EGEDESONSÖZ- İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız ile Gazeteci Fatih Yapar, SonSöz TV programında, Ekrem İmamoğlu davası ile CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ele alındı.
İZMİR’DE YÜZDE 60’A YAKIN SEÇMEN DAVA SİYASİ DİYOR
Ümit Yaldız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası ile ilgili yaptığı değerlendirmede “Bu tarihi bir dava. Basit bir yolsuzluk davası değil. Yolsuzluk boyutu ayrı bir tartışma. İtirafçılar var, bunlara iftiracı da deniyor. Siyasetin ağırlık konusu davada hep hissedildiği için yargılamanın hukuki boyutu pek dikkate alınmadı. İstanbul’da ne olduğuna, büyük bir para trafiğinin dönüp dönmediğine, hortumlanma olup olmadığı konusuna odaklanamadı toplum. Özellikle Batı Anadolu illerinde bu yargılamanın siyasi olduğu duygusu var. Neyin sorulduğundan, neyin cevap verildiğinden çok siyasi bilek güreşi olarak algılanıyor. Ekrem İmamoğlu, aday olduğu için tutuklandı inancı var. İzmir’de yüzde 60’a yakın seçmen böyle düşünüyor. Ege Bölgesi’nde de davanın maksimum yüzde 30-35’i hukuki olduğuna inanıyor. Dosyaya bakan yok. Metro A.Ş.’de ne olmuş ne bitmiş kimsenin ilgisini çekmiyor. İmamoğlu aday ilan edildikten sonra apar topar gözaltına alındı. Bu yargılama hukuki bir noktaya çekilmedikçe verilecek kararının vicdanda karşılığı olmaz” dedi.

AKIN GÜRLEK DAVANIN SAVCISI İKEN BAKAN OLDU
Yaldız şunları söyledi:
“İmamoğlu düz savunma yapıp ‘onu, bunu tanımam’ demek yerine doğrudan heyeti ve kendisini yargılayan yapıyı hedef aldı. Bu da siyasi yargılamaya karşı siyasi duruş olarak kodlanıyor toplumda. Bu davanın hazırlık savcısı Akın Gürlek. Kendisi şu an Adalet Bakanı. İddia makamında iken yürütmenin başında şu an. Bu dosyayı toplayan, iddianameyi yazan, operasyonlar için düğmeye basan isim yürütmenin başında. Bu davanın savcısı şu anda bakan. Problemlerden birincisi bu. Başkanlık sisteminin sonucu bizim açımızdan. Bu yargılama açısından ne kadar sağlıklıdır? Yargı yürütmenin emrine giremez. Yürütme, yasama, yargı ve bağımsız medya… Dördünün sağlıklı işlediğini düşünebiliyor muyuz? Çok zor bunların olduğunu savunmak. ‘Siyasi yargılama yapılıyor’ algısı her şeyin üstünü örter. Bu davanın bu şekilde yürümesinin en büyük sıkıntısı, bir şeyler olduysa bile siyasi durum üstünü örtüyor.
MENDERES’İN ASILMASININ YARATTIĞI GİBİ TARİHİ SONUÇLAR OLABİLİR
İkinci konu ise Türkiye son 1 yıldır Abdullah Öcalan’ı affetmeyi konuşuyor. Öcalan’a umut hakkını, teröristleri topluma kazandırmayı konuşuyor. Hükümet erkinin attığı adımlar var. Öcalan, bir bilirkişi gibi süreçle ilgili devlet politikalarına yön veren bir figüre dönüştü. Terörist başını affetmeyi konuşurken siyasal muhalefet ile ilgili yapılan yargılamalar toplumsal adalet nezdinde sorunlara yol açacak. Tarihi yargılamalara sahne oldu Türkiye. ‘60 darbesi sonrası Menderes ve üç bakanın asılması gibi tarihi sonuçlar doğurabilir bu. İtiraflar, belgeler, görüntüler var. Dosya çok boş değil. Dosyanın üstündeki siyasi yargılama yapılıyor duygusu bütün bunları örten geniş bir şemsiye gibi.
SAVCILIK, BÜYÜKŞEHİR’DEN İKİ KEZ DOSYA İSTEDİ
Gazeteci Fatih Yapar operasyonların İzmir’e yansımasının olup olmayacağına ilişkin değerlendirmeler yapıldığını söyleyerek “Acaba ‘İzmir’de operasyon olacak mı?’ düşüncesi var. Bunu kestirmek mümkün değil. Büyükşehir’de geçmiş ve bugünkü dönemle ile ilgili bazı ihale dosyalarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İmamoğlu yargılaması üzerinden istendiğini biliyoruz. Başsavcılığın yazısı var ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Eylül’de dosya istemişti. Yakın zamanda da hem İZSU hem de büyükşehirdeki ihalelerle ilgili dosyaları aldı. Bu dosyalar inceleniyor. Bilirkişi tarafından da incelenecek. Bir süreç şekillenebilir önümüzdeki günlerde. Büyükşehir ve ilçelerle ilgili senaryolar yazılıyor” dedi.
İZMİR DE OPERASYONLARDAN NASİBİNİ ALDI
Yaldız şunları söyledi:
“Arada bir listeler çıkıyor. Buca’ya kısmi operasyon oldu, Konak’ta birkaç birimin adı geçti, Büyükşehir'in zaten kooperatif davası var. Bu kentin 15 yılında belediye başkanlığı görevi yürüten Tunç Soyer, tek kişilik hücrede. İzmir tamamen teğet geçilmiş değil. İzmir’de önemli bürokratlar, İZSU, ESHOT müdürleri kağıt üzerinde çeşitli davalardan zaten yargılanıyor.
CHP’li belediyeler muhtemelen seçim tarihinin gelmesini iple çekiyorlar. İktidar olmanın keyfini süremediler, koltuklarında derin bir nefes alıp çalışamadılar. Gelir gelmez tasarruf tedbirleri, kamu borçları ile ilgili sert önlemler, silkeleme talimatları, kredi çekme koşullarının değiştirilmesi gibi mali olarak sıkıntıda iken her an yargının çarkının bir yanına da takılma ihtimali söz konusu. Herhangi bir başkan İzmir’de yastığa başına rahat koyamıyor”
CEMİL TUGAY’IN ŞİMDİKİ AKLI OLSA…
Gazeteci Yapar, “birinin itirafçı olması, dosyayla ilgili bilgi vermesi, müşteki olması iddianame çıkınca görülüyor. Hukuk kimseyi saklamaz. Mahkeme başlayınca her şey ortaya çıkar. Cemil Tugay da bunu yaşadı. ‘Büyükşehir’den dosyayı savcılığa gönderen ben değilim’ demek zorunda kaldı. Müşteki, mağdur göründü" dedi.
AK Partili isimlerin ‘bunlar birbirini şikayet etti’ demesi üzerine ise Yaldız şunları söyledi:
“Tugay’ın şimdiki aklı olsa bu dosyaları ne yapıp eder teftiş kuruluna sevk etmeden mahkemeye göndermezdi. AK Parti’nin üst düzey isimleri, eski bakan Yılmaz Tunç açıklama yaptılar. ‘CHP’li belediye dosyaları teslim etti’ dediler. Tugay’ın iki yıllık belediye başkanlığı sürecindeki en büyük yarası budur ve bu yara kolay kolay kapanmaz”




