Tayfun MARO
Sanayi devrimi sonlanırken
15 Ekim 2021 Cuma

Sosyalist sistem çöktükten sonra oluşan tek kutuplu dünya düzeninde ortaya çıkan kafa karışıklığı salt sol cenaha mahsus değil. Modernite sonrası kapitalist sistemi yönetmekte zorlanan burjuvazinin de aklı bir ölçüde karışık. Dijital devrimin öncü sarsıntıları sistemi fena halde zorluyor.

Mesela, kapitalistler, menkul kıymetler yatırımları için kullandıkları sanal enstrümanların yarattığı kaotik ilişkilerle baş edemiyorlar.

Gelişmekte olan ülkelerde, Küresel düzende öngörüldüğü üzere, cemaatlerin sorumluluğuna terk edilen yoksullar giderek radikalleşiyor.Cemaatleşen toplumlar kendi içine kapanıyor. Kimlik siyaseti toplumsal barışı tehdit ediyor.

Sol, yaptığı yeni okumalarla kendini yenilemek ve olan biteni açıklamak konusunda başarılı değil. Duyanların “İşte bu!” diyeceği söylem düzeyi henüz yakalanmış değil.

Hal böyle olunca, sol ve sosyal demokrat düşünce de paradigma çökmesinden, yaklaşan dijital devrimin öncü sarsıntılarından payına düşeni alıyor.

Ülke zaten oldukça kötü yönetiliyor. Ve yanı sıra, kriz sarmalındasistem dengeden çıktığı için Dünya ölçeğinde yaşanan bunalım, akılları eni konu karıştırmış bulunuyor.

Bu hengamede sosyal demokratların kafa karışıklığını öne çıkaran faktör ise, kaygan zeminde yapılan siyasettir.

Her şeyden evvel, üretimden sağlanan fazla artık kapitalist sistemde mevcut değil. Sosyal refah devletini mümkün kılan para fazlasının sistemde olmayışı, sosyal demokrat programlar açısından ciddi handikaptır.

Uzlaşma kültürünü gerçekten içine sindirdiği bilinen sosyal demokratların, toplumsal mutabakatın sorunlu hale geldiği koşullarda, uzlaşma siyaseti izlemesinin hayli güçleştiğini kabul etmek gerekir.

Gerek kamusal gerek özel yaşamda, küreselleşen sistemde ortaya çıkan değişim ihtiyacı bağlamında cemaatleşen toplumda, “uzlaşma” artık muğlak bir kavramdır. Etnisite ve din grupları arasında mesafeler iyice açılmış bulunuyor.

İşçi sınıfı meselesine gelince; işçi sınıfı, geçen yüzyılda, kendisi için sınıf olmaktan vazgeçti. Sınıfsal ağırlığı kalmayan işçi sınıfının, sosyal demokrat siyaset üzerindeki ağırlığı da tartışmalıdır.

Bu durumda, sosyal demokratlar, emek ağırlıklı politikaların yeni koşullarda nasıl şekilleneceğine dair tutarlı politikalar oluşturmak zorunda.

İşçi sınıfının politik durumu, emeğin sömürüsünden, Öteki olana gösterilen hoşgörü veya hoşgörüsüzlük düzeyine indirgendi.

Kapitalizm, işçiyi önce “göçmen” ile ikame etti; şimdi de yapay zekâ ile ikame ediyor. Bu sonuncu, emeğin tanımını da değiştiriyor.

Aydınlanma’dan Modern ötesine, Kartezyen bilimden Belirsizin bilimine değişimin yaşandığı post modern zamanlarda kapitalizmin ezdiği kitlelere nefes aldıracak yeni sosyal demokrat siyasetin nasıl oluşacağı ve topluma ne vaat edeceği, liberal-muhafazakâr ittifakın alternatifsiz kaldığı Küresel dönemde, yaşamsal önem kazandı.

Yeni Dünya düzenine göre yeniden yapılandırılan devlete, millet ve milliyet kavramlarına, ulus egemenliğine bakış açısı, sorunları ele alış biçimi; sosyal demokrat düşüncenin siyasal yaşamdaki ağırlığını belirleyecek.

Ve artık biliyoruz ki günümüzde, “sosyal demokrasi ve gençlik”başlığı altında tartışılması gereken çok yaşamsal bir sosyal alan var.

Yatay toplumun kurucusu gençlik, doğrudan demokrasi istiyor; katılım ilkesinin yatay süreçlerde hayata geçmesini talep ediyor.

Bundan böyle, gençliği, o bilinen ve artık hepimizin usandığı siyaset üslubuyla, ayaküstü söylenmiş sözlerle ikna etmek mümkün değil.

Kavramsal düzeyde bütün bildiklerimizin anlamı bulanıklaşmışken, doğal olarak sosyal demokrat düşünce de bu karışıklıktan etkilendi.

Bununla birlikte, sosyal demokratların artık sessizliğini bozması ve ülkenin çözüm bekleyen sorunlarına dair çözümlerini ve siyaset biçimini açıklaması gerekir.

Sosyal demokratlar, “olmak ya da olmamak”meselesinin tam orta yerinde, bir tercih yapacak.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizmin cinnet eşiği
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Zaten sadece O'nun adı yakışırdı!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka çizgileri
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Mutlu anılar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Direnç'le kazanılan bir ödül!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Sizin Derdiniz ne?
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Göğe bakma durağında krizler tarihi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva