Yine yangın yeri yürekler…

Abone Ol
Ne zaman bir genç ölümü duysam, hastane morgu önünde yavrusunun minicik tabutuna sarılmış isyan eden genç anne gelir gözlerimin önüne. Ellerini göğe uzatarak 'neden beni almadın. Neden oğlumu aldın. Neden ben değil. Neden, neden, neden' diyen feryadı çınlar kulaklarımda.
Yine gencecik fidanlar toprağa düştü. Yine yangın yeri yürekler… Ateşin düştüğü ocaklar bir bir sönüyor yine… Bir kez daha yurdun dört bir yanında matem ve acı var…
Manşetler yine öfkeli. Lakin ne manşetlerin öfkesi, ne siyasilerin söylemleri, ne olayın zamanlamasıyla ilgili şüpheler, ne açıklamalardaki çelişkiler, ne cenazelerde atılan nutuklar… Hiçbiri etkilemiyor beni anaların yürek yırtan feryatları kadar. Zira kaybetmenin gerçek acısı sadece ve sadece o feryatlarda var.
Hepimiz biliyoruz ki, bugün kor olan ateş zamana yenik düşecek. Bu gün önemini yitirecek ve unutulacak. Belki bir kaçı sokaklara veya parklara 'ad' olacak ama isimlerde unutulacak. Ancak anaların yüreklerindeki yangın asla sönmeyecek ve daima canlı kalacak. İşte bundandır etkili oluşu o feryatların, yürek dağlayışları bundandır.
Türkiye'nin son 30 yılına bu ve benzeri olaylar damgasını vurdu. Çok ana yüreği yandı. Çok feryat arşa ulaştı. Her olay sonrası, çözüm planları yerine politik söylemler dinledik. Barışa uzanacak eylem yerine 'savaş naralarına' şahit olduk. Bugünde durum dünden farklı değil. Kimi ''Bütün dünya, herkes bir şeyi iyi görmeli, iyi bilmeli; terörle bugüne kadar kimse netice alamamıştır, bundan sonra da alamayacaktır'' diye bilindik söylem tutturmuş, kimi sınır ötesi harekat peşinde.
' Terörle bir sorun çözülmez, bir yere varılmaz.' varılmaz da, böyle söylemlerle de bir yere varıldığı yok! Varılan tek nokta yine savaş.
Yine yitirilen gencecik canlar… Yine dağlanan yürekler, yine ağıtlar, yine feryatlar, yine kararan umutlar, yine yok olan yarınlar.
30 yıldır, tam 30 yıldır zaman zaman hız kesse de sürüyor bu lanet! Akan kanı durduracak kalıcı barışın sağlanması bu kadar mı zor?
Savaşı bitirecek yolun savaştan değil barıştan geçtiğini görmek için daha kaç gencimiz toprağa düşecek. 'Savaş naraları' atılarak yürünen yolların gözyaşına vardığı ne zaman görülecek!
Kanın kanla yıkanamayacağını geçen zaman öğretti bu topraklara. Ölen Türk'te bizim, Kürt'te bizim. Hepsi bu toprağın insanı! Hepsi bu coğrafyanın fidanı! Anaların gözyaşları aynı toprakları ıslatıyor, ağıtlar aynı topraktan yükseliyor.
Sorunun demokratik bir çözüme, ülkenin artık kalıcı bir barışa ihtiyacı yok mu?
Şiddetten beslenen kirli bir oyun oynanıyor gençlerimizin canına kasteden. Ne zaman barıştan, huzurdan söz edilse, ne zaman barış umutları yeşerse, ne zaman silah dışında çözüm arayışları gündeme gelse… 'Kirli ellerce' dinamit atılıyor umutların dibine.
Bu kirli oyunun bozulma zamanı gelmedi mi?