Yıkım altında kalmanın bir izahı olmalı…

Abone Ol

Avrupa Güvenlik Konferansı’na hâkim tema; Avrupa yıkım altında. Yaygın kanaat;

Avrupa ile ABD yol ayrımında.

Davos’ta yüksek sesle dile getirilen sistemdeki büyük yıkım, Avrupa’da değişik platformlarda dile getiriliyor;

Uluslararası hukukun prensipleri artık işlemiyor.Paradigma çöktü. Kamusal alan normları çalışmıyor. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, istihdam, güvenlik politikaları hakeza çöküyor. Sistem yıkım altında.

Ne oluyor? Yeni Dünya düzeni kuruluyor.

Sanayi devriminin getirdiği Dünya düzeni, Dijital devrimle başlayan değişim ve dönüşüme direniyor. Ve bu direniş, sistem dinamiklerini yıkıcı etkilere açık hale getiriyor. Yani, kontrollü geçiş imkansızlaşırken yıkım öne çıkıyor.

Küreselleşme sonucu sistemde başlayan çöküş karşısında toplumların durumu henüz netlik kazanmış değil. İnsanlık tam olarak yeni geleceği arama aşamasına gelmiş olmamakla birlikte, tedirginlik gün be gün artıyor.

Kapitalist sistemde sanayi devrimini izleyen yeni toplum inşası, iki kere dünya ölçeğinde savaştan sonra mümkün oldu. Ne ki liberal piyasa ekonomisinin küresel hakimiyeti artık sürdürülebilir değil.

Teknolojik devrimle başlayan değişim, Dijital devrimin kapılarını açtı. Ve yazılımların yarattığı akıllı sistemler, başka bir Dünya düzenini mümkün kıldı.

Şimdi, ne olacak? Sanayi üretiminin ve finans kapitalin belirleyici olduğu dönemde gerçekleşen burjuva devrimi son buluyor. Üretim araçlarının mülkiyeti ve sermaye el değiştiriyor. Salt tüketime dayalı tüketim kültürünün yıkıcı etkileri kontrolden çıktı. Toplumda dikey örgütlenme, sorunlu hiyerarşik yapıya dönüştü. Vasatlaşma, değerli insanı geri plana itti. Dahası bilim de artık erör veriyor.

Ve geçiş sürecinde ortaya çıkan yıkım alametleri, değişim ve dönüşüm sürecinin kontrolden çıkmakta olduğunu düşündürüyor.

Bütün taşlar yerinden oynadı. Meşruiyet arayışları abesle iştigal. Başımıza gelecekler, efendilerin vicdan ve ahlakıyla mütecanis.