Yüksel-Şengül kavgasında kim haklı?

Abone Ol
Zihinsel olarak değilse de bedensel açıdan uzak kaldığımız sürede kayda değer gelişmeler yaşanmış kentte neyse ki. Mesela İzmir Enternasyonel Fuarı'nın kapılarını 81. kez açışı.
Başta İZFAŞ olmak üzere İzmir'in Türkiye'ye kazandırdığı marka olan Tansaş'ın fuarı canlandırma gayreti takdire şayan. Yalnız görünen o ki İzmir fuarı doğal ömrünü çoktan tamamlamış. Hatta bana göre uzatmaları oynuyor şu anda.
Ne de olsa eskiden sadece o vardı. Şimdiyse trent ihtisas fuarları… Sadece İzmir'de 40'a yakın fuar var. Ayakkabıcısı, mobilyacısı, otomotivi, gelinlikçisi, tarımı… Ya yeni bir misyon yüklenecek ya da (bugün olduğu gibi) daha çok son tüketiciye dönük bir nevi panayır görüntüsünde kalacak. Başka yolu yok!

*
Başkan Kocaoğlu'nun birkaç gün önce Ege Tv ekranlarından söylediklerine takıldım bir de. Söyleyene değil söyletene de bakacaksın demişler ya… Gazeteci Mehmet Karabel'in soruları da yerinde ve tadındaydı. Ne diyor Kocaoğlu, hükümetin 'metro' eleştirisine cevaben? 'Benim için metroyu geciktirdi diyebilirler ama Ankara ve İstanbul gibi 'havlu attı' diyemezler. Çünkü başladığım hiçbir işi asla yarım bırakmam'

Kocaoğlu'nun bu kıvrak cevabı Merhum Piriştina'nın 2004 seçimleri öncesi rakibi AK Parti Büyükşehir Adayı Taha Aksoy'la canlı yayındaki kapışmasını anımsattı bana.
Hazırcevaplılığıyla da bilinen Piriştina, rakibi Aksoy'un 'kanaletler' yüzünden yaşanan keşmekeşi anlatmak için kullandığı, 'Tık, tık sesi yüzünden uyuyamıyoruz' eleştirisine cevaben…
'Bizden önce İzmir'de kanalet mi vardı, kanal mı vardı? İzmir'in en önemli sorunu atık suydu, yağmur suyuydu çözdük. Şimdi bir 'tıkımız' kaldı. Onu da çözeriz, Taha Bey merak etmesin' demişti.
Yani Kocaoğlu gibi topu göğsünde yumuşatıp, ayağında sektirmiş ve temiz bir vuruşla rakip kaleye etkili bir şut atmıştı.
Kentin idaresi konusunda siyaset kurumuna yeterince eleştirel malzeme veren Kocaoğlu, yaptıklarıyla değilse de söyledikleriyle gündemi belirlemeyi başarıyor son dönemde.
Ve bana sorarsanız metro konusunda da son derece haklı. En azından yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiği projede havlu atmadı. Ulaştırma Bakanlığı İzmir metrosunu devralsa daha mı erken biterdi? Hiç sanmıyorum. Sonuçta İzmir'de metro yapmanın yapısal zorlukları ortada. Ellerinde sihirli bir değnek yoksa tabi ki…
*
Ve gelelim ele alacağımız son kayda değer gelişmeye… Başka bir Tv kanalında (Kanal 35) AK Partili Aydın Şengül ile CHP'li Alaattin Yüksel fena kapışmış. Konu hükümetle yerel yönetimin birlikte yaptıkları, birlikte işlettikleri Aliağa-Menderes Projesi…
Tartışmanın seviyesinin/düzeyinin çok da yüksek olduğunu söyleyemeyeceğim. Hani daha çok erken yaşlarda girişilen 'Benim babam senin babanı döver' kabilinden bir tartışma.
İkisi de partilerinde il başkanlığı yapmış hatta biri (Alaattin Yüksel) Genel Başkan Yardımcılığı koltuğunda bile oturmuş iki isimden söz ediyoruz çünkü. Kentin son 15 yılında neredeyse her gün gündemde olan bir projeyi/konuyu tartışırken nasıl bu kadar bilgi kısırlığı çekerler diye hayretler içinde kaldığımı söyleyebilirim ilk olarak.
Biri diyor ki; 'Aliağa-Menderes'i biz (Büyükşehir' yaptık. TCDD'nin zırnık katkısı yok.
Öbürü şiddetle itiraz ediyor…
—Hayır, asıl biz (TCDD) yaptık. Belediyenin katkısı sınırlıdır.

Sanki babalarının kesesinden, dedelerinin hayrına yaptılar. Sonuçta para ister TCDD'den ödensin ister belediyeden… İzmirlinin kesesinden/vergisinden gelmiyor mu?
Bu konu 3-4 yıl kadar önce (sanıyorum Aydın Şengül'ün il başkanlığı döneminde) de yerel siyasetin ana tartışmalarından birine dönüşmüştü. Kentin dört yanını 'Aliağa-Menderes'i öz kaynaklarımızla yapıyoruz' afişleriyle donatan Büyükşehir Belediyesi, Şengül'den benzer yönde sert eleştiriler almıştı.
Yüksel'in siyaseten 'nadasta' olduğu döneme denk düşen bu tartışmayı atlamış olduğunu varsayıyorum. Yaşanan polemiğin ardından Büyükşehir Belediyesi 'öz kaynak' afişini kaldırmış ve bir daha da kullanmamıştı. Objektif bir yaklaşımla, bu tartışmada da 'Şengül'ün daha hazırlıklı Yüksel'inse daha çok kulaktan dolma bilgilerle' fikir yürüttüğünü söyleyebilirim. Canlı yayında 'aksini ispatlarsan vekilliği bırakırım' diyecek kadar ileri gitmesine rağmen hem de…
Ama Şengül'ün de atladığı önemli bir nokta var.
O da TCDD'nin Aliağa-Menderes'e yönelik yatırımlarının yüzde 90'ını 57. hükümet döneminde MHP'li bakan Oktay Vural döneminde yaptığı gerçeğidir.
Şu an İZBAN'ın başına geçirilen Başmüdür Sebahattin Eriş'e sorsa, o söylerdi bunu.
Rayların yenilenmesi, sinyalizasyon ve de elektrifikasyon gibi 'ağır yatırımlar' MHP'li Vural döneminde bitirilmişti zaten. AK Parti döneminde iktidarın Aliağa-Menderes projesine ayırdığı pay Büyükşehir'in aktardığı kaynağın yanında devede kulaktır.

Aslında İzmir gibi ülkenin 3. büyük kentinde 'il başkanlığı' yapmış, vekil seçilmiş siyaset adamlarının kayıkçı kavgasını andıran bu çatışmadan ziyade İZBAN'ın önemli bir ayıbını konuşmasını dahası o ayıbı ortadan kaldıracak adımlar atmasını beklerdim.
O ayıp ne mi?
Rakamlar ortada…
Büyükşehir Belediyesi 700 milyon liraya yakın kaynak harcamış. TCDD 1,7 milyar TL yatırım yapmış. Sistemi şu anda her gün 150 bine yakın İzmirli kullanıyor. Hedef günde yarım milyon insan taşımak…
Böylesine devasa miktarların yatırıldığı, yüz binlerce canın emanet edildiği sistem yüzde 'si Büyükşehir'in kalan yarısı TCDD'ye ait olan İZBAN tarafından işletiliyor.
Ama ortada büyük bir sorun var. Hem de açıldığından bu güne bitmeyen bir sorun.
Emek gaspı, alın teri sömürüsü… 250'ye yakın personel açlık sınırının altında çalıştırılıyor çünkü. Terazinin bir kefesinde Aziz Kocaoğlu gibi taşeron düşmanı bir siyaset adamının öbür kefede Binali Yıldırım gibi devletlû bir bakanın olduğu şirketten söz ediyorum.
Sözde kamu şirketi İZBAN…
Ama personel adına sözleşme imzalamaya çalışan sendika aylardır muhatap bulamıyor.
Gişe personeli 750 lira alıyor. On binlerce kişiyi taşıyan makinistlerin eline 950 TL geçerken teknisyenler 960, teknikerler 850 TL'ye talim. TCDD'den emekli, taşeron şirket üzerinden çalıştırılan uzman makinistlere 1800 TL ödeyen İZBAN kendi personeline bunun yarısını reva görüyor. İZBAN'ın 10'da biri kadar alanda faaliyet gösteren İzmir Metrosu'ndaki ücretler bunun tam iki katı. Ve İZBAN'ın ortaklarından TCDD, kendi makinistlerine en az 1800 TL ödüyor.
Demiryol-İş Sendikası Temsilcisi Hüseyin Ervüz ile görüştüm. Ücret meselesinin 13-14 aydır mahkemelik olduğunu anlattı. Ve bir kamu kurumu olan İZBAN'daki ücret politikasının içler acısı olduğundan yakındı. Eylem yapmışlar, kar etmemiş. 'Ne yapalım… Arkadaşlarımız 'dışarıda şu kadar işsiz var' diyerek tehdit ediliyor' diyor Ervüz. Siyasetçilerin İZBAN'dan oy/pay kapma savaşını izlerken, iki yıldır göz göre göre emek gaspı, alın teri sömürüsü yapılan personelin halini düşündüm. Ve keşke 'sen yaptın/ben yaptım' kavgasını bırakıp yaklaşık 250 personelin yarasına merhem olabilselerdi' diye düşündüm sonra. Ama nerdeeeee…
Bu bilgilerin ışığında siz karar verin. Kim haklı? Yüksel mi Şengül mü yoksa 3 kuruşa çalıştırılan işçiler mi?