Mehmet KARABEL
Dayak ‘iyi bir şey’ olsaydı hiç cennetten çıkar mıydı?
15 Temmuz 2020 Çarşamba

Şimdi şöhretli yıldızlar arasında…

Sevgilisini “dövme sezonu” açıldı ya…

Memleketin başka derdi kalmamış gibi…

Taksi şoförü bile…

“Abi, sevgilisini hastanelik etmek moda oldu galiba!” diye…

İronik bir pas atıyor adeta…

Konuya girsen bi’dert…

Girmesen başka bir dert…

***

Kadına şiddetin önüne geçmek için…

Çaresizce çırpınan(!) garibim Türkiye…

Önce…

Asırlardır dilimize yapışan…

“Dayak cennetten çıkmadır!” gibi…

Hatta…

“Kızını dövmeyen dizini döver!” gibi…

En fenası…

Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin!” gibi…

İçi son derece boş…

Hatta, ayıptır söylemesi…

Ahlaksız atasözlerinden kurtulmamız gerekir…

Kurtulamazsak…

Daha çok kadın kötek yer, ağlamaktan gözpınarları kurur!

Şahsen…

En çok, “Dayak cennetten çıkmadır!” sözüne takıkım!

Sözüm ona…

Anlaşılır hali, şöyle kabul görüyor:

Dayak, kutsal bir eğitim aracıdır(!) Dokunduğu bedeni; suç ve günah işlemez duruma getirir…”

Bu nedenle…

“Dayak cennetten çıkmadır!”

Ne diyeyim?

Allah, sizi bildiği gibi yapsın…

***

Ben, en çok “ünlü” sıfatını taktığımız erkeklerin…

Kadınlarını neden dövdüğünü merak etmişimdir…

Yeni vakaları koy bi’kenara…

Eskilere bak…

O kadar çok, “Dayak cennetten çıkmadır” deyip…

Karısını, sevgilisini hastanelik eden var ki…

***

Oryantal Asena, Bodrum yolunda İbo’dan dayak yemedi mi?

Banu Alkan, canlı yayında sevgilisi şaplağı yapıştırınca gıkını çıkardı mı?

Sunucu Ece Erken’in dayak yüzünden yuvası dağılmadı mı?

Şarkıcı Tuğba Özerk, “Sevgilim beni sıcak çayla haşladı” demedi mi?

Deniz Akkaya, sevgilisinden dayak yerken, “Lütfen yüzüme vurma; ben yüzümle kazanıyorum” diye yalvardığını itiraf etmedi mi?

Manken Zeynep Tokuş, doktor eşinden dayak yediği için boşanmadı mı?

***

Peki, bunlar neden yaşanıyor?

Sabit (değişmeyen) nedenler var…

En önemlisi şu:

Üniversite bitirmiş erkekler de dövüyor, acımadan…

Yüksek eğitim almış kadın da dayak yiyor, insafsızca…

Bi’de kan-revan içinde o haliyle selfie yapıp dağıtıyor!

Sadece son dört olaya bakalım; hak vereceksiniz!

***

Bir buçuk yıl önceydi…

Oyuncu Ahmet Kural ile pop yıldızı İzmirli şarkıcı Sıla

Şöhretin zirvesinde, bir gece kavga ettiler; komşuları ayıramadı…

Birbirlerine demediklerini bırakmadılar; mahkemelik oldular…

Ahmet Kural, Selçuk Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünü bitirdi; yetmez dedi Bilkent Üniversitesi’nde master yaptı…

Sıla Gençoğlu ise Bilgi Üniversitesi'nde caz eğitimi aldı…

Bir buçuk ay önceydi…

Yönetmen ve oyuncu Sermiyan Midyat, 16 yaş küçük sevgilisi oyuncu Sevcan Yaşar'ı dövdüğü iddiasıyla karakolluk oldu… Midyat, İşletme tahsili yaptı; Sevcan ise, Ege Üniversitesi Biyoloji bölümü mezunu…

Üç hafta önceydi…

Sinema oyuncusu Ozan Güven’in, sevgilisi Deniz Bulutsuz’u hastanelik etti haberi geldi… Oysa, başarılı aktör Mimar Sinan’ın Modern Dans Bölümü'nden mezun… Deniz Bulutsuz ise, Galatasaray Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi…

 

Son olay, beterin beteri…

“Rubato” grubunun solisti Özer Arkun, birlikte yaşadığı güzel sevgilisini feci halde dövmekle suçlandı… Dayak attığı iddia edilen çalgıcı

İTÜ Devlet Konservatuarı’nı tamamladı… Hastanelik olan sevgilisi Burcu Yılmaz da yüksek eğitimli…

***

Demek ki…

Üniversite mezunu olmak filan…

Ne dayak atma arzusunu engelleyebiliyor…

Ne de dayak yemekten bazılarını kurtarabiliyor…

Neden?

Çünkü biz, dayak kültürüyle büyüyen bir toplumun fertleriyiz…

Çocukluğumuzdan itibaren…

Mezara girinceye kadar…

Ya dayak atıyoruz, aslanlar gibi…

Ya da dayak yiyoruz, paşa paşa…

İlkokulda hep “kulağımızı” çektiler, acıta acıta!

Ortaokulda “şaplak” ile tanıştık…

Lisede “sınıf kabadayıları” türedi…

Çantandaki çikolatayı o Dev’le bölüşmedin mi?

Allah kurtarsın, yani…

İlk komün halinde kavgaları statlarda yaşamadık mı?

İster maçın en heyecanlı yerinde…

İster üniversite kantininde…

İster sürüklene sürüklene gittiğin karakolda…

İster protesto yürüyüşlerinde…

Copu yiyen, gazda tık nefes olan kimdi?

***

Şiddeti, çoğu kez “yaşam biçimi” kabul etmiş…

Bir milletin çocukları değil miyiz?

O zaman, şikayet yok…

Aslanlar gibi, “ektiğimizi” biçiyoruz…

Nokta…

Sonsöz: “Biz çocukken dayak yediği için ağlayan değil, ağladığı için dayak yiyen bir nesildik… / Anonim…”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
İbn Rüşd’ü birazcık anlasa şu dünya
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Tosun’ Ailesi’nin ağlatan hikayesi!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Little Boy-Minik Oğlan
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık’ta sosyal medyaya kontrol baskısı
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
FETÖ’nün kripto hamlesi!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Tezgahtaki etiketler keşke böyle kalsa!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Alaçatı’yı yazmak…
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Nasıl anlamalı?
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
İktidara taşıyan bildirge!
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Ormanlarımız için ne yapmalıyız!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva