devletin askerini, polisini, evlatlarını bir partinin emrinde görmek istemez.
Bugün 93. kez meydandayız, oradan buradan kimseyi taşımadan, meydanları dolduruyoruz. Bu meydanlarda her şey oldu yağmur yağdı, kar yağdı, bayılanlar oldu ama bir tek cüzdan çalınmadı. Bu meydanda ben başı dik, yürekli aslanları görüyorum. Mitinglerde 14-15 milyonları aştık bir tek taciz olmadı. Bu meydan böyle bir meydan Tayyip Erdoğan. Sizinle ne kadar övünsek o kadar gurur duyuyoruz.
Ekrem İmamoğlu'na hırsız dediler, terörist, yolsuzluk yaptı dediler. Demediklerini bırakmadılar. Ama biz biliyoruz ki onun kursağından haram geçmedi, geçmez. O yüzden onun yanında durdunuz. Yazdıkları iddianameye tek bir kanıt koyamadılar. Gaziosmanpaşa Belediye başkanımızın odasındaki kasadan mühür çıktı, onlar dolar çıktı dediler. O belediye başkanımız da Bayrampaşa ile Beyoğlu ile birlikte içerde ve 10 aydır iddianame bekliyor. Yazıklar olsun bu kara düzene.
Ekrem Başkana yeni bir dava açmışlar, makam aracı davası. Belediyeye, kendi şirketinden araç kiralamış. Ekrem başkan, kendisinden önce AK Partile bir şirketten faiş fiyatla yapılan ihaleyi bozup, bedelsiz olarak kendi şirketinden araç tahsis etmiş buna rağmen dava açmışlar. Ama sert kayaya çarptılar, teslim olmayacağız. AK Parti çevresini zenginleştirip, milleti fakirleştiren siyasi ömrü nihayete ermiştir. CHP, Türkiye'yi yönetmeye tek başına talip değildir, yüz yıl önceki gibi bu meydanda olduğu gibi bizim de bir ittifakımız vardır.
İttifakımız renklerini Ay Yıldızlı bayraktan alır ve içinde sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakar demokratlar, Türk demokratlar, Kürt demokratlar vardır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Türk bayrağı ve milli birliğimizle sorunu olmayan herkese ittifakımızın kapısı açıktır. 2 Mart Pazartesi günü Türkiye'nin sorunlarından 20'sinin kalıcı olarak çözülmesi üzerine adım atıp açıklayacağız. Hep birlikte çalışarak iktidara ulaşacağız. CHP iktidarı yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye gelecektir."




