EGEDESONSÖZ – 1 Temmuz 2025 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında “ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma” ile “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklanan, ardından bu suçlamalardan tahliye edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, bu kez “zimmet” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
Yaşanan sürece dair sosyal medyadan video paylaşan ve süreci değerlendiren Tunç Soyer'in kızı ve avukatı Defne Soyer, "Kooperatiflerin kimlerle anlaştığı, iç ilişkisinde hak edişleri bunların hiçbirini dışarıdan hiç kimse zaten kontrol edemez. Bunu 5 milyonluk bir şehri yöneten bir belediye başkanından beklemek çok absürt Yani, tekniken de zaten mümkün değil. Hani hukuken mümkün olmadığını biliyoruz bu suçlamanın ama tekniken de mümkün değil. Akla ve mantığa da uymuyor. Ama sonuçta bunu yaşıyoruz" dedi.
Defne Soyer açıklamasında şunları belirtti:
1 Temmuz 2025'de bir şafak operasyonu ile başlayan bir süreç yaşıyorduk. Kendisi 6 aydır kentsel dönüşümde kooperatifçilik modelini ortaya koyduğu için tutukluydu. Sonunda 4. duruşmada 5 Ocak 2026'da bu dosyadan tahliye edildi. Ama özgürlüğüne ve sevenlerine maalesef kavuşamadı. Çünkü bu duruşmadan bir hafta önce yani yeni yıla girmeden önceki gün.
Aslında yine kentsel dönüşümde kooperatifçilik modeli sebebiyle ama bu sefer kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgili bir davada tutuklandı. Şöyle kooperatiflerin iç işleyişi ile Tunç Soyer'in hiçbir ilgisi olamaz. Çünkü kooperatifler ayrı hukuk tüzel kişileridir. Ve bu projede belediye sadece fenî mesuldü.
Yani aslında belediye bu projede inşaatların dayanıklılığını denetlemekle yükümlü kurumdu. Aslında kooperatifleri denetlemekle yükümlü kurum yani yapı kooperatiflerini denetlemekle yükümlü kurum Çevre Şehircilik Bakanlığı ve ona bağlı İl Müdürlüğüdür. Ve kooperatiflerin kendi finansal yapısını denetlemekle yükümlü denetim kurulları vardır. Şu anda denetim kurulları serbest.
Onlar tutuklanmadı ve 3 yıl önce kooperatiflerin genel kurullarını onaylayan Bakanlık temsilcilerinin oluşturduğu bir denetim raporuyla aslında bu süreç başladı. Bu denetim raporu 110 sayfalık bir denetim raporu ve Tunç Soyer'in adı geçmiyor. Sadece son cümlede sorumlu olabilir denmiş. Ama neden sorumlu olabilir, nasıl sorumlu olabilir? Bu anlatılmamış.
Ortada daha bir zimmete dair bir veri yokken, zimmete dair bir şey yokken zimmete yardım diye bir suç oluşturularak Tunç Soyer yeniden tutuklandı. MASAK verileriyle bir rapor düzenlenmiş. O orada da Tunç Soyer'in adı yok. Yani kimseyle bir finansal ilişkisi zaten yok.
Kooperatiflerin kimlerle anlaştığı, iç ilişkisinde hak edişleri bunların hiçbirini dışarıdan hiç kimse zaten kontrol edemez. Bunu 5 milyonluk bir şehri yöneten bir belediye başkanından beklemek çok absürt Yani, tekniken de zaten mümkün değil. Hani hukuken mümkün olmadığını biliyoruz bu suçlamanın ama tekniken de mümkün değil. Akla ve mantığa da uymuyor. Ama sonuçta bunu yaşıyoruz.
Ve biz hukukla mücadelemize devam etmek zorundayız ve edeceğiz de. Tunç Soyer'in çok kıymetli avukatları Murat Aydın, İsmet Köymen ve Özkan Yücel ile ilerleyen süreçlerde daha detaylı açıklamalar zaten yapacağız. Sadece sevenleri bilsin istedim neler olduğunu ve neden hala ona kavuşamadığımızı. Kendisinin sağlığı yerinde. Orada da zaten yazılarından anlayacağınız gibi okumaya, yazmaya, çalışmaya devam ediyor.
Ve fiziken onu özgürlüğünden mahrum bırakmaya bırakıp çalışsalar da aslında o fikren ve ruhen özgür.




