Saray iktidarı ve beton sermayesinin gündeminden düşmeyen bir konu, Çeşme’nin inşaat olmayan arazileri. Tümünü imara açıp, pazarlamak istedikleri geniş arazilerin yağmalanması, geçtiğimiz dönemde kolektif bir mücadele ile engellenmişti.
EgedeSonsöz’deki haberden de izlediğim kadarı ile Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, CHP ve Cemil Tugay’ın Çeşme Projesine destek hazırlığında olduğunu açıklamış. Evet doğru. Aylar önce Yeni Çeşme Projesi adında tekrar gündeme taşınan projeye hem Büyükşehir Belediye Başkanı hem de Çeşme Başkan vekili, yeşil ışık yakacak açıklamalar yapmıştı.
Öncelikle Çeşme Kent Konseyinin bu yönde bir duyarlılık ve tepkisini önemsediğimi söylemeliyim. Henüz işin içine Çeşme Belediyesini katmamış ama olsun, “CHP ve Tugay sinyal veriyor” demiş. Dolayısıyla Çeşme CHP’yi de içerir bu eleştiri.
Kent Konseyleri, genellikle Başkanın tören kıtası gibi işlev gördüğü için bu eleştiri alışageldiğimiz bir şey değil. Çünkü Kent Konseyleri kuruluş amacına uygun işlememektedir ülkemizde. Nitekim Çeşme Projesine karşı verilen sivil ve hukuki mücadelede de biz sadece Konak Kent konseyi ve Çiğli Kent Konseyi pankartını görmüştük.
Çeşme arazisinin inşaat olmayan hemen her bölümünü kapsayan bu proje, mahkemeden dönmüştü. Bu mahkemede biz sadece eski Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu aramızda görmüştük. Başka herhangi bir belediye başkanı, milletvekili, il ve ilçe yöneticisi yer almamıştı. Bu kesin bilgidir.
Ahmet Güler’in verdiği beyanatta yanıltıcı bilgiler de var. Bir tanesine değinelim. “CHP önce buna karşı değildi. Sonra Tunç Soyer, Kılıçdaroğlu’nu ikna etti ve CHP’de bu projenin zararlı olacağını dile getirdi.”
Bazen bu süreçle ilgili ciddi kronolojik hatalar yapılıyor, burada da olduğu gibi. Çeşme Proje dava süreci çok önemli bir tecrübe olduğu için, şu anda da o derslere ihtiyaç olduğunu düşünerek, kronolojiyi doğru hatırlamanın yararlı olduğunu düşünüyorum.
1-Çeşme Projesi gündeme geldiğinde, Tunç Soyer ve Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, destekçiydiler. Öyle kapalı kapılar ardında değil, aleni mesajlar ve pozlarla. Her ay Bakanla toplandılar, helikopter ile havalarda gezdiler, pandemi dönemi olduğu için, Bakana sarılıp öpemiyorlardı ama yumruk tokuştururken, gözlerine bakışlarından büyük bir hayranlık seziliyordu. Fotoğraflar arşivde. Belediye başkanlarından birisi, bu çok güzel bir proje derken, diğeri hızını alamayıp, “bu projeye karşı çıkmak vatan hainliği olur” bile demişti.
2-Sivil mücadele ve hukuki süreç ilk aşamada üç yıl falan sürdü. Bu mücadele İzmir Barosunun ev sahipliğinde diğer meslek odaları, sivil inisiyatifler ve yurttaş katılımı ile devam etti. TKP, Sol Parti, yeşiller Sol Parti gibi partiler vardı ama diğer parti örgütleri yoktu.
3-İzmir Ticaret Odasında konuşmaya davet edilen dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mahkeme devam ederken, “çok beton olmayacaksa, biz destekleriz” açıklaması yaptı. Peki, proje bilgisini kimden alıyordu? Tabi ki, Büyükşehir Belediye Başkanından.
4-Bilirkişi Heyeti bölgede tarafların da katıldığı geniş bir arazi incelemesi yaptı. Proje adına Bakanlık temsilcilerini ve davacı olarak oda temsilcileri ve bizleri de dinlediler alanda. Ardından neredeyse bir yıl geçti ve Bilirkişi Raporu açıklandı. Özet cümle şuydu, “bu projede herhangi bir kamu yararı bulunmamaktadır ve bölgede telafisi imkansız zararlar verebilir.”
Tam o saatte, CHP Parti Sözcüsü Faik Öztırak açıklama yaptı, “biz bu projeye karşıyız, Çeşme’yi yağmalatmayız.”
İşte bu aşamadan sonra bazı milletvekillerinin ve belediye başkanlarının rotası değişti. Yani kimse kimseyi ikna etmedi, mahkeme kararı ipucu anlaşılınca, bir anda aydınlanma oldu.
Ama ne yazık ki, inşaat yoğunluğunu düşürmek suretiyle aynı proje tekrar ısıtılıyor. Yarımada kıyı bölgelerinde imar değişiklikleri Bakanlık ile Belediye işbirliği ile gerçekleşiyor. Ayrıca bölgenin SİT dereceleri düşürülüyor. Yani hazırlıklar hızla devam ediyor.
Ve maalesef bu hazırlıklar yine daha önceki denemede olduğu gibi, CHP’li belediye yönetimleri ile Bakanlığın eşgüdümünde ilerliyor. Bakmayın siz Akın Gürlek kavgaları veya Laiklik tartışmalarına, rant paylaşımı ve hazine yağması söz konusu olduğunda iktidar ile muhalefet kolayca el ele verebiliyor.