Yine Dünya Barış Günü yine savaş görüntüleri

Abone Ol
1 Eylül Dünya Barış Günü yine savaş manzaraları eşliğinde kutlandı. Yine mitinge katılanlar polisi, polis katılımcıları sorumlu tutuyor. Öncesi ve sonrasıyla her yıl aynı manzara yaşanıyor.
Miting meydanlarına gelen evlatlarını yaşanan savaşa vermişyüreği yanık anne ve babaları, Barış Anneleri İnisiyatifini anladık da, Öcalan posterleri ve ses bombalarının barışa ne gibi katkısı olacak, onu pek anlayamadık! Evlatlarını zamansız toprağa vermiş anne ve babaların 'silahlar sussun, barış olsun' çağrılarının arbedede patlatılacak birkaç ses bombası gürültüsünden daha etkili olduğu, miting meydanını dolduranlar tarafından henüz öğrenilememiş demek ki…
Bir süredir Kürt cephesinin barış gibi bir derdi olmadığını düşünmeme karşın geçmişte silahların susacağı, akan kanın duracağı konusunda iki kez umutlanmıştım. Birincisi; DTH partileşme sürecinde çeşitli şehirlerde toplantılar yapıyordu. Toplantıların amacı yeni kurulacak parti için yol haritası oluşturacak önerileri dinlemekti.Toplantının açılış konuşmasını Orhan Doğan yapmıştı ve konuşmanın tamamı savaşın son bulması temeline dayanıyordu.Okuduğu metin birkaç şoven bölümü dışında barış adına gerçekten yüreklendiriciydi. Şoven bölümlerini sert bir şekilde eleştirmemi ise saygıyla dinlemiş, 'biz bu eleştirileri duymaya geldik buraya' diyerek yanıtlamıştı.
İkincisi; PKK yöneticilerinden Murat Karayılan'ın Bir Savaşın Anatomisi adlı kitabı yayımlamasıydı. Bu kitabı savaşın bittiğini düşünen 'emekli komutanın anıları' olarak algılamıştım. Kuşkusuz bu şekilde düşünmemi sağlayan kitabın yayımlanma zamanlamasıydı. Bir yandan PKK'nın eylemsizlik kararı vardı ve uzunca bir süredir uygulanıyordu. Diğer taraftan Öcalan ile yürütülen barış görüşmeleri artık devlet tarafından dahi saklanmıyor, görüşmecilerin isimleri ve mevkileri gazetelerde yer alıyordu. Görüşmeler kamuoyunda iyimser bir hava yaratmış, her an silahların susacağı yönünde beklenti oluşmuştu.
Barış olmadı…
Eşiğine kadar gelinen barış kapısı Silvan saldırısıyla PKK tarafından kapatıldı. Savaşın çirkin yüzü patlatılan mayınlarla, yaşanan ölümlerle bir kez daha sahne aldı. Yüreklere yine ateş düştü, gözyaşları yine birbirine karıştı.
Silvan saldırısı sonrası Kürt cephesi suskundu. Muhtemelen şoktaydılar. Önderleri 'Devrimci halk savaşı bitti' açıklaması yapıyordu. 'Barış' zılgıtı çekmeye hazırlanırken nereden çıkmıştı bu saldırı! Ardından PKK üst düzeyinden açıklamalar gelmeye başladı. Yapılan açıklamaların hiçbiri ikna edici olmadı. Lakin tamamı çelişkiliydi.
İlk açıklama Cemil Bayık'tan geldi. 'Önderimiz oyalanıyor. TC imha planı yürütüyor' Öcalan'ın 'mutabakata vardık' sözlerinin ardından böyle bir açıklamanın yapılması ve Silvan saldırısının gerçekleştirilmesi ne kadar ilginç değil mi?
Suskun Kürt cephesi; barışın eşiğinde kadar gelmiş görüşmeleri baltalayan, liderini yok sayan PKK'dan hesap sormak yerine yanlışın dümen suyuna girerek yapılan açıklamaya sarıldı. Aynı örgütün yöneticileri olmalarına karşın Duran Kalkan'ın baktığı pencere nedense Cemil Bayık'la aynı değil! Kalkan; 'Görüşmeler sırasında temel bazı ilkelerde görüş birliğine ulaşıldı. Öcalan bu temel ilkeleri üç protokol şeklinde yazılı hale getirdi. Bu karar tasarıları KCK'ya sunuldu. KCK yönetimi birkaç hususu ekleyerek bu protokole 'evet' dedi. Önder Apoda eklenen hususları uygun gördü. Ve böylece KCK ve PKK'dan yana protokoller netleşmiş oldu. Ancak AKP hükümeti olumsuz yanıt verdi ve protokolleri onaylamadı. Bunun üzerine de önder Apo'un barışçıl-siyasi çözümü geliştirmede arabuluculuk olarak yürüttüğü görevi yürütme zemini ortadan kalktı'
Aynı olayda kaç doğru var, hangi açıklama gerçeği yansıtıyor?