EGEDESONSÖZ- İzmir’de yıllardır sorun olarak gündemde olan Basmane Çukuru’nda inşaat yapılmasının önünü açan yeni protokol tartışmaları beraberinde getirdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 104 bin metrekare inşaat hakkına sahip olan dev arazideki yüzde 30’luk belediye payının kullanımına yönelik yaptığı yeni anlaşmanın ayrıntıları da geçtiğimiz günlerde netleşmişti. Buna göre İzmir Büyükşehir Belediyesi arazide sergi, müze dışında bir şey yapamayacak.
1999 yılından bu yana arazi ve bölge için açtığı davalarla bilinen İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Yüksel Çakmur, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a seslendi.
İDEOLOJİK BİR YANILSAMA
İzmir’in son açık alanının elden gitmek üzere olduğunu dile getiren Yüksel Çakmur, “Geçmişte bu şehirde yöneticilik yapmış, ömrümü burada geçirmiş ve bu şehre katkı vermeye çalışmış bir İzmirli olarak, bu şehre karşı bir yurttaş olarak duyduğum sorumluluk nedeniyle size seslenmek istiyorum. Haksız biçimde “Basmane Çukuru” olarak isimlendirilmiş ve dahası bir ideolojik yanılsama olarak “belletilmiş”, İzmir’in bugün en değerli alanının kaderi sonsuza kadar değişmek üzere. Basmane’deki o çukuru kazdıranlar, o alanın bir çirkinlik damgası olarak kalmasına ses çıkarmayanlar kazanmak üzere. Eğer bugün bir adım atılmazsa, kısa bir süre sonra o “çukur” bir temele, o temel de çok katlı beton binalara dönüşecek. Yıllar boyu, o alanı yeşil kalsın, beton bloklar kentin asli amacını diye mücadele etmeye çalıştım. Kazdıkları çukura o temeli atamasınlar, yeşil bir İzmir yaratabilme umudumuz yarına aktarılabilsin diye mücadele ettim. Ancak bugün nefes alamadığımız bir şehir haline gelmiş İzmirimizin bu son açık alanı da elden gitmek üzere” dedi.
BETON BLOKLARLA İLE YAŞAMA SET
‘Her gün daha fazla betona, egzoza ve mutsuzluğa uyanmak şehrimizin kaderi olmamalıdır’ ifadeleriyle seslenen Çakmur, “Artık modern şehirler binaların yoğunluğu, yüksekliği, ekonomik faaliyetlerinin binalar dolayımı ile yaratılan istihdam ile değil kamusal boşlukların niteliği ve erişilebilirliği ile ölçülüyorlar. Sağlıklı ve demokratik bir kentsel yaşamın temel koşulu parklar, meydanlar, yaya alanları ve kamusal yeşil koridorlar gibi “boşluklardır”. Yurttaşların nefes alamadığı, sokaklarında yürüyemediği, kamusal yaşamın akamadığı beton bloklar ile yaşama set çekilmiş bir şehre mahkum değiliz. İnsanlarımızın özgürce bir araya gelebildiği kentin büyük parklarının, meydanlarının, boş alanlarının yokluğunda betonarme alışveriş merkezleri ve sadece para harcamak üzerinden sosyalleşmeye mahkum olmak zorunda değiliz” ifadelerine yer verdi.
KANAYAN YARAMIZI BÜYÜTECEK
Çakmur açıklamasının devamında, “O çukuru açan zihniyet, şimdi orayı daha yüksek binalar, daha fazla trafik, daha fazla egzoz ve mutsuzlukla doldurmak istiyor. Bu zihniyet bizi, daha fazla tüketeceğimize, daha özgür olacağımıza inandırmak istiyor. Hiçbir sermaye grubu, iş çevresi ya da müteahhit uzun erimli plan yapmaz. Onlar için kısa vadede elde edebilecekleri en fazla kar değerlidir. Sermayenin hızlı döngüsü, binaların inşaatı, alışveriş merkezlerinin canlılığı, kısa vadeli istihdam onlar için en çekici olandır. Bizim için en iyisinin de böyle olacağına inandırmaya çalışırlar. Ama bunların hiçbiri uzun vadede fayda sağlamayacak, kanayan yaramızı büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır. Geçmişten bugüne ve bugünden yarına miras kalabilecek, kentsel hafızayı oluşturabilecek öğeler her zaman meydanlar, parklar, yeşil koridorlar gibi kamusal buluşma alanlarıdır. Central Park, Hyde Park, Tiergarten ve Retiro Park gibi modern şehirlerin geniş kamusal yeşil alanları, yalnızca rekreasyon alanı değil, kentlerin kimliğini, sağlığını ve toplumsal bütünlüğünü taşıyan ana omurgalardır. İzmir’i değerli kılacak, İzmirlinin hak ettiği yaşam biçimi yurttaşları parsel parsel satılan ve betonlarla doldurulan alanlara hapsederek sağlanamaz. Çağdaşlık bu değildir” dedi.
İZMİR’İ SATMAYIN
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyeleri’ne çağrıda bulunan Çakmur, “Tarihi sorumluluğunuzu yerine getirin! İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2022 yılında açılmış ve karar aşamasında olan dava ile geri alma imkanı bulunan bu alanı satmayın! İzmir’i satmayın! Bu alan Kültürpark’la birleştirilmelidir. İzmirli’nin hak ettiği, yurttaşların nefes aldığı, kentin kimliğinin başat kurucusu olacak o büyük yeşil alanı kurun. İzmir’in ve bundan sonraki nesillerde İzmir’de yaşayacak olan henüz doğmamış milyonlarca insanın yaşamına, mutluluğuna ve özgürlüğüne ipotek koymayın. Unutmayın hiçbir sermaye çevresi henüz daha doğmamış bu insanlar düşünmez, günlük kazançlarını düşünür. Bu sizin sorumluluğunuz, İzmir Büyükşehir Belediyesinin en büyük sorumluluğu kamusal çıkarı iş çevrelerinin ve sermayenin çıkarından üstün tutmaktır. Yarın sizde olmayacaksınız ama gelecek nesillere bırakacağınız kentin sorumluluğu sizin olacak. Bu kararınıza göre anılacaksınız” dedi.