Yeniden tanımlamalı

Abone Ol
Yeni Genelkurmay Başkanı’’mız orduya ve millete hayırlı olsun.
Devir teslim töreninde yaptığı konuşmada iki önemli nokta vardı.
Bana göre birincisi ’“Demokrasi ve hukuk devletine aykırı eylemleri olduğu ispatlanan kişileri barındırmayız!’”
Bu çok iddialı bir söylem. Ordunun bir geleneği var, ’‘ben ayrı bir devletim. Ben her şeyin en iyisini bilirim.’’ Dolayısıyla ’‘ben söylüyorsam, o doğrudur.’’
Bu gelenek Osmanlının inhitat döneminden beri süre gelmekte. Bu anlayış değil midir ki, haftanın her gününde Genelkurmay açıklama yapıyor. Kendi pervasız davranışlarına sınırlama gelecek endişeleri ile Avrupa Birliği’’ne girmemize karşı durup, gerekli reformları yapmıyor.
Sorduğunuzda ’‘biz Avrupa Birliği’’ne karşı değiliz’’ deyip takiyye yapıyorlar veya Mevlana’’nın insanlığa gösterdiği çizgi doğrultusunun tersine hareket ediyorlar.
Biz yine de Sayın Koşaner’’in söylediği bu güzel sözün arkasında duracağını ümit etmeye devam edelim.
Sayın Koşaner’’in ikinci bir cümlesi var ki, o da tarife muhtaç; diyor ki ’‘vatan hizmeti için hiç kimseye ayrıcalık tanınmamalı.’’
Evet, ama vatan hizmeti nedir?Önce bunu tanımlamak lazım. Vatan hizmeti adı altında evlerde hizmet eden erler, kantinde çalışan askerler, çay taşıyan, patates soyan erler de vatan hizmeti mi yapıyorlar?
Bu cümle hamasi söylemdir, çok su kaldırır. Vatan hizmetini artık profesyonel kişilere yaptırmalıyız. Polis, diğer silahlı görev yapanlar da vatan hizmeti görüyorlar ama zorunlu olarak değil, kendi seçimleri sonucu bu hizmetlere talip oluyorlar.
Cumhuriyetin ilk yıllarında zorunlu askerlik, bir yönü ile gençlerimize ülkeyi tanıtmak, okuma yazma öğretmek, çok dar olan bütçeye büyük yük getirmemek için başvurulan bir yoldu.
Sayın Koşaner ayrıca, tek tip askerliği işaret ediyor. Yani ’‘bu düzen devam etsin ama tek tip askerlik olsun.’’
Osmanlı döneminden beri farklı kuvvetlere farklı askerlik süreleri olduğu gibi, aynı kuvvetlerdeki askerlik süreleri de farklı idi.
Bu sistem tabii ki yeni baştan düzenlenebilir. Ancak ortadan kaldırmak, Türkiye’’nin gerçeklerine ters bir tutum olacaktır.
Bir de bedelli askerliğe ters bakışı var. Bu çok yanlış, bugüne kadar 20’’den fazla bedelli askerlik kanunları çıkmış, korkunç oranda olan askeri bütçeyi biraz hafifletmiş (bütün batılı ülkelerin savunma bütçesinin milli gelirlerine oranları bizim orandan küçük, bu da anlaşılır bir durumdur, ordumuz ABD’’den sonra dünyanın en büyük ordusudur.) Bedel ödeyenler kendi sahalarında çalışmaya devam etmiştir. Bir başka deyişler ekonomimize katkıda bulunmaya devam etmiştir.
Yapılması doğru olan, süratle profesyonel orduya geçmek, sayıyı da bugünkü sayının üçte birine çekmektir.
Saygılarımla’…