Bugün 24 Kasım ya, Cumhurbaşkanından muhtarına kadar bilumum siyasetçi sıraya girmiş; Öğretmenler Günü'nü kutluyor…
Cep telefonlarına, mail kutularına mesaj yağdırıyorlar.
İyi de biz neyi kutluyoruz!
Refah içinde yüzen, fikri hür vicdanı hür gençler yetiştirmekten başka kaygısı olmayan, aldığı maaşla rahat rahat geçinen öğretmenlerimizin mutluluğuna mı ortak oluyoruz!
Hayır!
Sadece kara tahta önünde bir ömür geçiren öğretmenlerimizin kara tablosunu kutluyoruz.
Atanmayı bekleyen öğretmen sayısı, İzlanda'nın 320 binlik nüfusunu geçti.
Avrupa'da en yoksul öğretmen bizde.
Batılı ülkelerde bir öğretmen milletvekili kadar maaş alırken biz de vekil maaşı öğretmen maaşının 7 katı.
İki öğretmenden biri bankaya, bakkala, kasaba borçlu.
Yüzde 91'i aldığı ücretten memnun değil.
Her 10 öğretmenden 7'si daha iyi iş bulsa öğretmenlik yapmak istemiyor.
Her 10 öğretmenden 7'si aldığı maaşla çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Her 10 öğretmen 6'sı psikolojik sorunlarla boğuşuyor.
Öğretenlerin yarısının kendi evi yok kirada oturuyor.
Yüzde 43'ünün arabası dahi yok.
Her 3 öğretmenden biri ek iş yapıyor. Ya geceleri taksinin direksiyonuna oturuyor, ya hafta sonları pazarda sebze satıyor.
Yani!
Öğretmen mutsuz.
Öğretmen umutsuz.
Öğretmen sağlıksız.
Kendisi sağlıksız olan öğretmen sağlıklı yeni nesillerin mimarı olabilir mi?
Olamaz.
O zaman biz neyi kutluyoruz?
Onca fiyakalı lafı nasıl söyleyebiliyoruz?
Memleketin öğretmeni bu kadar çaresiz, bu kadar yoksul, bu kadar umutsuzken…

Bir de ağlanacak halimizi utanmadan kutluyoruz ya pes artık.