Yoksullar başkaldırmadıkça

Abone Ol

Yeryüzünde yaklaşık 8.3 milyarinsan yaşıyor. Uluslararası kuruluşlarınverilerine göre, bu nüfusun dörtte üçü yoksul, bir milyar kadarıda açlık çekiyor.

Bu verilerin anlamı; İnsanlığın kahir çoğunluğu yeryüzünde barınma, beslenme, sağlıklı yaşama hakkından yoksun.

Hal böyle olunca, enikonu liberalleşen piyasa ekonomisinin getirdikleriyle derinleşen yoksulluktan kurtuluş, siyasetçinin eline düştü. Ancak siyaset malzemesine dönüştürülen yoksulluk sadece vaatlere konu oluyor. Sonrası yok.

Sonrası yok, çünkü hayatın bütün alanlarında yaşanan çöküş sonucu, sistem sürdürülebilir olmaktan çıktı.

Bu hengamede, Putin Ukrayna’yı istiyor… Trump Grönland’ı gözüne kestirmiş… Meksika Körfezi’ni hakeza… Gazze’yi de eğlence merkezi yapacakmış… Çin gözünü Afrika’ya dikmiş… Erdoğan’ın gözü Suriye’de… AB, ne yapacağına henüz karar vermedi. NATO ve BM neredeyse işlevsiz…

Velhasıl, o bildiğimiz Dünya yolun sonunda. Yeni Dünya düzeninin yoksullara getirecekleri de belirsiz. Ve toplumların zor zamanlarında öne çıkan liderler, kurtarıcılar bütün köşeleri tutmaya başladı.

Gelin görün ki çağımızın liderleri, kurtarıcıları düşman başına… Vasatlık ve ucuzlukta birbiriyle yarışan liderlerden halkları tanrı korusun.

Yurtta ve Dünya’da ortaya çıkan durum, insanlığa, “Başının çaresine bak!” der gibi.

Yönetenlerin basiretsizliği ve yetersizliği, sistemin dengeden çıkmasıyla başlayan paradigma çökmesiyle mütecanis.

Artık, halka kurtuluş reçetesi yazanların ve yurttaşa, düş peşime kurtarayım seni, diyenlerin ciddiye alınmaması gereken zamanlardayız.

Ancak, seksenlerden beri küreselleşen sistemde yoksullukenikonu büyüdü ve derinleşti. İnsanlığın çaresizliğinde kurtarıcılara gün doğdu. İnsanlık, “Gel seni kurtarayım!” diyen bir sürü çapsız liderin peşine takılmış bulunuyor.

Kurtuluş ne dini lider veya tarikat şeyhinin kerametinde ne etnik grup liderlerinin peşine düşmekte; Kurtuluş, halkın kendisi için ayağa kalkmasında…

Mesela, 5 milyar yoksul ayağa kalkarsa, bu itirazın önünde kim durabilir!