Kemal ANADOL
Neredeeen nereyeee!
20 Şubat 2024 Salı

Aşağıdaki satırlar daha önce yayınlanan “Filmi Geriye Sarınca” adlı kitabımdan alıntıdır: (Doğan Kitap, İstanbul, 2015)

“Ragıp Gümüşpala’nın 1964 Haziranında ani ölümünden sonra toplanan Adalet Partisi (AP) Büyük Kongresinde Saadettin Bilgiç’i yenerek Genel Başkan seçilen Süleyman Demirel, 1965 seçimlerinde de yüzde 52 oyla partisini tek başına iktidar yapmış ve Başbakan olmuştu. Demirel kampanya için Ereğli’ye geliyordu.

O gün partiye erken gittim. Tanımadığım iki adam içeri girdi. Demirel, Morrison firmasının müteahhidi iken işçileri için kumanya almış. Bunlara borçlanmış ve bugüne kadar ödememiş. Şimdi CHP mikrofonundan alacaklarını isteyeceklermiş. Bana bunları anlatıyorlardı. Yüz ifadelerinden izin vereceğim kanısına vardıklarını anladım. Canım sıkılmıştı. ‘Burası CHP İlçe Merkezi; icra dairesi değil’ dedim. ‘Ayrıca sizi ilk kez görüyorum. Partili de değilsiniz. Bunları duymamış olayım.’ Adamlar hiçbir şey söylemeden çıkıp gittiler. Parti görevlisini çiçekçiye gönderip güzel bir buket yaptırdım. Sürekli anonslardan sonra Demirel geldi. AP ile aynı kattaydık. İncecik açılan, üstüne kavrulmuş kıyma ve soğan konduktan sonra kapanan hamura, fırından çıkınca da içine tereyağı ile çırpılmış yumurta eklenen ünlü Ereğli pidesi konuklara sunulan en önemli ikramdı. Elimdeki buketle içeri girdiğimde Demirel iştahla atıştırıyordu. Yanındakiler beni kendisine tanıttılar. Ayağa kalktı. ‘Hoş geldiniz Sayın Başbakan’ dedim. Çiçeği verdim. Çok memnun oldu; hararetle elimi sıktı. ‘Efendim’ dedim. ‘Bir konuyu arz edebilir miyim?’ Başını sallayarak onay verdi. ‘İktidar partisinin adayı seçilmezse, Ankara’dan yardım alınamayacağı yolunda ısrarlı propaganda yapılıyor. Bu doğru mudur?’ sorusunu yönelttim. Başbakan durdu, biraz düşündü. Herkes ne söyleyeceğini merak ediyordu. ‘Türkiye Cumhuriyeti aşiret değildir’ dedi. ‘Nasıl iktidar partisinin adayı kazanınca normalin üstünde bir muamele yapılmayacaksa, muhalefetin adayı kazanınca da normal haklarını kısmak mevzubahis olmayacaktır.’

İzin istedim ve sevinerek ayrıldım. Partililerden olumsuz davranışlardan kaçınmalarını istedim. Olay ertesi gün çıkan ulusal basın organlarında yer aldı. Genel Sekreterimiz Bülent Ecevit telefonla arayarak kutladı. ‘On beş gündür Demirel’i bu konuda sıkıştırıyorum. Aferin sana, bu yanıtı alman ülke düzeyinde işimize yarayacak.’

Anlattığım olay anlaşılacağı gibi Karadeniz Ereğlisi’nde gerçekleşmişti. ERDEMİR Demir Çelik fabrikalarını iki ABD firması kuruyordu. Kazıkları Morrison-Knudsen çakıyor, Foster Wheeler Services de genel makine ve teçhizat montajını gerçekleştiriyordu. Çileği ile ünlü Ereğli artık çeliğe dönüşmenin sorunlarını yaşıyordu. Ani bir nüfus patlamasına tanık oluyorduk. Süleyman Demirel Morrison firmasının temsilcisiydi. Ereğli onun iş merkezi ve karargahıydı. AP’ne genel başkan olunca da adı Morrison olarak anılmaya başladı: Morrison Süleyman!

Ereğli kent merkeziyle yüz kırka varan köylerini yakından tanıyan Demirel Ereğli’ye bu kez Başbakan sıfatıyla geliyordu. Ben de 28 yaşında çiçeği burnunda CHP İlçe Başkanıydım. CHP Ereğli’de ilk kez yerel seçimlere (1969) iddialı bir şekilde giriyordu. Durgun denize Ecevit’in attığı “Ortanın solu” taşını dalga dalga yaymak bizim görevimizdi.

Çok az karşılaşılan örnekler dışında partilerde yükselmek ehliyet ve liyakatla doğru orantılıydı. Bugünkü gibi testiyi kıranla suyu getiren aynı muameleye tabi tutulmuyordu. Hatta suyu getiren cezalandırılıp testiyi kıran ödüllendirilmiyordu! Önseçim esastı. Hem iktidar hem de muhalefet partileri yerel ve genel adaylarını önseçimle belirliyorlardı.

Bugün bilerek veya bilmeyerek “Eski Türkiye” yaftasıyla kötülenen o günün Türkiye’sinde parti liderleri her seçim öncesi hep birlikte TRT ekranlarında bir araya gelir halkın önünde uygarca tartışırlardı. Siyasal ortam bugünkünden çok daha hoşgörülüydü. Çocuklarımızın televizyon haberlerini izlemesinde hiçbir sakınca yoktu. Çünkü kimsenin ağzından “Alçak, namussuz, cibilliyetsiz, vatan haini” suçlamaları çıkmazdı. “Milli irade” adına millet kamplara ayrılmaz, milletin bütünlüğü zarar görmezdi.

Kaht-ı rical Osmanlıca devlet adamı kıtlığı anlamına geliyor. Bugün ülkemizdeki ekonomik, sosyolojik, stratejik kaosun ana nedenlerinden başında siyaset kurumunun çürümesi gelmektedir. Ülkenin sorunlarını çözecek siyaset adamlarının bizatihi sorun olmalarından kaynaklanmaktadır. Siyaset sahnesinde olan bitenleri ibretle, hayretle ve dehşetle izleyen halkın hançeresinden çıkan “Neredeen nereeeye” feryadını bile elinden almaya kalkışmayın hiç olmazsa!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 17 yorum var, 10 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Murat Yakar 27 Şubat 2024 Salı 10:00

Eskiden olan guzellikler..tek tek..igne oyasi isler gibi..disardan kumandali yoneticiler tarafindan..imha edilmektedir ve ne aci ki devam da etmektedir..akp gizli planin son vurusu icin elinden geleni yapiyor ve ne yazik ki meclisin yuzde besi haric hepsi seyrediyor..ellerine patlamis misir alip izleseler resim daha net gorunur.. Kisacasi mevcut partiler kanunu ile meclise giren partilerin hicbirinden bi hizmet bekleyemiyorum..cunku partilerde demokrasi ve ozgurluk yok.. Ataturk..din ve milliyetcilikler bu kadar cok somurulmedi..yazik bu guzel ulkeye yurda Anadolu ya...

Yorumu oyla      0      0  
Mustafa Kupcu 20 Şubat 2024 Salı 21:57

Bu bilgi icin cok tesekkur ederim

Yorumu oyla      0      0  
Ceyhun Balcı 20 Şubat 2024 Salı 21:31

Gelmeceyse de konu olurdu geçmişin siyasetçileri. Olmadık şekilde karikatürleri de özgürce çizilirdi. Bundan rahatsız olmak şöyle dursun çizgiye konu olanı bile gülümsetirdi çizgiler. Gerçekten de nereden nereye?

Yorumu oyla      0      0  
Rıfat Dağdelen 20 Şubat 2024 Salı 21:13

Çok güzel bir anı.Demokrasi demokrasiye inanlarla ülkenin çıkarını kendi çıkarını üstünde tutanlara mümkündür. Selamlar.

Yorumu oyla      0      0  
Gülay Çetin 20 Şubat 2024 Salı 15:15

Çok güzel bir yazı olmuş ellerinize kaleminize sağlık.Eskiden siyasetciler örnek kişilerdi şimdi tv çıkınca kanal değiştiriyoruz.

Yorumu oyla      1      0  
SENER EROL 20 Şubat 2024 Salı 13:59

Öğünü siyasetteki kaliteyi ve zarafeti özlüyorum.Cok güzel bir siyasi analiz.

Yorumu oyla      0      0  
Hüseyin 20 Şubat 2024 Salı 13:53

Sayın vekil bunlar çağ atladı yapay zeka ile adayları belirliyorlar siz biraz geri kafalısınız!

Yorumu oyla      0      0  
Günseli 20 Şubat 2024 Salı 13:52

Özlediğimiz nezaket,saygı...

Yorumu oyla      1      0  
Tayfun Orçun 20 Şubat 2024 Salı 12:59

Çok güzel bir yazı ellerinize yüreğinize sağlık..siyasetin kuralları kalitesi vardı..

Yorumu oyla      0      0  
20 Şubat 2024 Salı 11:58

İşin özü, şu an büyükşehirleri CHP yönetiyor.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
N'oluyor o balkonda?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Analar ne yiğitler doğurmuş!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Kazanan yok, kaybedenler Gazze’deki Müslümanlar
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İki yüzlü ahlak her yerde…
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Fotoğraf: İnsanlığımızı yitirirken soytarıya mı dönüşüyoruz?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk'ü anlamak...
Oytun NALBANTOĞLU
Oytun NALBANTOĞLU
Göztepe gün sayıyor!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Koltuklar devredilirken!
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Aklıma 'Doğan Kardeş' geliverince… 
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Sandık tartışması...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva