Yıl biterken...

Abone Ol
Ülke gündemi yine karışık, Fransa'da ermeni soykırım iddiaları ile başlayan kriz sürecini, Suriye ve İsrail ile restleşmeler izledi. Sağlığına henüz kavuşan Başbakan, Irak sınırında F-16 savaş uçaklarından atılan bombaların neden olduğu 35 vatandaşımızın ölüm olayı ile sarsıldı. Hükümet kanadı üzücü durumun şokunu henüz atlatmamışken, başsağlığı için ailelerin yakınlarına taziye ziyaretine giden Uludere Kaymakam linç girişiminden bazı sağduyulu vatandaşların çabaları sayesinde güçlükle kurtulabildi. Şimdi Başbakan ve bakanları özür ve tazminat gibi bazı formüller ile tepkileri dindirmeye çalışıyor.
Peki olayların bu kadar tırmanmasına neden olan ihmaller neydi ve kimler neden olmuştu?
Genelkurmay açıkladı;
'Bize gelen yanlış bir istihbarat neticesinde bombaları yağdırdık'.
Burada cevap arayan bazı sorular var. Birincisi Genelkurmay'ın istihbarat kaynağı hangi mekanizmadır. Kendi bünyesinde bir işleyişten söz ediliyorsa burayı yönlendiren veya yöneten kim veya kimlerdir. Çünkü bu bölgede hayatını kaybeden 35 kişi ve bunun gibi binlerce kişi ilk kez öldürüldükleri gün sınırdan geçmiyorlardı. Orada sigara ve mazot kaçakçılığı olağan bir durum gibi algılanıyordu. Eğer burada kanunsuz bir tavır veya davranış olduğu düşünülüyorsa burada işleyen kaçakçılık mekanizmasının çok önceleri yetkili merciler tarafından engellenmesi gerekiyordu.
Ortadoğu'daki karışıkları ve dış güçlerin bu bölgede geçmişteki müdahalelerini göz önüne alacak olursak, burada yine kriz yaratma çabasında olan sinsi zihniyetin devrede olduğuna şahit oluyoruz. Bu noktada Genelkurmay Başkanlığı'nın istihbarat kaynakları noktasında detaylı bir araştırma başlatması beklentisi her duyarlı vatandaşın en önemli beklentisi.
Fransa ile ipler koptu
Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin özellikle Türkiye'nin AB üyeliği karşıtı çıkışları ve çalışmaları ile zaten gerilen iki ülke ilişkileri Ermeni soykırımı inkarını cezalandırmayı öngören yasanın kabul edilmesi üzerine koptu. Türkiye, Paris Büyükelçisi'ni Ankara'ya geri çağırdı ve 'her türlü siyasi istişareyi durdurma,' 'ziyaretleri iptal, askeri ortak tatbikatları iptal etme' gibi yaptırım kararları aldı. Başta Türkiye, hükümet ve dünyanın dört bir yanında yaşayan binlerce Türk, protesto gösterileri ile tepkilerini dile getirdiler.
Ne yazık ki Fransız ihtilalinin simgeleri olarak bilinen özgürlük, eşitlik kardeşlik ilkeleri bugün bizzat Fransa Parlamentosu tarafından bir kenara itilmiştir. Bakalım bugüne kadar Sarkozy'nin dengesiz çıkışları ile bıçak sırtında yürüyen Türkiye-Fransa ilişkileri düzeltilmesi ile ilgili somut adımlar atılabilecek mi?
NOT: Geçtiğimiz günlerde üzerinde pek durulmayan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyük ihmalini gün yüzüne çıkaran bir duruma şahit olduk. Türkiye'de yasalarla korunan 'ATATÜRK' ismi artık AB ülkelerinde ticari amaçlı marka olarak kullanılabilecek. Atatürk'ü İngiltere'de marka olarak tescilleyen bir girişimci hakkında dava açan Türkiye, hukuk mücadelesini kaybetti. Atatürk markalı ürünler çok yakında raflarda olacak!...