Yeni Parti, yeni siyaset getirir mi?

Abone Ol

Beklenen hamle geldi. Özgür Özel, CHP’den ayrılıp yeni parti kuracaklarını açıkladı. Bu kaçınılmazdı. Çünkü CHP’de ortaya çıkan durum, hiçbir anlamda sürdürülebilir değildi.

İstifa kampanyası hızlandı, bir anda e-devletin kilitlendiği haberleri yayıldı. Yüzbinlerce kişi, ilk bir saatte CHP’den istifa etti bile. Bir iki gün içinde bunun milyonu bulması bekleniyor.

Ben Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olunca üye olmuş ve yine Kılıçdaroğlu nedeniyle parti üyeliğinden istifa etmiştim. Kılıçdaroğlu gelince yeni bir siyaset anlayışı ve pratiğinin oluşacağını ummuştum. Ama öyle olmadı, zaten olamazdı da.

Bundan beş yıl kadar önce, İzmir Ticaret Odasında bir toplantıda, Tunç Soyer’in de telkini ile Kılıçdaroğlu, Çeşme Projesine destek açıklayınca hemen istifa ettim. Hiçbir partiye üye değilim ve olmayı da düşünmüyorum.

Ama bu olup bitenleri izlemediğim anlamına gelmiyor tabi.

Yine yeni bir iyimserli dönemindeyiz ama iyimserlik başka gerçekçilik başka şey. Umuda ihtiyacımız çok yüksek düzeyde tabi ki, ama daha önceleri hep hayal kırıklığı ile sonuçlandı bu iyimserliklerimiz.

Kılıçdaroğlu’nun yargı marifetiyle CHP’nin başına getirilmesi, kesinlikle partinin iktidar adayı performansı ile ilgili bir Saray projesi. Bunu artık herkes biliyor ve görüyor.

Ancak toplumda bu operasyonlar sonucunda Saraya karşı destek artmadığı gibi tam tersine muhalefete ilgi arttı. Kılıçdaroğlu’nun işbirliği ise, seçmende büyük bir öfkeye yol açmış durumda. Özel ilgiden sokakta yürümekte zorluk çekerken, Kılıçdaroğlu, sokağa adım atamaz hale geldi.

Cumhuriyet tarihinde hiçbir siyasetçiye nasip olmayan bir öfke bu. Cenazede istenmeyen, taziyeye kabul edilmeyen, adliye koridorlarına arka kapıdan girebilen, ODTÜ’nde öğrenciler tarafından protesto edilen ve bunların hepsini aynı anda yaşayan başka siyasetçi hatırlamıyorum ben.

ButlancıYıldırım Kaya’nın başına gelene bakın, kurucusu olduğu eğitim sendikası yöneticilerinden birinin çocuğunun düğününe davet ediliyor. Düğün salonunda kimse selam vermiyor, el sıkmıyor düğün sahibi dışında. Bir masaya oturmaya yeltenince, masadakiler kalkıp gidiyor, onunla aynı masada oturmamak için.

İzmir İl Başkanı, ziyaret fotoğrafları paylaşıyor bazen, şu ziyarete geldi, bu çiçek getirdi falan. Bazen bakıyorum, bir paylaşımda üç yüz kadar yorum var ise, kesinlikle 290’ı sert tepki ve hatta hakaret içeriyor.

Bunların hiçbiri normal değil. Toplumdaki öfkenin yansıması.

Peki, bütün bunlara rağmen, Butlancı CHP’ye kimler gidiyor? Profesyonel siyasetçiler içinde, geçen dönem koltuğundan olmuş belediye başkanlarının neredeyse tamamı tekrar burada şans arıyor. Biraz da mezhepçilik kontenjanı Kılıçdaroğlu CHP’sine yöneliyor. Ama Alevilerin kahir ekseriyeti Özel’den yana bir tavır almış bulunuyor.

Aslında yeni parti, bazı siyasi hastalıkları ortadan kaldırmak için olmasa da azaltmak için bir fırsat olabilir. Ama bu mümkün mü? Emin değilim. Hem butlancı CHP’de hem yeni kurulacak partide, hamasetçi, himayeci, ihaleci siyasetçiler bol miktarda bulunacaktır.

Bu ayrışma aslına bakarsanız ideolojik bir ayrımı temsil etmiyor. Ortada bir oyun var ve yeni parti zorunlu olarak kuruluyor. Yeni partiye karşı, seçmende önemli ölçüde bir ilgi var. Bu sadece araştırmalardan değil, sokaktan, pazardan, kahvehaneden ve sosyal medyadan da anlaşılıyor.

Mesele Veli Ağbaba ve Gürsel Tekin meselesi değil, çok sayıda bu türden siyasetçi üreten yapı. Eş dost kapitalizmine ve eş dost ilişkilerine dayanarak liyakati ihmal eden bir siyaset işleyişi bu. Parti ayrımı olmaksızın durum bu. Yani bu siyaset, böyle siyasetçiler üretiyor.

Muasır Medeniyet vizyonuna sahip olan CHP, maalesef bu hedeften uzak bir kadrolaşmaya sahip oluyor. Sokakta Özel’e ilgi, Kılıçdaroğlu’na öfkeyi iyi değerlendirmek lazım. Siyaseti kamu görevi olarak yapan bir kadrolaşmanın çok uzağındayız maalesef. Seçmen ilgisini boşa çıkarmamak için yeni partinin, kendini bağlayacak bazı yeniliklere ihtiyaç var.

Bu konuda bazı kalıp yargılar var. Önseçim gibi. Ama sorun o kadar basit değil. Bu konudaki yorumu gelecek yazıya bırakalım.