EGEDESONSÖZ - EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu), Seferihisar Sığacık–Hıdırlık Mahalleleri sınırlarındaki 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın koruma statüsünün düşürülmesine karşı açılan davada önemli bir gelişme yaşandığını duyurdu.

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) tarafından yapılan açıklamada, Seferihisarlı 13 yurttaşla birlikte yürütülen davada, İzmir 4. İdari Dava Dairesi’nin talebi üzerine hazırlanan yeni bilirkişi raporunun statü değişikliğinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.

Sığacık kıyılarının kara ve deniz ekosistemlerinin iç içe geçtiği nadir alanlardan biri olduğu vurgulanan açıklamada; maki ve çam ormanları, kayalık kıyılar, kıyı lagünleri ve doğal koridorların bir bütün oluşturduğu ifade edildi. Bölgenin endemik bitkilere, çok sayıda kuş türüne ve nesli tehlike altındaki Akdeniz fokuna ev sahipliği yaptığı hatırlatıldı.

2022 yılında Bakanlık kararıyla alanın önemli bir bölümünün “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tescil edildiği, bu durumun fiilen koruma derecesini düşürdüğü kaydedildi. EGEÇEP, bu değişikliğin yapılaşma ve insan baskısını artırma riski taşıdığını savundu.

İlk derece mahkemesinin davayı reddettiği, ancak istinaf başvurusu sonrası yapılan yeni keşif ve bilirkişi incelemesinin kaygıları doğruladığı belirtildi.

Seferihisar Da Uc Bolge Ormandan Cikarildi

393 BİTKİ, 237 HAYVAN TÜRÜ
Beş ayrı bilim dalından uzmanların yer aldığı bilirkişi heyetinin saha incelemeleri sonucunda alanda 5’i endemik olmak üzere 393 bitki taksonu ve 237 hayvan türü tespit edildiği aktarıldı. Statü düşürmeye dayanak yapılan analizlerin eksik veriyle hazırlandığı ve metodolojik hatalar içerdiği ifade edildi.

Raporda, Sığacık Körfezi’nin Akdeniz foku ve deniz çayırları açısından hayati öneme sahip olduğu, statü düşürülmesi halinde artacak tekne trafiği, kirlilik ve yapılaşmanın bu habitatları geri dönülmez biçimde tahrip edebileceği vurgulandı.

Bölgenin karstik ve geçirgen jeolojik yapısı nedeniyle olası yapılaşmanın yeraltı sularını ve denizi doğrudan kirletme riski taşıdığı da raporda yer aldı.

“Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünün tampon bölge oluşturduğu iddiasının bilimsel olarak kabul edilmediği belirtilirken, “alan zaten bozulmuş” gerekçesiyle koruma derecesinin düşürülmesinin mevzuattaki ekolojik restorasyon ilkesine aykırı olduğu ifade edildi.



“SIĞACIK RANT ALANI DEĞİL, YAŞAM ALANI”
EGEÇEP açıklamasında, Sığacık’ın doğal sit statüsünün düşürülmesinin kamu yararına olmadığı savunularak, “Bilim gerçekleri ortaya koymuştur. Hukukun da bilimin gereğini yapmasını umuyoruz. Sığacık rant alanı değil, yaşam alanıdır” denildi.

Açıklamada, davanın yalnızca Sığacık için değil, Ege ve Türkiye genelinde koruma statüsü düşürülmek istenen tüm doğal alanlar açısından önem taşıdığı kaydedildi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

Sığacık’ta Bilimsel Gerçekler Koruma Mücadelemizi Doğruluyor:

Statü Düşürme Kararı Hukuka ve Ekolojiye Aykırı

Seferihisar’da sel mağdurlarına ekonomik yardım!
Seferihisar’da sel mağdurlarına ekonomik yardım!
İçeriği Görüntüle

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) olarak, Seferihisar Sığacık–Hıdırlık Mahalleleri sınırları içindeki 36. Grup Doğal Sit Alanı’nın (Sığacık kıyıları) koruma statüsünün düşürülmesine karşı Seferihisarlı 13 yurttaşla birlikte yürüttüğümüz davada önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz.

İzmir 4. İdari Dava Dairesi’nin talebi üzerine hazırlanan yeni bilirkişi raporu, statü değişikliğinin bilimsel ve teknik açıdan uygun olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur.

Sığacık, kara ve deniz ekosistemlerinin iç içe geçtiği nadir alanlardan biridir. Maki ve çam ormanları, kayalık kıyılar, kıyı lagünleri ve doğal koridorlar bir bütün oluşturur. Bölge; endemik bitkilere, çok sayıda kuş türüne ve nesli tehlike altındaki Akdeniz foku gibi hassas canlılara ev sahipliği yapmaktadır.

Buna rağmen 2022 yılında Bakanlık kararıyla alanın önemli bir kısmı “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak yeniden tescil edilmiş; fiilen koruma derecesi düşürülmüştür. Bu işlem, yapılaşma ve insan baskısını artırma riski taşımaktadır.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş olsa da, istinaf başvurumuz sonucunda yeniden yapılan keşif sonrası hazırlanan yeni bilirkişi raporu kaygılarımızın ve mücadelemizin haklılığını teyit etmiştir.

Raporun Temel Sonuçları

  • Alanın tamamı Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünde kalmalıdır.
  • Bazı kıyı ve denizel bölgeler Kesin Korunacak Hassas Alan kriterlerini taşımaktadır.
  • “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsü bilimsel verilere uygun değildir.

Bilimsel Bulgular

Beş ayrı bilim dalından (Flora, Fauna, Su Ürünleri, Jeoloji ve Çevre Mühendisliği) uzmanların yer aldığı bilirkişi heyeti, kapsamlı saha incelemeleri ve teknik değerlendirmeler sonucunda şu net sonuçlara ulaşmıştır:

Alanda 5’i endemik olmak üzere 393 bitki taksonu ve 237 hayvan türü kayıtlıdır. Statü düşürmeye dayanak yapılan analizlerin eksik veriyle yapıldığı ve metodolojik olarak hatalı olduğu raporda açıkça belirtilmiştir.

Sığacık Körfezi; Akdeniz foku ve deniz çayırları açısından hayati önemdedir. Statü düşürülmesi halinde artacak tekne trafiği, kirlilik ve yapılaşmanın bu hassas habitatları geri dönülmez biçimde tahrip edeceği vurgulanmıştır.

Bölgenin karstik ve geçirgen jeolojik yapısı nedeniyle olası yapılaşmanın yeraltı sularını ve denizi doğrudan kirletme riski taşıdığı da tespit edilmiştir.

Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı statüsünün bir “tampon bölge” oluşturduğu iddiası bilimsel olarak reddedilmiştir. Ayrıca, “alan zaten bozulmuş” gerekçesiyle koruma derecesinin düşürülmesinin, mevzuattaki ekolojik restorasyon ilkesine aykırı olduğu açıkça ifade edilmiştir. Koruma hukuku, bozulan alanları imara açmayı değil, iyileştirmeyi esas alır.

Bilirkişi raporu, Sığacık bölgesinin su, kara ve deniz ekosistemlerinin iç içe geçtiği nadir bir ekoton olduğunu vurgulamaktadır. Rapora göre kıyı mağaraları, bölge jeolojisinin hassas ekosistem oluşturmasının bir parçası olarak görülmelidir. Bu bütünlüğün parçalanması yalnızca yerel değil, bölgesel ölçekte ekolojik kayıplara yol açacaktır.

EGEÇEP olarak bir kez daha altını çiziyoruz:

Sığacık’ın doğal sit statüsünün düşürülmesi kamu yararına değildir. Tam tersine, böyle bir savunmasız bırakma kararı doğanın ve gelecek kuşakların aleyhine olacaktır.

Bilim gerçekleri ortaya koymuştur. Hukukun da bilimin gereğini yapmasını umuyoruz.

Sığacık rant alanı değil, yaşam alanıdır.

Bu dava yalnızca Sığacık için değil; Ege’de ve ülkenin dört bir yanında koruma statüleri düşürülerek sermaye baskısına açılmak istenen tüm doğal alanlar için de önem taşımaktadır.

EGEÇEP olarak doğayı koruma mücadelesinde 20 yılı geride bırakıyor, ilk günkü coşkuyla Ege’nin kıyılarında, ovalarında, ormanlarında yaşamı savunmaya devam ediyoruz. 28 Şubat Cumartesi günü gerçekleştireceğimiz Genel Kurulumuzda da bu kararlılığı bir kez daha ortaya koyacağız.

Doğayı, yaşamı ve kamu yararını savunmaya devam edeceğiz.

EGEÇEP
Ege Çevre ve Kültür Platformu