'Yerel Seçimler ve Cumhurbaşkanlığı Seçiminin Ardından İzmir ve Türkiye' konulu panele CHP Genel Başkan Yardımcıları Sencer Ayata, Burhan Şenatalar, milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı.
BAŞARI ELDE ETTİK
CHP İzmir İl Başkanı Ali Engin yaptığı konuşmada, yerel seçim sürecine değindi. Engin, 'Bu toplantı 'Biz nerede hata yaptık?' toplantısı değildir. Biz yerel seçimlerin ardından toplantılarda, parti içi toplantılarda bu eksikleri tartışıyoruz. Burada akademisyenler var. Sadece CHP'nin eksikleri üzerinden değerlendirme yapmak yanlış olur. CHP olarak İzmir'de yerel ve genel seçim geçirdik. 30 ilçemizin 22 ilçesini CHP'li başkanlar kazandı. Urla ve Konak'ta kadın belediye başkanlarımız ve genç kadromuz var. Tecrübeli bir Büyükşehir Belediye başkanlığı liderliğinde yürüyen ilçe belediye başkanları ve deneyimli bir il yönetimi var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yükün büyük bölümünü CHP aldı. İzmir'de önemli bir başarı elde ettik. İzmir, Türkiye'nin birçok yerinden gelen insanların barış içinde yaşadığı, Cumhuriyet ve Atatürk'e sahip çıktıkları, inançların bir arada bulunduğu bir kent. İyi ki burada yaşıyoruz' dedi.
SORUNLARA ÇÖZÜM BEKLİYORUZ
Engin, İzmir'in hükümet tarafından engellendiğini ifade ederken, 'İzmir'in sorunları var. Son Büyükşehir yasası ile birlikte görevler Büyükşehir Belediyesi'ne verildi. Anadolu'nun birçok illerinde özel idare malları belediyelere verilirken İzmir'de 4 milyar TL'lik yerel servet hazineye devredildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri önemli yatırımlar yaptı. Kentimiz yerel kalkınmada, çevrede, ulaşımda örnektir. Hükümetin ve bürokrasinin engelleri ile karşılaşıyoruz. AKP İl Başkanı'na projeleri ve bekleyen hizmetleri sunduk. Sorunların çözülmesini bekliyoruz' diye konuştu.
OY KAZANMAK ASLANIN AĞZINDA
CHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sencer Ayata konuşmasında 'seçmen davranışına' değindi. Ayata, 'AKP ve CHP'nin oylarının toplamı yüzde 75'in altına düşmüyor. Geri kalan partilerin oyları daha sağlam temele oturmaya başladı. Her siyasi partide seçmenlerin önemli bölümü partisine bağlı... Seçmenler artık eskisi gibi yer değiştirmiyor. Seçmenlerin yüzde 15'i değişken durumda... Bu oran çok azaldı. Bir yanda da diğer partiyi düşünenler var. Bunların oranı da yüzde 30'u buluyor. Bazı seçmenler birçok durumda oylarını değiştirebildiklerini söylüyorlar. Bundan sonra oy kazanmak aslanın ağzındadır. Durumunu bilemediğimiz yüzde 20'lik bir kısım var. Yarışın alanı dar ve önem kazanıyor. Partilerin programları, söylemleri, örgütler önemli ama bu kadar küçük kitleden söz ediyorsak o kitleyi iyi tanımamız gerekiyor' dedi.
EĞİTİMLİ KESİMİN DESTEĞİNİ ALIYORUZ
Partinin durumu hakkında bilgi veren Ayata, 'CHP açısından baktığınızda eğitim çok önemli bir durum görünüyor. Eğitimli seçmenler CHP'yi tercih ediyor. AKP'nin ilkokul ve altı eğitimden aldığı oy oranı yüzde 60 ve 70 oranına geliyor. CHP ise oyları eğitimli kesimlerden alıyor. Biz bunu söylüyoruz ama konuşurken sanki eğitimsiz kesimi küçümsüyor gibi konuşuyoruz. AKP özellikle son zamanlarda 30 yaş altı kesimlerde oy kaybı yaşıyor. CHP'nin yerleşim birimleri büyüdükçe oyları artıyor. AKP'nin ise oyları azalıyor. Kentte kalma süresi 20 yılı geçince kentlileşme olduğu için bu durum oyları etkiliyor. Daha fazla süreli kalanlar içinde CHP oyları artışa geçiyor. Siyaset bilimciler ülke üzerinde duruyorlar. İzmir'de de oylarını arttıran ilçeler var. İlçelerde sürekli olarak oy artıyorsa partiye oy vermeyen seçmenler de etkileniyor. Bitişik ve komşu ilçeleri de etkiliyor. Karşıyaka ve Bayraklı gibi değerlendirilebilir. CHP daha çok sol ve merkezden, AKP ve sağdan oy alıyor. Partimizde sağa kayma konusu var. Hata yapmamamız gerekiyor. Eskiden beri bayrak ezan, din ve milliyetçilik vurgusu vardır. Belli kesim için din ve milliyetçilik ayrışıyor. Yaşam tarzı, giyim kuşam konusunda farklılıklar dengeleri değiştiriyor. Eskiden merkez sağa oy vermiş ama bugün AKP'ye oy veren ciddi bir kesim var. Hiç merkez sağa oy vermemiş ama AKP'ye oy veren de ciddi bir kitle bulunuyor. Yüzde 40 oy oranının Ecevit yakaladı ve adını dağlara taşlara yazdırdı. O dönem CHP, gücünü yükselen kesimlere dayandırdı. O zaman ciddi sendikalaşmış ciddi bir kitle vardı. Bu mesele sadece 'Karaoğlan' meselesi değildir. Türkiye'de atanan, atanamayan 1 milyon üzerinde öğretmen var. Yanlarında yakınları oy verse bizim oy oranımız yüzde 40'ı geçiyor. Toplumun en hızlı büyüyen kesimi beyaz yakalılar. Bu kitlede oy oranımız yükseliyor' diye konuştu.
Ayata, partiye de önerilerde bulundu. Ayata, 'CHP'nin maksimum oya çıkması için nasıl bir parti olması gerektiği soruluyor. CHP demokrat, sol, dindar olursa diye gidiyor. Hepsi yüzde 30'un altında kalıyor. Bir tek durum var. Kalkınmacı parti olursa parti oy alabiliyor. En büyük potansiyeli budur. Her iki MHP'liden birisi bile o zaman oy veriyor. Eğitim, genç kadınlar, gelişmiş eğitimli kişiler partimizin önünü açar' ifadelerini kullandı.
İYİ DEĞERLENDİRİLMELİ
Panelde Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Tosun, yerel seçim ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi. Tosun, 'Yerel seçim öncesindeki yolsuzluk sorunu iyi değerlendirilemedi. Seçim sonuçları bunu gösteriyor. Türkiye'nin kıyı illerinden Anadolu'ya gittikçe varlık gösteremeyen bir CHP var. Kimileri de bunu 'sahillerin partisi' olarak nitelendiriyor. Türkiye'de yerleşik seçmenin büyük bölümü kıyı ve Batı'da toplanıyor. Bu durum iyi yönetildiğinde avantaj olarak görünüyor. Yerel ve genel seçimleri arasında radikal bir kırılma yaşanmadı. MHP oyu arttırıyor. İzmir'de bu durum belirgin şekilde ortaya çıktı. CHP, 2009 yılında kendisine verilen kırsaldaki milliyetçi kırsal oyu niye tutamıyor. Bunun araştırılması gerekiyor. 2014 oyunun üzerine çıkması için bunu yapması lazım. AKP 2014 ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde milliyetçi kesimden oy aldı. Ama doyma noktasına geldi. Ya kırılacak ya da diğer partilere kayacaktır' dedi.
SON SONUÇLAR
Konsensus Araştırma Şirketi Genel Müdürü Murat Sarı ise yeni çıkan araştırma sonucunu paylaştı. Sarı, 'Bu Pazar günü milletvekilliği seçimi olsa AKP yüzde 34.7, CHP yüzde 18, MHP ise yüzde 9, HDP ise yüzde 5.5 oranı çıkıyor. Hiçbir partiye oy vermem diyen de yüzde 15 oran var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu oran yüzde 20'yi geçti' diye konuştu.
'BİZ ÖDEDİK, AKP YAPTI'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Selin Sayek Böke de Türkiye'nin geçmiş 10 yılını kapsayan ekonomik durumunu değerlendirdi. Böke, ' Ekonomiyle ilgili değerlendirme yapmak için son yerel seçime değil geçmiş 10 yıla bakmak lazım. Kalkınma stratejisi çok önemlidir. Bunun içinde ekonomiden bahsetmemek mümkün değildir. Seçmen bazı şeylerin değişeceğini ve değişmeyeceğini duymak istiyor. Son 10 yıla baktığımızda genel seçmene sorduğunuzda ekonomi gayet iyi gidiyor diyor. Bu yanlış. Bakalım bu kadar iyi gidiyor mu ekonomi? Büyüme oranıyla AKP'ye oy oranı arasında paralel artan bir oran var. Bu AKP'ye has bir şey değil. Ekonomik olarak başarılı gözükenler tekrar seçiliyor' dedi.
Böke ayrıca şunları söyledi: 2002-2006 dönemi en başarılı olduğumuz dönemdi ama bizim gibi büyüyen ülkelerde vardı. Yani sadece biz yapmadık. 2013'e uzatırsanız büyüme oranı 3,5 oluyor. Her zamanki gibi yavaş büyüdüğümüzü gösteriyor. 2007'den beri iyi niyet sunan bir hükümet var. İktidarda olan bir hükümetin sadece iyi niyet sunması kabul edilebilir bir şey değildir. 2008'den sonra dünya da değişti. Bir kriz ve yavaşlama oluştu. Küresel krizi biz kendi iyiliğimiz için değil günü kurtarmak için kullandık. Hiçbirimiz için iş ve aş yaratmayan bir ekonomik bir durum vardı. AKP'nin başarılı gibi görünmesinin arkasında vergisini ödemiş, kemerini sıkmış olan bizler varız. Biz ödedik AKP yaptı. Şimdi ise genel bir politikasızlık var. Bir dizi masal anlatılıyor. Ama buna rağmen AKP'nin en başarılı politikalarından biri ekonomi olarak görülüyor. Demek ki biz doğru anlatamamışız, başarının ve başarısızlığın nerden geldiğini anlatamamışız. Bundan sonra daha iyi anlatmalıyız ki eleştiren ama olumsuzlukta boğulmayan geleceğe dair beklentilere ortak olmalıyız. Geleceğe dair umut barındıran bir kalkınma hamlesi yapmalıyız. Biz iktidar olduğumuzda geleceğe özel sektörü boğan değil kurallı işlemesini sağlayan piyasa ekonomisi yaratmak için düzenleyen denetleyen kamunun ortaya çıkması. Bunun faydası yüzde 7 büyüme olarak gerçekleşmişti. İnsanlarda iş bulma umudu yok. İlk yapmamız gereken şey işe katılma olanağı sağlamak. Kadınlarımız işe katılmak istemiyor. Hem umut yok hem de gerek yok olarak düşünülüyor. Bilgi ekonomisine dayanan üretmeyi gerçekleştirmeliyiz. Becerilerin de artması gerekiyor. Kadınlarımız eğitimden dışarıda tutuluyor. Eğitim politikasının kendisi eğitime engel oluyor. Büyüyen ülke olmamızın arkasında kadınlarımız yatıyor. Kadınlarımız çok önemli. Bundan sonraki 10 yılı kaybetmeden ekonomik olarak güçlenerek geçirmemiz gerekiyor. Türkiye'nin artık bir 10 yılı daha kaybetme durumu yok.
MUHALEFET DEĞİL İKTİDAR SORUNU VAR…
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Yardımcısı Şükrü Küçükşahin ise, 'Ben ülkede bir muhalefet sorunundan daha çok bir demokratik iktidar olmama sorunu olduğunu düşünüyorum. Ama CHP ikna etme yönünde kendini halka çok iyi anlatamıyor düşüncesindeyim. AKP'nin kadrolarını da biliyorum, CHP'nin kadrolarını da biliyorum. İnanın siz çok çok daha iyisiniz. Ama CHP ikna etme yönünde kendini halka çok iyi anlatamıyor düşüncesindeyim. Ayrıca lider çok önemlidir. Anketler gösteriyor ki CHP'nin oylarının tırmanış gösterdiği dönem liderin değiştiği dönemler oluyor' şeklinde konuştu.
'KADINLAR OLMASA…'
Panelde Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da bir konuşma yaptı. Başkan Kocaoğlu söze kadınların başarısına parantez açarak başladı. Kocaoğlu, 'Eğer İzmir'de kadınlar olmasa biz burada başarılı olamazdık. İzmir'in kadınları çalışmasa, söz sahibi olmasa, dağ taş demeden çalışmasa biz burada başarılı olamazdık. İzmir'in kadınları sosyal hayata direk girmese, meydanda kamu alanlarında olmasa zaten İzmir bugünkü İzmir olamaz. Biz bunu öncelikle İzmir'in özgür ruhlu mücadeleci kadınlarına borçluyuz. Bu bir iltifat değil gerçeğin tespitidir' ifadelerini kullandı.
Kocaoğlu ayrıca şunları söyledi: Gençlere gelince, gençler adı üstünde delikanlı. Gençler umut ister. Gençler hedefe yürümek ister. Gençler tez canlıdır. Onlara hedef göstermek zorundasınız. Onlarla birlikte yürümek ve paylaşmak zorundasınız. Öbür türlü gençleri, gençlik kollarını değerlendiremezsiniz. Biz yerel yönetimlerin çok çok önemli olduğuna inanıyoruz. Yerel yönetici olduğum için söylemiyorum. Genel seçime yerel iktidardan gidildiğini. Uzun yıllar muhalefette kalmış bir partinin yapabilirliğini, dürüstlüğünü, adalet dağıtmasını, ülkesine kendini sevmesini ancak ve ancak yerel yönetimler gösterir. Bu yerel yönetimlerin başarısıyla duruşuyla genel iktidara yürünür. Bugün İzmir'de 1999'da Ahmet Piriştina'nın aldığı sosyal demokrat bayrağı 2004'te yeniledi ama ömrü yetmedi ve biz aldık. Ve öyle sanıyorum ki uzun yıllar daha CHP İzmir'de güçlenerek iktidar olacaktır. Bunu nasıl yapıyoruz? Neden İzmir'de yerel yönetimle halk birlikte yürüyor? Biz tabi ki Atatürkçüyüz. Bunu bu zamanda söylememe gerek var mı? Tabi ki insan hakları savunucusuyuz. Bunu da söylemem gerek yok tabi ki çoğulcu katılımı savunuyoruz bunu da söylememe gerek yok. Bunu bir CHP'li Genel Başkanın, milletvekilinin, belediye başkanının söylemesine gerek yok. Bu bizim kimliğimiz. Biz katılımcı demokrasi uygulayacağız. Kentimizi böyle yöneteceğiz. Bilmiyoruz. Öğreniyoruz. Yeter ki gel diyor. Bir sürü aşamalardan geçiyoruz. Ve aklı ve bilimi kullanıyoruz. Stratejik planları, yol haritalarını aklın ve bilimin sentezinden geçiriyoruz. Bizim yerel yönetimlerdeki başarımızın sırrıdır. Biz adına 10 sene evvel yerelde kalkınma dediğimiz bir stratejiyle sanayide, teknolojide, hizmet sektöründe, tarımda, kültürde, sanatta geliştirmek üzere yol haritamızı belirledik yürüyoruz. Tekrar ediyorum aklı ve bilimi kullanıyoruz. Sabah kalkıp proje üretmiyoruz. Dur bakalım ne getirecek, ne götürecek, maliyeti nedir, Kente ne katacak, insana ne katacak diyoruz. Meydanda kamu alanında hayatın içinde okulda beraber olup paylaşırsak ancak o şekilde toplumu ileri götüreceğimize inanıyoruz.
Türkiye'nin 3'üncü borçlu belediyesiyken şimdi en güçlü kamu kuruluşu haline geldik. Bu kentin ihtiyacı olduğuna inandığımız şeyi yapacak güce ulaştık. İzmir'de Cumhuriyet Halk Partisi var. Emeğe gayrete çabaya başarıya dürüstlüğe adil davranmaya destek veriyoruz.
'DEV ÇINAR' SAĞLIKLIK FİLİZLER VERMELİ
CHP dünya tarihinde bu kadar uzun süre yaşamış belli başlı partilerden biridir. Demokrat parti CHP içinden gelmiş bir parti. CHP'den doğdu. Arada adalet parti geldi. Doğru yol partisi geldi. Sonra ANAP geldi. Gücün içinden doğarak geldi. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi var. Bizim yapmamız gereken, bölge bölge insan insan konu konu aklı ve bilimi kullanarak sağlam bir yol haritasını belirlemek zorundayız. Tabi ki değişiklikler olacak ama ana omurganın oturması gerekiyor. Çağın demokrasisini yakalaması gerekiyor. Bir de CHP devlet partisi anlayışı var. Bugün yıllardır iktidar olmayan bir partinin mümkün değildir. AKP bugün devleti ele geçirmiş bir partidir. CHP bugün milleti korumak kalkındırmak refah düzeyini yükseltmek için devletin değerlerini korumak ve bunun kavgasını vermek zorundadır. Ülkenin kazanımlarını yok pahasına verilmeden gelecek kuşaklar için korumak demektir. Çevreyi korumak demek imar yolsuzluklarına karşı çıkmak demektir. Havanı, suyunu korumak demek devletçi demek değil tam tersi ülkenin geleceğini korumak ve sağlıklı gelecek bırakmaktır. Ben CHP'nin bunların hepsini başaracağına inanıyorum. Dev Çınar'ın sağlıklı filizler vermesi gerekir. Nasıl sağlıklı filizler vereceğini, Dev Çınar'ın içindeki sevginin kardeşliğin dostluğun kenetlenmenin çalışma azminin kadınıyla genciyle nasıl ayağa kaldırılacağına hep birlikte genel merkezimizin, çok özveriyle çalışmayla tamamlanacağını belirlemek durumundayız. Bu yaşıma kadar oturduğum koltuğa layık olmak çalışıyorum. Hep beraber çalışmak durumundayız. Hiç kimse belediye başkanlığı için milletvekilliği için kimsenin paçasından çekme lüksü yoktur. Önce millet için siyaset yapılır. Sonra sana gün doğarsa nasip olursa o göreve gelirsin. Ben iktidarın belediye başkanıyım deme onurunu yaşamak istiyorum.