‘Yeniden CHP’, yeniden ‘endişe’

Abone Ol
CHP İzmir'i olağanüstü kongre sürecine sokacak olan imza kampanyası nihayet ete kemiğe büründü. 'Seçilmiş il başkanı' söylemi ile harekete geçen muhalif il delegeleri noter huzurunda imza vermeye başladı. Hareketin hedefi belli! Amaç İl Başkanı Tacettin Bayır'ı devirmek ve il delegelerinin iradesi ile yeni bir il başkanı seçmek. Buraya kadar her şey normal gözükebilir ancak kampanyanın başını çeken 'ekibin' güvenilirliği ve samimiyeti konusunda bazı endişelerin de olduğu açık bir gerçek. Eski Genel Sekreter YardımCısı Abdurrezzak Erten'in sürece direk müdahil olması, İl Başkanı Bayır tarafından disipline sevk edilen Karabağlar İlçe Başkanı'nın, imza atan ilk isimler arasında yer alması ve Bayır ile 'Cellat' tartışması yapan Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm'ün de 'aktif siyasetçi' edasıyla imza toplaması, kampanyanın demokratik bir haktan ziyade, güç dengeleri arasındaki rövanş mücadelesi gibi algılanmasına yol açtı.
İzmir'deki Sav grubunun başı çektiği imza kampanyasına, Baykalcıların da tam destek vermesi kafalardaki soru işaretlerini artırdı. Daha düne kAdar her platformda üstü örtülü mücadele veren iki grubun 'ağır topları' Bayır yönetimine karşı birleşmiş gibi gözükse de aslında Kılıçdaroğlu'nun gelişi ile birlikte kapanan siyasi kulvarlarını yeniden açma ve kendilerine yeniden siyaset yapma olanağı tanıyacak ortamı oluşturma hevesindeler gibi bir algı yarattı. Demokrasi aşkı ile birleşen her iki taraf da olası bir İl Kongresi sürecinde, il başkan adayı konusunda yeniden ayrışacaktır. Çok adaylı kongre sürecinde yaşanabilecek tartışmaları tahmin etmek zor olmazken, örgütün şimdikinden daha huzurlu bir yapıya kavuşup kavuşmayacağı da büyük bir soru işaretidir. Startı verilen sürecin, parti içinde gözle görülür değişiklikler yaratacağına olan inanç neredeyse yok gibi. Dahası, bazı delegeler, bazı eski ve yeni milletvekilleri ile eski yöneticiler, zorlama bir kongre sürecinin partiye fayda sağlamayacağı görüşünde. Parti tabanında, örgütün daha önemli meselelerle meşgul olması gerektiği ve kongre sürecine ihtiyaç duyulmadığı görüşü hakim. Bu durumda, imza kampanyasının birleştirici ve bütünleştirici sonuçlar yaratmasını bekleyenlerin karşısına, 'yeni küskünler cephesi' çıkabilir. Sonuçta kaybeden yine CHP olacaktır.

Her fırsatta görevden alınacağı konuşulan İl Başkanı Tacettin Bayır'ın, kendisine karşı oluşan bu yapının tutumu karşısında soğukkanlılığını koruması da kongre ateşinin tüm örgüte yayılmasının önüne geçen önemli bir etken. İmzacılara 'rest' ile karşılık vermek yerine, gerginliği artırmadan, küçük harflerle savunma yapan Bayır, olası il kongresine gidilmesi halinde aday olabileceğinin de sinyallerini vermeyi ihmal etmiyor tabi. Aday demişken; imzacılarıN en büyük artıları, kampanya başlarken bir isim üzerinde diretmemeleri oldu bence. 'Hele bir kongre sürecine girelim, adaylar o zaman kendini gösterir' anlayışı, kampanya adına olumlu bir adım. Yine de il başkanlığı koltuğunu hayal eden isimler azımsanmayacak kadar fazla. İmzaların toplanmasının ardından, ayrışmayı ön gören gruplar kendi il başkanlığına aday isimler konusunda şimdiden çalışma içinde. Kulislerde konuşulan ancak açık açık dillendirilmeyen bilgilere göre il başkanlığı için adı dilden dile dolaşan isimler arasında eski vekiller ağırlık kazanıyor. Daha önceden bu görevi yapan Selçuk Ayhan ve Bülent Baratalı'nın yanı sıra, Baykal'ın en güvendiği isimler arasında yer alan Kemal Anadol için de 'il başkanı' yakıştırması yapılırken, Atilla Mutman, Kadir Sinan, Hüseyin Mutlu Akpınar da koltuğa namzet partililer arasında yer alıyor. Belki ilginç gelebilir ama İl Başkanı Bayır ile arası açık olan ve Bayır'ı partiyi kucaklamamakla eleştiren muhalif 8 ilçe belediye başkanları da imza kampanyasına açık destek vermiyor. Kapalı kapılar ardında görüş belirten ve delegelerine hakim olma mücadelesi veren belediye başkanlarının, il kongresi sürecindeki adaylık yarışlarına birebir dahil olmaları hatta ekip olarak kendi adaylarını çıkartmaları kaçınılmaz gibi duruyor.

Son olarak; 'atama başkan istemiyoruz' diyerek notere koşan isimlere göz atarsak, birçoğunun, daha önceki atama il başkanlarının yönetim kadrolarında yer aldıklarını görüyoruz. Aklıma geldiği kadarı ile imza atan ilk isimler arasında yer alan Zikri Dursun, atama ile göreve gelen Rıfat Nalbantoğlu'nun il sekreteriydi. Kampanyanın altyapısında baştan sona sorumluluk alan Azad Fazla da aynı yönetimin üyesiydi. 'Seçilmiş başkan' hevesinde olan delegeler, seçimle o koltuğa oturan ancak yönetim kurulundaki bazı isimlerin ayak oyunları ile düşürülen Ekrem Bulgun'a neden rahat nefes aldırmadılar acaba? Ya da Kemal Karataş, defalarca atama ile göreve gelirken, seçime gidip güven tazelemeyi hiç düşünmedi mi zamanında? Karşıyaka İlçe Başkanı Ertam Özen'in, 2004 yılındaki yönetimi, büyük kurultay öncesi 8 ismin istifa etmesi ile düşmüş ve kongreye gitmek yerine atama üyeler ile yola devam edilmişti. Dönemin ilçe sekreteri Barış Erel'in topladığı imzalar da rağbet görmemiş ve kongre talebi hem İlçe Başkanı Ertam Özen, hem İl Başkanı Ekrem Bulgun hem de genel merkez tarafından reddedilmişti.

Geçmişte bu tür örneklere şahit olan CHP İzmir örgütünün, başlatılan imza kampanyasına olan güvensizliği bu sebepledir. Birkaç gün içinde tamamlanması düşünülen imzalar ve genel merkezin takınacağı tavır, kimin haklı- kimin haksız olduğunu, neyin doğru- neyin yanlış olduğunu gösterecektir. Bekleyelim görelim…