Gencecik 14 yürek, 'Sakıncalı Piyade'yi oynuyor.
Onlara amatör demek için bin şahit gerek…
İçlerine bir ölümsüz gazetecinin, demokrasi şehidi Uğur Mumcu'nun ruhu sızmış sanki.
Öyle haykırıyorlar ki, 'Vurulduk ey halkım' derken, tüyleri ürperiyor insanın.
Salonu dolduranlar, Karadeniz'in hırçın dalgaları gibi savruluyor.
Uğur abi, seni ölüme değil, ölümsüzlüğe götüren suikastın üstünden 20 yıl geçmiş.
Bu ülkede sadece seni değil, nicelerini koparmış hayattan, o bombalar, hain kurşunlar, o
karanlık adamlar...
Ölüm elbette kötü be Uğur Abi… Ama o bomba parça parça etse de bedenini, sen ölmedin
biliyorsun.
Şarapnel parçaları saplandı yüreğine de, öldüremedi işte…
Öldüremedi ki, bu gencecik yürekler haykırıyor arkandan:
'Uğur'lar olsun Uğur'lar olsun.
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun.
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük…
Yürekli yiğitlere hatıran olsun'
Sana adanmış bu oyunu izleyenlerin arasındaki bir kişi var, yüreği şarapnel saplanmadan
parçalanmış birkaç saat önce…
Gazeteci senin gibi…
25 yıl öncesine, İzmir'deki kitap fuarında sana imzalatmış olduğu kitaba, seninle o gün yaptığı konuşmalara gidiyor aklı...
Oyunun sonunda koşarak eve gidiyor, senin imzaladığın o kitabı arıyor saatlerce…
Bulamıyor. Oysa bulmalı.
Senin ölümünün ardından geçen 'Uğur'suz yıllar, o kitabı kaybetmiş olamaz.
Senin yazdığın yazıyı, altına attığın imzayı göstermeli okuyucusuna, inandırıcı olmalı.
Şart mı dersen, artık şart biliyor musun?
Çünkü yaptığı son haber nedeniyle saldırıyor çakallar… Kurgu diyorlar, reklam diyorlar.
Soyadından bile kara olan adamların yazdıklarına, yıllarını bu mesleğe vermiş olan duayenler
bile aldanabiliyor çünkü…
Ölümsüzlüğe gittiğin o yerden duyar mısın bilmem sesini, ama o kırık kalbiyle sana seslenmek istiyor.
O 'kara'nlık adamların saldırısı sırasında yanında kale gibi duracağını sandığı kişilerden darbe
almış durumda…
Çünkü bu ülkenin içinden geçtiği 'Uğur'suz yıllar, çok şeyi değiştirmiş.
Nokta kadar menfaat için, virgül kılığında dolaşanların ülkesi artık burası.
Kendi paçasını kurtarmak ya da bir başkasından intikam almak için, bir zamanlar en yakınında olanlara ihanet etmeyi son derece normal görenlerin ülkesidir burası.
Bazen birisini öldürmek için kurşun gerekmez, hain bir bombaya da ihtiyaç yoktur. Bunu en
iyi sen bilirsin?
Son 10 yılda kendisi gibi kaç gazeteci, kurşun kılığına bürünmüş ya da bomba süsü verilmiş
ihanetle yok edildi?
Uğur abi, işsizliğin acısını yaşadığı günlerde, okula götürmekte olduğu kızının, 'Baba, elim çok acıdı, niye sıkıyorsun elimi' dediğinde kendine gelen birisini, acaba kaç tane bomba o kadar yaralayabilirdi?
Yaşadıkları yüzünden farkında olmadan kızının elini sıkmakta olduğunu fark ettiğinde yaşadığı acıyı, acaba kaç gazeteci yaşamıştı?
Diğer kızının istediği bir şeyi, 'Sonra alırız' dediğinde, aynen onun gibi, kaç kişinin kalbine,
kaç hain kurşun saplanmıştı?
Onlar öldüremedi onu, aynen senin gibi, kaya gibi durdu da, son olay çok kötü yaraladı ve o
yaranın kapanması da hiç kolay değil, Uğur Abi…
Olsun be Uğur abi, bu ülke, böyle bir ülke artık… İyilerin, kötülere galip geleceği, duyduğuna
değil; aklına, mantığına ve vicdanına göre hareket edenlerin yeniden hakim duruma geleceği
günler yakındır.

Belki yarın, belki yarından da yakın…