Mehmet KARABEL
Neredeydik? Nerelere geldik!
1 Aralık 2022 Perşembe

100 yaşına koşan Türkiye Cumhuriyeti…

Son zamanlarda yaşadıklarıyla…

Bırak memleketi…

Batı ülkelerinin dilindeyiz…

Çoğu kez “bu nasıl garabetliktir?” diye…

Dudak ucuyla gülümseten…

Hatta…

Yer yer “ağlamaklı” bir kabare sahnesinden farksız…

Olaylarla “iç içe yaşamaya” devam ediyoruz!

Ne gülebiliyorsunuz…

Ne ağlayabiliyorsunuz…

Ne kızabiliyorsunuz…

Çünkü…

Tuttuğunuz elinizde kalıyor…

***

Türkiye…

Son birkaç gün içinde…

(Sınır ötesinde harekat içindeyiz; şehit acımız var… Enflasyon aileleri yıkıp, geçiyor… Vatandaş patatesi bile taneyle almaya başladı… Buna karşın, sıfır otomobil sahibi olmak için 100 bin TL. kapora verip sıraya girenler var…)

Manzara böyleyken…

Aynı günler içinde…

Türkiye’nin yaşadığı “akıllara zarar” üç örnek…

Fi tarihinde…

Nil Burak’ın seslendirdiği bir şarkıyı hatırlatıyor:

“Neredeydik, nerelere geldik?”

Döneceğiz, o ironisi yükse şarkıya…

***

Önce iki “dehşetengiz” olay…

Üçüncüsü son derece matrak…

En ürkütücü olanıyla başlayalım…

BİRİNCİ VAKA…

Bir hafta önceydi…

27 Kasım Pazar günü Gürsel Aksel’de oynanacak…

Göztepe-Altay derbisi için…

Üç gün önce medyaya şok haber düşüyor:

“Göztepe-Altay derbisine siyah-beyazlı taraftarlar alınmayacak…”

İl Güvenlik Kurulu’nun aldığı karar böyle…

“Nasıl olur, filan…” derken…

Her iki tarafın taraftarı isyanda…

Tepkiler duracak gibi değil; ister istemez…

Yasak geri çekiliyor…

Yani…

Siyah-beyazlı taraftarlar maça girebilecek…

İyi de…

Neden?

“O stada Altaylı taraftar giremeyecek kararı şaaak diye değişiyor?”

Bilen yok…

Sonrası pek acı…

Önce ufaktan sis perdesi…

Fişek atanlar görünmesin diye…

Sanki savaştayız…

Aynı kentin insanı, fırlattığı fişekle…

Hem hemşehrisini…

Hem de tribünleri yakıyor cayır cayır…

Bir diğeri…

Elinde korner direği…

Koşa koşa Altay kalecisinin kafasını patlatıyor…

Taraftara bak!

Sonrası çorap söküğü…

Meğer…

Fişekler tribünlere pizza servisi yapılır gibi ambulansla sokulmuş!

Nasıl bu kadar canavarlaştık, arkadaş?

***

Çok üzüntülüydü İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger…

Önce “Altay taraftarı o maça girmeyecek” kararının…

Nasıl değiştiğini öyle anlamlı dile getirdi ki…

Bence…

İzmir’in iliklerine kadar hissetmesi gerekir o sözleri:

“İzmir'in geldiği düzeye, Türk futbolunun geldiği düzeye göre bu maçın seyircili oynanmasının uygun olacağını değerlendirdik... Kararı alırken kulüplerle istişare ettik... Gelinen nokta, üzülerek ifade ederim ki, Türk sporunun geldiği noktaya ulaşmadı…”

Kimin başına patladı, olay?

Tabii ki, İzmir’in…

İzmir’deki holigonvari acıklı olayda karanlık bir nokta var:

“İl Güvenlik Kurulu, acaba o maça konuk taraftar alınmasını neden istememişti ve polisin çekincesi neydi?”

***

İKİNCİ VAKA…

Ayşe Özkiraz…

21 yaşında ama bir hafta içinde…

Ünlü yıldızları kıskandıracak kadar hızlı biçimde…

Şöhret(!) oldu…

Hayırlı bi’şöhret değil tabii ki…

Ancak…

Yaşadıkları ve yaşattıkları…

Film ötesi film…

Bu meslekte…

Binlerce kez…

Sahte polis… Sahta savcı… Sahte öğretmen… Sahte bankacı…

Gördük…

Hepsi yakalanıyor ama…

Geçen hafta işbaşında derdest edilen bir kız var ki…

“Sahte doktor…” hikayesi ile…

Büyük olasılıkla TV’lerde hayatın içinden…

En az bir sezonluk dizi olur…

İşte o kız…

Tekirdağ Çerkezköy’deki kocaman devlet hastanesinde…

Kimseye çaktırmadan…

Koca bir yıl boyunca…

Gözlemci asistanlık yaptı!

Pratisyen hekim olarak çalıştı…

Arkadaşları O’nu hep…

Tıp’ta Uzmanlık Sınavı'ndan (TUS) 81 aldığını…

Ve çocuk doktoru olarak tanıdı; bildi…

Sahte hüviyetler kullanmaya başladı…

Kimse O’dan şüphe etmedi…

Sevimliydi, hemen herkesle dost oluyordu…

Ameliyata bile girdi…

Girmekle kalmadı; “dikiş” bile attı…

Sonunda…

Sevgilisi ihbar etti ve “gerçek” ortaya çıktı…

Bir gün sonra…

Şaşırtan açıklama bakanlıktan geldi:

“Göreve başlaması ve maaş alması gibi bir durum söz konusu değil… Bu tamamen, hastanede uzman arkadaşa sahte belgelerle, sadece gözlemlemek amacıyla, kendisine inandırmış olduğu anlaşılıyor…”

Bu olay…

Medyada günlerdir manşetlerde…

İnsan merak ediyor…

Acaba…

Türkiye’nin hastanelerinde başka “sahte doktor Ayşe” var mıdır?

***

ÜÇÜNCÜ VAKA…

Aslında meşhur bir atasözünün tam karşılığıdır:

“Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar!”

En ciddi gazetelerin bile manşetinde dolaşıyor…

Olayı şu:

Komedyen Cem Yılmaz’ın eski eşi Ahu Yağtu’ya…

Oğlu Kemal için ödediği…

10 bin dolarlık (186 bin TL.) nafakayı…

Aile Mahkemesi’nin kararı ile…

70 bin TL’ye düşürüldü…

Ahu Hanım, hemen İstinaf’a başvurdu…

Burası müthiş işte…

İstinaf Mahkemesi…

Cem Yılmaz’ın…

Nafakayı yeniden 10 bin dolar olarak ödemesine karar verdi…

Çünkü…

Mahkemeye göre…

Son yıllarda…

Ünlü komedyenin işleri açılmış ve malvarlığı artmıştı…

Şimdi bu “olay” en ciddi gazetelerin manşetlerinde…

Hatta…

Medyanın tanınmış magazin imzaları bile…

Bu konuda…

İkiye ayrılmış durumda…

Bazıları Cem Yılmaz’ın…

Kimileri de eski eş Ahu Yağtu’nun tarafında…

Yav…

Biz neyi tartışıyoruz?

Sözüm ona…

Yarın sabah…

İşe giderken son derece basit, bi’kahvaltı yapmaya kalksanız…

Bir gevrek… Kibrit kutusu kadar peynir… Bir bardak çay…

15 TL.

***

Eleştirmek için yazmıyorum…

Sadece…

İçsel açıdan…

Son 40-50 yıla bakarsak…

Hiç bu denli sıkıntılı…

Tuttuğun her şeyin elinde kaldığı…

Neredeyse…

Gülmenin bile unutulduğu…

Zaman dilimi yaşamadık…

Biliyorum…

1977-1978 arasındaki dönemi hatırlatacaksınız…

Memlekette…

Benzin, et, tüp gaz ve margarin kuyruğundan geçilmiyordu…

Hatta az su katılmış süt kuyruğu bile vardı…

Ancak…

Futbol maçında birbirimizin gözünü oymaya hiç çalışmadık…

Doktorun sahtesi de yoktu…

Ve, tabii ki…

Sosyal hayat hiç bu kadar “sulanmamış”tı…

Demek ki…

(Vatandaş diliyle…)

Bi’hata varsa sadece direksiyondakilerde değil…

Belki de büyük kısmı bizde…

Boş vermeye…

Acaba neden bu kadar çok sevdalıyız?

***

Bitiriyoruz…

Nil Burak söylemişti, taaa 80’li yılların başında…

Bir Selami Şahin bestesi…

Sözleri Ülkü Aker’e ait…

Bugünü hatırlatıyor, o şarkının sözleri:

Boş vere boş vere ne hale geldik… / Her yüze güleni biz dost bildik… / Geçti yıllar bir su gibi… / Neredeydik nerelere geldik…

Nokta…

Sonsöz: “Rahat bir kafanın dört sırrı var; aynen, boş ver, neyse ve eyvallah… Hangisi size cuk oturuyor? / Anonim…”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
altan koralttan 1 Aralık 2022 Perşembe 12:26

sen şarkıyla bitirmişsin yazıyı benden de bir marş o zaman..İzmir'in dağlarında fişekler açar/sahanın içinde sopalar uçar....Sonsöz:Ülkenin batıya bakan yüzü,İzmir...

Yorumu oyla      1      1  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
birTV
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Tek yön bilet
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
'birTV' olsa herkesin sesi olsa, derken...
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Ya sabit kira ya elveda!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Ah şu anketler
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Bize ne oldu?!
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Seçimin ipuçları!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Safari turlarının Afrikalıyı aşağılayan yüzü
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Tren yolu
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Guguk… Guguk… Guguk…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva