Futbol Federasyonu'nun Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı. Beşiktaş Başkanı, formasını asıp '103 milyoncuğunu da' bırakıp, Türk futbolunun yeni patronu oldu, görev dağılımı da yapıldı. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.
Bir spor yazarı, bir futbolsever olarak, başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmeyen Türk futbolunun sonunun ne olacağını elbette merakla bekliyoruz. Ama beni daha fazla öncelikle İzmir, ardından da Ege'nin yeni düzenden etkileşimleri ilgilendiriyor.
Yeni Federasyon Başkanı Yıldırım Demirören seçimden önce dağıttığı 'mavi boncuk'ların aksine görev devir tesliminde 'radikal' kararlar alacağını açıklayıverdi. Futbolda 3 Temmuz'dan bu yana o kadar çelişkili durumlara, rüzgar gülü gibi dört bir yana dönen yöneticilere ve bırakın günü saniye saniye değişen gelişmelere tanık olduk ki; bekleyip görmekten başka bir önsezide bulunmak içimizden gelmiyor.
Futbolun artık yeşil sahalardan çok masabaşında ve dahi mahkeme salonlarında oynandığı günümüzde yeni yapının 'İzmir'e neler getirip neler götüreceğini doğrusu bende İzmirli futbolseverler gibi merakla bekliyorum..
Genel kurul öncesinde tavşan atletler gibi ortaya çıkan 21 aday son turlar yaklaşırken, yarışı terk ederken, içlerinde nesnel olarak Federasyon başkanlığı yapabilecek tek isim Ata Aksu da seçim sabahı Demirören'in lehine çekiliverdi.
Bir dönem başkanlık seçimlerinde bazı muzip delegelerin 'Ajda Pekkan' 'Bülent Ersoy' gibi sanatçılara yer vermesi günlerce anlı şanlı medyamıza malzeme olmuştu Ne hikmetse aralarında bakanların kelli felli işadamlarının bulunduğu 21 adaydan 19'unun aniden, hiçbir gerekçe göstermeden 'buhar olup uçması' kimsenin umurunda değildi.
Sadece bir kısım medya 'utanmazlık' yapıp Yıldırım Demirören'in listesinde yer alan isimlerin iktidar kanadına yakınlıklarına dikkat çekiverdi.
Yine bu 'utanmaz medya' cılara göre Demirören, aday olmadan önce başbakanla görüşmüş ve hemen ardından adaylığını koymuştu.
Bakan Kılıç ise 'Hükümet kanadı olarak bizim bir isim önerisinde bulunmamız söz konusu değil. Bir aday çıkarmamız da söz konusu değil. Biz Türkiye'yi zor durumda bırakacak bir siyasi hatanın içinde bu süreçte olmayacağız' ifadelerini kullanarak, 'tarafsızlığını' ilan edivermişti.
Yine bu 'utanmaz medya'cıların savlarına göre Demirören'in teşekkür konuşması ile Bakan'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı 'gemi' li konuşması bile aynıydı.
Olsun, dilleri sürçüp 'gemicik' demedikten kelli bir sakınca yoktu…
Eski AKP İstanbul Milletvekilerinden ve şu anki Milli Savunma Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı'nın kardeşi, rahmetli Hasan Doğan tarafından yönetime alınan, Özgener yönetiminin başkan vekili, Aydınlar yönetiminin üyesi, Başbakan'ın Rizeli hemşehrisi, seçimlerden önce Başbakanın aklındaki isim olarak basına yansıyan Servet Yardımcı'nın 2. Başkan Vekili olması da 'valla gayet normal'di.
Manisaspor yönetiminde bir anda kuşkulardan 'arınarak' Semih Vardarer'e attığı müthiş çalımla futboldaki hünerlerini gösteren ve Özgener yönetimine giren, AKP milletvekili eski adayı, Mehmet Ali Aydınlar yönetiminde de bulunan, Aydınlar müstafi yönetiminin de 2. başkan vekili olan, Manisalı olduğu halde ulusal basında, Fenerbahçeli kongre üyesi olarak anılan Arif Koşar da yeni yönetimin kurmayları arasında yerini alıverdi.
Mersin'de müteahhitlik yapan ve iktidara yakınlığı ile bilinen Diyarbakırlı Edip Eren ile birlikte İcra Kurulu'nda görev yapacak olan Koşar, burada görev yapanların çok daha önemli görevlere koştuğu futbolun can damarı Profesyonel Kulüpler Komite Başkanlığı'nı da yürütecek.
Konya'da Amatör Spor Kulüpleri ile uğraşırken, koşmaya başlayan bir başka isim Mehmet Baykan'ı da unutmamak gerek. Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç tarafından Yunus Akgül'den boşalan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne atanan, iktidarın gözdelerinden Baykan, Levent Bıçakçı ve Hasan Doğan yönetimlerinde de yer almıştı. Amatörlerin yaşadığı onca soruna karşın popülaritesinden bir şey yitirmeyen Konyalı yönetici, Demirören'in de gözdesi oldu.
Amatör demişken; Yeni dönem de amatörlerin patronluğunu da, İstanbul ASKF Başkanlarından Ali Düşmez yapacak. Düşmez'in İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olduğu, amatör ve profesyonel futbol oynadığı, belirtilmekte. Beyefendi kişiliği ile tanınan Ali Düşmez'in özel bir firmanın genel müdürlüğünü yürütmekte olduğu da vurgulanıyor. CV'sinde ise TFF Yedek Üyeliği, Sarıyer Spor Kulübü Yöneticiliği, İBB İL Özel İdaresi Spor Komisyonu Başkanlığı, Birleşmiş Markalar Yönetim Kurulu Üyeliği ve Yeniköy Spor Kulübünün Başkanlığının yanı sıra birçok sivil toplum örgütlerinde fahri görevleri var.
Allah daha da arttırsın, gerçekten mükemmel bir CV. Ama İzmirli amatörlerin beklentisi; 'Sistem' ithal edeceğiz diye yıllardır yaşanan 'saçmalıklar'ın bir son bulması. Yıllardır İstanbul hegemonyası altında ezilen İzmirliler'in yine 'Bizans oyunlarına' kurban edilmemesi.
Eski İstanbul Futbol İl Temsilcisi Beşiktaşlı Yemen Ekşioğlu'nun da bulunduğu kuruldan bunları beklemek safdillik mi olur? Bilinmez… Biz yine de 'umut fakirin ekmeği' deyip bekleyeceğiz…
TFF'nin görev dağılımı da sürprizlere sahne olurken, Demirören daha görev dağılımında sağ gösterip sol vurdu. Demirören MHK'nin başına getirileceği söylenen eski MHK başkanlarından, Galatasaraylı ama Gençlerbirliği'nin üyesi Ufuk Özerten'i pas geçti. MHK başkanlığına Beşiktaş'ın efsane futbolcularından Zekeriya Alp'i getirdi. Alp'in yardımcılığını ise eski MHK asbaşkanlarından Yüksel Okçuoğlu yapacak. Okçuoğlu hakem Nihat Mızrak'ın telefonlarını dinlettiği iddiasıyla Ahmet Çakar tarafından gündeme getirilmiş ve Çakar'la giriştiği söz düellosunun ardından istifasını açıklamıştı.MHK'nin diğer isimleri Seyfi Gözaydın, Saadettin Güler, (İzmirli) Ünsal Çimen, Hamza Işın, Turgay Güdü, Zihni Aksoy ve Musa Soykarcı oldu.
Mırıldanmaları duyar gibiyim; Başkan ve MHK Başkanı İzmirli'ydi de ne oldu? Buca ve Altay küme düştü. Karşıyaka çıkamadı…
No comment!
Diyeceksiniz ki İzmir'den hiç mi kimse yok. İthal de olsa bir İzmirli Göztepe A.Ş. yönetim Kurulunun İstanbullu yöneticisi, Altınbaş Holding'in ekonomi kurmaylarından Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı, ünlü ekonomist, Prof. Dr. Emre Alkin ise federasyonun kritik görevlerinden birine getirildi. Prof. Aklin, Mali İşlerden Sorumlu Üye olarak görevlendirildi.
İzmir'in gururu Fatih Tanfer ise sarsılmaz kişiliğiyle Kemal Dinçer başkanlığındaki Temsilciler Kurulu'nda yerini korudu.
İzmirli Profesör, İzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oğuz Atalay da Etik Kurulu'nun başında görevde.
Tahkim Kurulu'nun başkanlığını Galatasaray üyesi, spor hukuku uzmanı, kamuoyunda şike ilgili açıklamalarıyla dikkat çeken Avukat Engin Tuzcuoğlu yapacak. Profesyonel Disiplin Kurulu'na ise Fenerbahçe'nin kongre üyesi Halit Fahri Gültekin başkanlık edecek.
Kurulların bir bölümü değişmedi. Ama TFF değişti.
İzmir yine eski İzmir. Bir başka deyişle eski tas eski hamam!... Bürokratlarının, vekillerinin, ileri gelenlerinin bırakın kulis yapıp, hak aramayı, maça gitmeye bile üşendiği… Odalarının, sivil toplum kuruluşlarının çeşitli bahanelerin ardına sığınarak futbola, spora yardımdan öcü gibi korktuğu… Milletvekili seçiminin ardından 4 Kasım'da yenisi atanıp, bir anda aforoz edildikten bu yana Gençlik Spor İl müdürü bile atanmadığı…Bir zamanlar coğrafya kitaplarında Türkiye'nin üçüncü büyüğü olarak anılan, bildiğiniz bizim İzmir…
Yeni TFF, eski İzmir… Bazıları umutlu…
Bakalım ne olacak?
Ben de bekliyorum, Umut etmek istiyorum, ama kuşkuluyum da.
Dört gözle bekliyorum kuşkularımın beni yanıltmasını, futbolu, ama daha önce İzmir'i sevenler gibi…