Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası’nda basın toplantısı düzenledi. Babacan, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Babacan açıklamasında, “Belediye başkanlarının kusuru varsa bağımsız bir yargı tarafından görevden alınması ve yerine gelecek kişinin meclisten seçilmesi gerekir. Kayyumla ilgili tutumumuz çok açık. 2024 seçimlerinden sonra CHP’li belediyelere karşı yargı operasyonları başladı. Bu operasyonların siyasi talimatla mı yürüyor halkımız görüyoruz. Bu operasyonların siyasi etki altında olduğunu görüyoruz. Konuları bilmiyoruz. Belediye başkanları içerisinde yanlış işlere bulaşmış olanlar da vardır. Hangileri etik kaygıyla işini yapıyor hangileri iktidar partisinin belediyelerinin içine düştüğü yanlışa düşmüş durumda açığa çıkması gerekiyor. Belediye başkanlarının yüzde 100’ü hatasızdır diyemiyoruz. Belediyelerin şeffaf çalışması lazım. Kimseye emsal değişikliği ile rant sağlayamam demeli. Bizim öngördüğümüz belediyecilik böyle bir belediyecilik. Mesele belediyecilik olunca iktidar ve muhalefet fark etmiyor. Pek çok belediye rantta birleşiyor. Bakıyoruz rant varsa muhalefet ve iktidar rant ittifakı kuruyor. İzmir’de de bunu görüyoruz. İzmir kazansın diyorsak mümkün ancak kazanan 3-5 sermayedar olsun diyorlarsa İzmir kaybediyor. Biz böyle bir modele karşıyız” dedi.

Whatsapp Image 2026 03 13 At 12.57.14

CHP İTTİFAKA KAPIYI KENDİSİ KAPATTI
Seçim ittifaklarına yönelik gelen soruya yanıt veren Ali Babacan, “Cumhur İttifakı’nın ülkeyi ne hale getirdiğini görüyoruz. DEVA Partisi’nin kurulması da bu yönetime itirazımızın sebebi. Ancak CHP’deki yönetim değişikliğinden sonra Türkiye İttifakı modeli üzerinden yürüyor. O ne demek diğer siyasi partilerle işimiz yok. Seçmenlerinde gözümüz var. CHP diğer partilerle kapıyı kendisi kapattı. Bir gün eski modele dönmek isterlerse kendi verecekleri karardır. Biz 1,5 sene önce kongremizde stratejimizi açıkladık. Türkiye 2 kutuplu siyasete hapsedilemeyecek kadar büyük. Bu amaçla çalışmaya başladık. Yeni Yol Grubu’nu kurduk. 3 siyasi parti ortak çalışma yapıyor. Bir seçim ittifakına dönmesi mümkün. Farklı işbirliği modellerine dönmesi mümkün. Birlikteliğin daha farklı partilerle genişletilmesi ve münferit siyasetçileri görmemiz mümkün. Hedefiniz iktidara da ana muhalefete de mesafeli bir tercih koymak. Bu hedefi paylaşan siyasi partilerle iletişim halindeyiz” ifadelerine yer verdi.

3 TAŞINMAZ İÇİN ÇAĞRI
İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde bulunan Meslek Fabrikası, Gasilhane ve Egemenlik Evi için çağrıda bulunan Babacan, “Bir şehir tarihi ve kültürü ile topyekûn değerlidir. Bir şehri tarihinden ayrı düşünemezsiniz. Tarihi yok ederseniz o şehrin ruhunu yok edersiniz. İzmir bu anlamda en büyük endişeyi taşıyor. Bu şehrin kültürünü taşıyan konularda kararların yerel otoriteler tarafından verilmesi gerekir. Bir şehrin kültür mirasını Ankara’dan gelen talimatlarla değiştirmek doğru değil. Bugün bu mekân tarihiyle beraber ayakta. Bugün sizlerle burada toplantı yapıyoruz. Eski eserlere böyle bakmak lazım. Tarihi dokuya zarar vermemek lazım” dedi.

RANTI DEĞİL KÜLTÜRÜ ÖNCELEYİN
İzmir’de Tarihi Elektrik Fabrikası alanı için Resmi Gazete’de yayımlanan plan değişikliğiyle ticaret ve turizm kullanımına izin verilip 20 kata kadar yapılaşmanın önü açıldı. Planlara tepki gösteren DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan, “Elektrik Fabrikası’nın yıkılmasına izin vermemek lazım. Restore edip ayakta tutmak lazım. Rantı önceleyen değil, şehrin kültürünü önceleyen bir amaçla ele almak lazım” ifadelerine yer verdi.

DEM Partili Akın'dan muhalefet vekillerine İzmir çağrısı!
DEM Partili Akın'dan muhalefet vekillerine İzmir çağrısı!
İçeriği Görüntüle

LİMAN’DA 2 HATA VAR, BİRİ VARLIK FONU!
İzmir Limanı’nın işletme hakkının devredilmesine tepki gösteren Babacan, “İzmir Limanı’nda 2 tane hata var. Birisi Varlık Fonu’nun kendisi. Ben imza atmadığım için Varlık Fonu kurulamamıştı. 2016 Ağustos’ta hızlı bir şekilde Varlık Fonu yasası çıkardılar. Bu fon ‘aklına geleni yapar ve kimse bir şey yapamaz’ diyor. Şu an denetleme mekanizması yok. ‘Keyfim böyle istedi, aldım; canım istedi, sattım’ diyor. ‘Kim bana hesap sorabilir ki’ diyor. Bu özetidir ve büyük bir yanlıştır. İzmir Limanı’nın özel sektöre devri ayrı yanlıştır. Özelleştirme yer yer gerekir. Özel sektör yarışma ile daha iyi hizmeti uygun fiyata alır. Özelleştirme gelirinin nereye harcandığı önemlidir. Son 13 yıldır sadece Türkiye’nin borcunun ödenmesinde kullandık. Yüksek bir borç yükü vardı. İsraf değil, tersine Türkiye’nin yükünü azaltacak şekilde kullandık. Şu an özelleştirme bütçelerinin nereye harcandığını bilmiyoruz” dedi.

ŞEHİRLER ARASINDA ADALETLİ OLMAK ZORUNDASINIZ
Babacan açıklamasının devamında, “İzmir Ege’nin incisidir. İktidarın bir türlü İzmir’den destek alamıyoruz bakışıyla İzmir ile ilgili sıkıntılar çıkarması üzücü. Demokrasilerde seçimden önce destek istersiniz. Ancak bir iktidar seçildikten sonra ülkeyi yönetme gücünü elinde tuttuğu dönemde herkese eşit hizmet sunmak zorunda. Şehirler arasında adaletli olmak zorunda. Yıllarca Hazine’deki uygulamalarımız şehirler arasında asla ayrımcılık yapmayan bir tutumla yürüdü. Pek çok belediye projesine hangi partili olduğuna bakmadan objektif kriterlerle olacak iş oldu. Bu İzmir için de geçerli. İzBB’de başkanlık yapan ve Hazine ile ilişkisi olan insanlara sorun. Piriştina bizi ziyaret etti. O dönemde ‘Hazine engelledi, Babacan engel oldu’ diye bir şey duymamışsınızdır. Tüm belediyelere adil davrandım. O dönem Ankara Büyükşehir Belediyesi uygulamalara katılmak istemedi. ‘Siz bilirsiniz’ dedik. Nihayetinde Ankara Büyükşehir Belediyesi de Hazine kurallarına uymak zorunda kaldı” dedi.

BUCA CEZAEVİ İÇİN ÖZEL ÇALIŞMA GEREKİYOR
Buca Cezaevi alanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ali Babacan, “İzmir tamamen beton yığınına dönüştü. İnsanların nefes alabilecekleri yer yok. Deprem alanları için özel bir çalışma gerekiyor. Ama rant buna izin vermiyor. Bu projeyi doğru bulmuyoruz. Yakından takip ediyoruz” dedi. İl Başkanı Aybars ise, “Tarihi alanlarda kötü bir sürece gidiyoruz. Buca’da da yeşil alan kalmadı. Yasalar bu konuda açık. Her türlü yasal alan varken kapalı kapılar ardında protokol yapılıyor. Bu alanlar miras değil, emanettir. DEVA Partisi olarak hukuksal ve toplumsal anlamda çaba içerisindeyiz” dedi.

İNSANİ KAYGILARIMIZIN YÜKSEK OLMASI GEREKİR
Savaşa yönelik açıklamalarda bulunan Ali Babacan, “Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Kendi içimizde hayat pahalılığının zirvede olduğu bir dönemdeyiz. Emeklimiz, asgari ücretliler ve helalinden kazanma mücadelesi veren herkes Türkiye’de büyük bir sıkıntı yaşıyor. Halkımıza sorduğumuzda Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi olduğunu söylüyor. Son birkaç yıldır ikinci sırada hukuk ve adalet sıkça dillendiriliyor. Sağlık ve eğitimle ilgili sorunlar her ay katlanarak devam ediyor. Türkiye’de herhangi bir alan kalmadı ki ‘şurada işler iyi gidiyor’ diyemiyoruz. Mumla ararsanız bulamazsınız. Kendi içimizde sıkıntılar var. İçinde bulunduğumuz bölge ile ilgili de zor bir dönem yaşıyoruz. İsrail’in başlattığı askeri operasyon uluslararası hukuka aykırıdır. İran’ın pek çok ülkeyi hedef alan saldırıları da doğru değil. Bu operasyon bir şekilde ateşkes ile de olsa durursa o zaman bunun ekonomik etkilerini göreceğiz. Savaş aylarca devam ederse her geçen gün bölgede genel olarak halkın tedirginliği artacak. Bu yolla ekonomi olumsuz etkilenecek. Enerji fiyatlarıyla birlikte tarım ve gıda fiyatları artar. Biz Türkiye olarak her zaman diplomasiden ve barıştan yana olmalıyız. İnsani kaygılarımızın yüksek olması gerekir. Tek bir sivilin bile hayatını kaybetmesi kabul edilir değil” dedi.

CEZAYI BÜTÇE İÇİN DEĞİL, CAYDIRICILIK İÇİN KULLANIN
Modifiye kanununa ilişkin açıklamalarda bulunan Babacan, “Son iki yıldır cezalar bütçeye gelir üretmek için kullanılıyor. Geçen yıl beklenenden çok daha yüksek ceza geliri vardı. Bu hedef mutlaka var. Ancak mesele trafikle ilgili kurallarsa bunun arkasında güvenlikle ilgili sebepler olmalı. Bu kurallarda gri alan olmaması lazım. Tuzak alanlar olmaması lazım. Emniyetle ilgili gerekçeler olmalı. Egzoz, soluduğumuz hava ve gürültü ile alakalı çevre kaygısının göz ardı edilmemesi lazım. Kurallara uyulmadığı takdirde yaptırımın anlatılmasıyla paket halinde olmalı. Buna detaylı bakmak lazım. Cezayı bütçe için gelir kaynağı değil, caydırıcı olmasını sağlayacak bir perspektif ile tanımlamak lazım. Cezada amaç caydırıcılıktır” dedi.