Daha Kılıçdaroğlu, CHP’ye butlan olarak atanmadan önceydi. Kılıçdaroğlu, İbrahim Tatlıses’i hastanede ziyaret etmiş ve Doğu Perinçek ile bir balıkçıda saatlerce konuşmuşlardı. Ondan bir süre sonra, Perinçek, müjdeyi vermişti. “Yeni Cumhur İttifakı, AKP, MHP, Vatan Partisi ve Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinden oluşacak.”
Daha sonra Tunceli eski CHP’li vekillerden Hüseyin Aygün, iki yıldır Kılıçdaroğlu’nun Saray ile pazarlık halinde olduğunu anlatmıştı.
Bakın bu iki bilgide yorum yok. İsteyen arama motorundan bunları görebilir.
Zaman zaman siyasal olaylara ilişkin değerlendirmelerim üzerine bazı arkadaşlar sosyal medyada, “hocam objektif değilsiniz” veya “tarafsız bakmıyorsunuz” türünden eleştirilerde bulunuyorlar. Tabi bunları söyleyenler de objektiflikten uzak oldukları gibi, taraftarlık düzeyleri fanatizm aşamasına ulaşmış kişiler oluyor genellikle.
Çoğu İmamoğlu ve Özel’den nefret ediyor. Ben de bu siyasetçilere büyük bir hayranlık duymuyorum, çoğu zaman da eleştirel yazılar da yazıyorum. Ama objektif bir durum var, Mansur Yavaş’ı da ekleyelim, Saray iktidarını değiştirme potansiyelini bunlar taşıyor.
Geniş muhalif seçmen kitleleri, Saray rejimine karşı toplaşma yeri olarak burayı görüyor.
Defalarca söyledim yine söyleyeyim. Ben tarafsız değilim, bağımsızım. Bana bu sözleri söyleyenlerin en azından tanıdıklarım üzerinden söyleyeyim, çoğu fanatikleştikleri için belli bir kalıp dışında her değerlendirmeyi taraflılık olarak görüyorlar.
Sosyal bilimler ve siyaset bilimlerinde ya da siyasal yaşamda mutlak bir tarafsızlık ya da objektiflik zaten olamaz. Çünkü biz fizikçi ve kimyacı gibi nesneleri değil, kendimizin de dahil olduğu özneler dünyasına bakıyoruz.
Ben yıllarca akademide siyaset sosyolojisi ile meşgul olmuş ve sahada da sürekli araştırma ve gözlem yapmış biri olarak, bağımsızlığı önemserim. Ama bunlar arasındaki farkı uzun uzun anlatmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim akademisyen olmak, siyasetçi bilimci veya gazeteci olmak olaylara tarafsız bakmayı garanti altına almaz. Gazeteciler başta olmak üzere, siyaset bilimci ve diğer uzmanlar genellikle taraflıdırlar. Ancak bunlardan bazıları bağımsız olmadığı için, olayların bir tarafını görüp, diğer yönünü ihmal ederler veya görmezden gelirler. Bunda çıkar, beklenti veya ideoloji rol oynayabilir.
Mesela ben gelenekçilik yerine modernizmden tarafım. Cemaatçi demokrasiye karşı cumhuriyetçilikten yanayım. Ve taraftarlığımın bilincinde olmayı önemserim. Bu bana bağımsız olmak için gereklidir.
Kılıçdaroğlu yerine Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun CHP yönetimine gelmesinden yanaydım. Taraflı düşünüyordum. Çok gerekçem vardı kendime göre. Dünyanın hiçbir yerinde bir genel başkana bu kadar seçim kaybetme şansı verilmez. Bu demokrasinin keskin bir etik kuralıdır.
Kılıçdaroğlu’nun gidip, Özel’in gelmesiyle seçmendeki moral bozukluğu ve CHP’ye karşı öfkesinin ortadan kalkacağını düşündüm. Nasıl ki, Baykal gidip, Kılıçdaroğlu gelince CHP’nin oyunda artış olduysa, kimin geleceğinden bağımsız olarak da Kılıçdaroğlu’nun gidişi, CHP’nin oyunda net bir artışa yol açtı.
Bu son yerel seçimlerde sandığa yansı mı? Net olarak evet. Her halde bunun için sübjektiflikle suçlanamaz kimse.
Peki, bu Özel, İmamoğlu ve Yavaş’ın iyi adaylar çıkarmasının sonucu muydu? Net olarak, alakası yok.
İyi adaylar çıkarmadılar mı? Yine tanıdıklarım üzerinden söyleyeyim, hayır. Aynen Kılıçdaroğlu dönemindeki gibi, kim kimin adamı, mezhep, bölge gibi Cumhuriyetçi kurallara uymayan bir uygulama yaşandı. Adayların iyi olmadığını transferlerden de net olarak gördük. Kılıçdaroğlu’nun prensesleri de İmamoğlu ve Özel’in prens ve prensesleri de çok kolay ampül rozeti takıverdiler.
CHP’ye butlan atamak, belediye başkanlarını tutuklamak ve transfer etmek kadar etkili bir hamleydi. Çünkü bu sayede CHP’yi muhalefet partisi olmaktan çıkarmak mümkündü. Yani Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının Saray eleştirisi yapması mümkün mü? Hadi bu yorumu taraflılık ya da obejektiflikle test edelim. Butlan CHP’si şu ana kadar Saray’a yönelik herhangi bir muhalefet hamlesi yaptı mı? Evet ise ben görmedim.
Yeni kutuplaşma bu defa Cumhur ittifakı ile Yeni Parti arasında şekillenecekti. Öyle de oldu. Belediye meclislerinde CHP ile AKP ittifak kurarak başkan vekilleri seçmeye başladılar. Bu çok önemli bir olay, çünkü kutuplaşma siyaseti, bir tarafı şeytanlaştırma anlayışına dayanır. Herkesin şeytanı farklı.
CHP’de etkisizleştirilip, tasfiye edilmeyi beklemek yerine Yeni Parti’yi kuranlar, Butlan CHP’si için yeni şeytandı artık. Saray eleştirisine gerek yoktu. Çünkü Sarayın da şeytanı aynı partiydi.
Bu kaçınılmaz olarak tabanda da CHP ile AKP tabanında yakınlaşamaya neden olacaktır. Özel ve İmamoğlu’na karşı olan CHP’liler Saray’a karşı o kadar öfkeli olmayacaklar ve hatta yeni şeytana karşı ittifak halinde olabileceklerdir. Etimesgut ve Menderes’te olduğu gibi. Bu seçmen tabanında da karşılık bulmaktadır.
Etimesgut ve Menderes’te ittifak yapan CHP ile AKP’li siyasetçiler birbirini tebrik ediyor ama seçmen tabanı da bunu yadırgamaz hale geliyor. Yani CHP’li meclis üyesinin AKP’li adayına oy vermesini yadırgayan yok gibi.
Nitekim muhalif seçmen Kılıçdaroğlu’na büyük bir öfke duyarken, AKP’li ve CHP’li seçmenler de Yeni Parti’ye karşı aynı duyguya sahip olmaktadırlar.
Ne demişti Perinçek, Yeni Cumhur İttifakı artık daha genişleyecek.