Bu zeytinyağı ihracatçılarının sonu ne olacak çok merak ediyorum. Tabii ki DİR (Dahilde İşleme Rejimi) peşinde koşanları kastediyorum. Bir ayakları Ankara’’da. Ellerinde dosyalar habire şikayet ediyorlar. Kimi şikayet ettikleri de belli. Ulusal çıkarlarımızı, üreticilerimizi korumak için DİR’’e karşı çıkanları.
Kampanya dönemi geldi ya, yine ayak oyunlarına başladılar. Önce tağşiş konusunu gündeme getirdiler. ’“Türkiye’’nin ihraç ettiği zeytinyağının yüzde 47'si hileli’” açıklamasını yaptıktan sonra kıvırıp, ’“Zeytinyağı değil, tüm gıda ürünlerindeki oran bu’” şeklinde düzelttiler. Ama ne fayda. Artık herkesin kafasının bir köşesinde yüzde 47 olacak. Aslında istedikleri de bu zaten. Bakın düzeltmek zorunda kaldıkları bu açıklama ile, ’“Türk tüketicisinde güvensizlik oluşturmaya, üreticiyi baskı altına alarak panik havası yaratmaya, dünya piyasasının Türkiye'den zeytinyağı alımına dikkat etmeye, dolayısıyla da yeni ihracatçıların pazara girişini zorlaştırmak istediler.’” Aslında takdir etmek lazım. Hedeflerine ulaşmak için bıkmadan usanmadan çalışmaya devam ediyorlar. Üreticiyi, tüketiciyi, tüccarı, ihracatçıyı kendi amaçları doğrultusunda yanıltmaktan çekinmiyorlar.
Tağşiş balonundan sonra ’“İspanya’’da tarihi üretim’” senaryosunu gündeme aldılar. Dünyanın bir numarası İspanya’’daki yüksek üretiminin dünya fiyatlarını düşürüceğini savunarak Türk üreticisinin ürününü ucuza kapatmaya çalışıyorlar her zamanki gibi. Bu da koca bir aldatmaca. İspanya'da 1 milyon 400 bin ton üretim tahmini var. Daha önce de bu rakam 1 milyon 420 bin tondu zaten. O yüzden fiyatları etkileyecek bir durum yok. Böyle biline.
Tabi uyanıklar İspanya’’da tarihi üretim derken Avrupa Birliği’’ne yaptığımız zeytinyağı ihracatında en büyük rakibimiz olan Tunus’’taki düşüşten hiç bahsetmiyor. Çünkü işlerine gelmiyor. Tunus’’un zeytinyağı üretimi 280 bin tonlardan bu yıl 120 bin tona düştü. 6 yıllık ortalamaları ise 185 bin tondu. Buna ne diyecekler çok merak ediyorum?
Gelelim Türkiye’’nin zeytinyağı üretimine. Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’’nin koordinatörlüğünde yapılan rekolte tahmin çalışmasına göre bu yıl 160 bin ton zeytinyağı üretimimiz olacak. Geçen yıldan kalan 20 bin ton stoğu da hesaba katarsak elimizde 180 bin ton zeytinyağı olacak. Bunun geçen yıl olduğu gibi 95-100 bin tonunun iç tükütime gideceğini düşünürşek ihracat için 80 bin ton zeytinyağımız olacak. Geçen yıl 20 bin ton zeytinyağı ihracatı yapıldığına göre isteyene ihraç edecek bol miktarda yağımız mevcut. Ama tabi onlar ölü fiyatına ürün istedikleri ve üreticiyi hiç düşünmedikleri için rakamlar umurlarında değil.
Rekolte tahmin çalışmalarında ortaya çıkan sonuç aslında hepimizin sevinmesi gereken bazı gerçekleri de gösterdi. Türkiye’’nin 6 yıllık ortalaması 117 bin tonken bu yılki zeytinyağı üretimimiz 160 bin ton olacak. Geçen yıl bu rakam 147 bin tondu. Yani bakın var yılı ile yok yılı ayrımı kalmadı Türkiye’’de. Var yılında 200 bin tonu görüp yok yılında 40 bin tona düşen Türkiye’’de zeytinyağı üretimi artık dengelendi. Var yılı ile yok yılı arasındaki makas kapandı.
’“Zeytinyağı iharacatı düştü’” diyorlar. Düşen dökme yağ ihracatı. Keşke tamamen bitse. Dünyanın en kaliteli zeytinyağını kendi markalarımızla dünyaya pazarlayabilsek. Dökme ihracat düştü ama kutulu ihracat az da olsa artıyor. Bu da hepimiz için sevindirici bir gelişme.
Bana göre zeytin Türk üreticisinin son kurşunu. Tütün, şekerpancarı ve pamukla aynı sonu paylaşmamalı. Sonuna kadar direnmeli.
NOT: Rekolte tahmin çalışmaları için kanunla görevlendirilen Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi dururken konuya ’“uzaktan’” bakanlar UZZK’’nın başındaki ’“ulusal’” ibaresinden mi çekiniyor çok merak ediyorum. Artık bu durum ciddi bir rahatsızlık konusu.