Henüz 16 yaşındaydı Canan’…
Van’’da yaşıyordu’…’¶
Başına geleceklerden habersiz, ailesiyle birlikte piknik yapmaya gitmişti Kurubaş Köyü’’ne’…
O bölgede yaşıyor olmanın verdiği kısıtlı imkanlarla mutlu olmaya alışmıştı her çocuk gibi’…
Gökyüzüne son kez bakacağını bilseydi, gider miydi hiç?
Önce kulakları uğuldatan vızıltılar duyuldu’…
Neler olduğunu anlamaya çalışan gözler, yerde yatan Canan’’ı fark etti’…
Önce kızlarının bayıldığını düşündü Saldık ailesi’…
Hemen kızının başucuna koştu annesi’…
Onu sarmaladığında kanlar içinde kaldı kolları’…
Ve anladı acı gerçeği’…
Canan, başının arka tarafından aldığı tek kurşunla hayata veda etmişti’…
Köyün yakınlarında bulunan Hacıbekir Kışlası’’nda yapılan ’“atış talimi’” sırasında aramızdan ayrılmıştı Canan’…
Umutlarına ve yarınlarına veda etmek zorunda bırakılmıştı’…
Tıpkı Ceylan ve Olcan gibi’…
Bu haber medya da geniş yer bulmadı ne yazık ki’…
Hatta güzel ülkemin insanlarının büyük bir bölümü de hiç haberdar bile olmadı, bundan eminim’…
Ne bundan önce kaybolan ’“Can’”lar, ne de 3 gün önce aynı kaderi paylaşan ’“Canan’”, birçoğuna göre haber niteliği bile taşımıyordu ’…
Ben de neler saçmalıyorum değil mi?Açılımın orta yerinde yayınlanacak haber mi bu?
’“Ölmüşse ölmüş’”... ’“Kaza’” işte... Bu kadar büyütmenin anlamı var mı...?cık cık cık cık...(!)
2009 yılında Diyarbakır’’ın Lice ilçesinde havan mermisi ile parçalanan Ceylan Önkol’’un, 2010 yılında Van'ın Özalp ilçesinde bulunan Muğlalı kışlasının hemen yanında patlayan bomba nedeniyle yaşamını yitiren Olcan Akyürek’’in kaderi de aynıydı’…
Peki neydi bu çocukların suçu?
Henüz hayatlarının baharındayken, kör bir kurşuna kurban olmak için mi doğdular?
Hayvan haklarının avaz avaz korunduğu bir ülkede yaşayan bizler, bu çocukların ölümü karşısında neden sessiz kalıyoruz?
Ben bir anneyim’… Evlat nedir, ne demektir; bunu en iyi bilenlerden biriyim. Büyük şehirlerde yaşayan bizlerle, o coğrafyanın kanlı topraklarında yaşamak zorunda kalanların arasında fark mı var?Onlar da anne-baba değil mi?Onların yüreği yok mu?Yanmaz mı?Haklarını arayamazlar mı?
Söz konusu askeriye olduğu zaman, neden sinsi bir sessizlik hakim oluyor etrafta?
Hastanelerdeki hemşire resimleri gibi, herkes ’“sus’” diyor birbirine’… Herkesin gözbebeğinde ’“SUS’” işareti, haince’…
Diğerlerine gösterilen hassasiyet, bu çocuklar için neden esirgeniyor?
Açılım naraları atanlar, vatan millet halk diyenler neredeler?
Mezopotamya topraklarında var olan insanları ’“bölücü’” olarak adlandırıyorsunuz da, bu umursamaz tutumunuzla size ne deniyor acaba?
Süslü cümlelerle savunulmaz bu ülkenin insanları’… Dili, dini, ırkı ayırt etmek olmaz aynı bayrak altında yaşıyorsak eğer’… Söylemde açılım değil, eylemde açılım yapmak lazım’… Birileri günahsız insanların sorumsuzca öldürüldüğünü görmezden gelirse, asıl o zaman BÖLÜNDÜĞÜMÜZ gündür’…