Yeni Dünya düzeni denilen bir safsatanın dillerden dillere dolaştığı bir dönemde yeniye olan rağbet artmış gibi görünüyor. Kimisi Yeni Dünya düzeni için mücadele ederken, kimileride payına düşeni yaparak küçücük Dünyalarında Yeni CHP için mücadele ediyorlar. Hep diyorum artık CHP hakkında yazmayayım diye ama ne yaparsın. Ülkesini ve Atasını seven bir genç olarak Türkiye'de Emperyalizme karşı koyabilmenin yolunun Yüzyılın Devrimcisi Atatürk'ün kurduğu, politikalarını gerçekten halka dayandıran bir CHP olduğunu biliyorum.
Konjektürel olarak Türkiye'nin siyasi arenası çok homojenize olamaz, demokrasilerin eşitlik ilkesi siyasette bir türlü dengelenemez nedense, bu durum siyasi partilerin içlerine kadar yansımıştır. Toplumumuzda var olan etnik köken ayrımları, ideolojik farklılıkları ve aynı ideolojik düşüncedeki farklı bakış açılarını, mezhepsel farklılıkları bir türlü ortak bir paydaya taşıyamama sıkıntısı yaşanır siyasette, bu tarz sistematikler gelişmekte olan ülkelerde özellikle dış kaynaklı olarak oluşturulmaktadır ne hikmetse! Amaç genel olarak siyasetin halk kavramından uzaklaştırılması ve daha çok kapital ekseninde şekillenmesidir.
Bu eksenden yola çıkarak, benim için önem arz eden siyasi parti olan CHP 'de seçim öncesinde iğne-çuvaldız ilişkisi kurmak istiyorum, aslında CHP'de siyaset yapan bir genç olarak çok eleştirileceğimi biliyorum ama bugüne kadar nasıl doğruları söylemekten vazgeçmediysem bugünden sonrada vazgeçmeyeceğim. Bugün doğrulardan kaçarsak emin olun bir daha doğruları yakalayamayız.
Bence CHP kadroları acilen silkinmeli ve gerçekten özüne dönmeli, günün politikalarının değil asrın politikalarının partisi olmalı, uğruna kan dökülen ideolojimiz için farkındalığını ortaya koymalı, içerden yıpratılma çalışmalarına boyun eğmemeli, emek hırsızlığı demokratikleştirme sürecine koymamalı(!)
AKP iktidarını eleştirdik yıllarca milleti sadaka kültürüne mahkum edip sadakalarla kandırdıkları için bugün savunduklarımıza anlam veremiyorum. Sadaka kültürünü kabul edip odun-kömür-makarna-buzdolabı-vergi affı yerine aylık maaş verecekmişiz yani saydıklarımız yerine para vereceğizden başka nedir bu anlamadım doğrusu? Bunun yerine milli ekonomi politikalarını nasıl geliştirip bağımsızlaştıracağımız açıklanabilseydi veya Genelbaşkanım çiftçi mitinginde mazotu Cem Uzan kadar ucuza vereceğini vaat edeceğine çiftçi ekonomisinin teknoloji ile gelişmesinin kapitalden ayrılmasının nasıl olacağını anlatsaydı. Aslında o kadar çok şey oluyor ki bu yeni CHP'de, yapılanlar özü itibari ile samimiyet içerse de içinin doldurulmadığını görüyorum.
Ülkemizde olan sağlıksız siyasetin bir noktasından tutarak siyaseti anlamak zordur. Siyasi analiz yapıp bir sonraki döneme hazırlıklı olmak ve tarihten faydalanmak siyasetin olmazsa olmazları arasındadır, bu bağlamda sizlere kıssadan hisse usulü bir konu aktarmak isterim.
Kısa bir dönem önce, Türkiye Malezya olur mu diye ciddi tartışmalar yaşanmıştı, bu konu iktidarın dilinden çıkınca anlam kazandı aslında. Çünkü; Malezya başbakanlığını 22 sene yapmış olan Mahathir Muhammed iktidar da kaldığı süre içerisinde baskı rejimi algısını ortadan kaldırmak için ılımlı İslam modelinde, kendi muhalefetini kendisi beslemiş ve muhalefet güçlerinin sesini istediği gibi yönetmiş.
Burada önemli olan, Türkiye'de oluşacak muhalefeti dış kuvvetler bağımsız olarak siyasette serbest bırakacaklar mı yoksa Malezya'da olduğu gibi el altından farklı ilişkiler mi kurulacak?
Bana göre bunun cevabı net bir şekilde bugün ortaya çıkıyor
Türkiye elbette Malezya olmayacak ama Ilımlı İslam modelini Türkiye'de uygulamaya sokan Emperyalist kuvvetlerin maşası konumundaki AKP politikalarına baktığımız zaman atılan her adım çok manidar oluyor. Türkiye'de siyaset ya din eksenine oturtulur ya da Türk-Kürt çatışması üzerine, Kürt politikası üzerine artık AKP'nin fazla rolü kalmadı, yapılan çalışmalar bölge halkı üzerinde bir kindarlığı geliştirdi, bu saatten sonra toplumsal zeminde siyasi baskı olmaksızın çatışma ortamı otomatik olarak yaratılmış oldu. Hatta Güneydoğu'da bir dönem önce birinci parti olan AKP'nin bu dönem çıkardığı listelerle orada ki liderliği BDP'ye bıraktığını söyleyebiliriz. CHP listeleri de keza bu bağlamda çıktı denebilir.
Din eksenine gelince;
Yapacaklarına engel olabilecek düzeyde olan CHP kadroları ile işe başladılar, Baykal operasyonu çok manidardır hatta ve hatta Varan 2 'de her şeye rağmen düşüncelerinin dışında bir oluşumun gerçekleşmesi durumda devreye sokacakları için belirtildi. CHP, dini insanların iç dünyasında ve şahsi muhasebesi olarak yorumladığından bu tabloyu yıkmak için her türlü yol emperyalistler için mübahtı, dahiyanece Yeni CHP akıllarına geldi ve bu planı devreye soktular, CHP'nin kurumsal olarak yıpratılması ve özünden ödün verir hale getirilmesi Türkiye' de Laikliğin yıpranması manası taşıyağı düşünülerek hareket edildiğini göstermekte. Laikliğin yıpranması ise siyasi temelin dini olgular üzerinden götürülmesinin önünü açacağı düşünülmekte. Yada tamamen bunlardan bağımsız, alt yapısı hazırlanmış sözde ilerici yapının CHP bitirilerek oluşturulması düşünülmekte.
Yani bir nevi yeni Türkiye.
Bu senaryonun doğruluğu elbette tartışılır ama tabandan bir insan olarak ve her şeyden önce bir partili olarak kaygılarımı bu boyuta taşıyabiliyorsam arkasını siz düşünün derim. Ben bu dönemde partimin iktidar olması için elbette elimden geleni yapacağım ama olaya ideolojik baktığımı da belirtmek isterim. Eğer YCHP İlkelerimizden ayrıldığını derin bir şekilde hissettirir ve Atatürk'ün partisi olmaktan ayrılır Yeni Türkiye'nin partisi olursa o zaman takım tutar gibi parti tutmam herhalde.
Özellikle belirtmekte fayda var ben hayatını Kemalizm'e adamış bir gencim CHP bizlere emanet ve ben emanetime ihanet etmemde ettirmemde!