Hakkari'de 24 şehit 18 yaralı haberini izlediğim o sabahtan sonra toparlayamadım. O sabah aldığım bu kötü haberin etkisini hala üzerimden atmış değilim. Anne-babaların 20 yıl boyunca kendilerinden bin bir fedakarlıkta bulunarak dişinden tırnağından artırarak büyüttüğü ve gelecek hayali kurduğu gencecik kınalı kuzular korunmasız bir şekilde teker teker bazen de toplu bir şekilde teröristlerce katlediliyor.
Ve durumun daha da kötü tarafı her sabah uyandığımızda aldığımız şehit haberlerinin artık olağan bir süreç gibi algılanmaya başlanmış olması…'Bugün yine şehidimiz var' deyip geçiştirme derecesine geldi bu ifadeler. Tabiî ki halk olarak gereken tepkiyi de göstermiyor değiliz. Ellerimizde Türk bayrakları sokaklara çıkıp yürüyoruz, terörü lanetliyoruz, evlerimize işyerlerimize Türk bayrakları asıyoruz vs. ancak bunların hiçbiri yitirilen canları geri getirmiyor, anaların acılarını hafifletmiyor.
Bugün Hakkari, Dün Şemdinli, önceki gün Dağlıca hepsinde aynı senaryo…aynı sonuç. Dağların eteklerinde inşa edilmiş yalnız askeri binalar ve vatanı için hedef olmak pahasına can siperane görev yapan sayıları az ama cesaretleri büyük neferler…
Gelelim sorunun temeline aşağıdaki fotoğrafta 1988 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanlarının Terör meselesi ile ilgili olarak 'Sonsöz' olarak nitelendirilebilecek ifadesi yer alıyor. Hepsi ağız birliği yapmışçasına 'Bıçak kemiğe dayandı' diyor. Merak ediyorum…Hepimizin her zaman övdüğü güçlü bir orduya sahip bir ülkede bu bıçak neden hala kemiğe dayanıyor, neden sağlıklı kararlı bir operasyon ile bu sorun kökten çözülmüyor veya çözülemiyor.


Suriye kökenli bir terörist nasıl oluyor da Irak sınırından yanında yüzlerce terörist ile Türkiye sınırına geçebiliyor. Üstelik at ve katırlar sırtında cephane diye ifade edilebilecek yüzlerce silah mermi ve havan topları ile...Dünyada teknolojik gelişmelerin insan aklının sınırlarını zorlayacak derecede geliştiği, bu teknolojinin özellikle askeri alanda had safhada kullanıldığı bir dönemde 'Google Earth'den bile kameralar ile evlerin sokaklarına kadar inilip nesnelerin ve canlıların takip edildiği bu teknolojide Türkiye neden sınırından silah yüklü atlar ve katırlar ile içeri sızarak katliam yapan terörist gruplarını takip edip imha edemez bunu da anlamış değilim.
Bütçenin büyük bir bölümünün silahlanmaya ayrıldığı bir ülkede neden istihbarat noktasında termal kameralı takip sitemine bütçe ayrılmaz onu da anlamış değilim. Veya sınırdan bu sızıntıların olduğu süreçte bizdeki hayalet uçaklar nerede, neye hizmet eder bunu da anlamış değilim. Aksi taktirde istediğiniz kadar kuzey Irak'ta dağı taşı bombalayalım değişen bir şey olmayacaktır.
Bildiğim ve tahmin ettiğim bir tek şey var, O da terörle mücadele konusunda gerekli teknolojik ve istihbari transferler sağlanmaz ise bundan sonraki hükümetler de aynı sözleri sarfedecek....! 'Bıçak kemiğe dayandı'