Tayfun MARO
Naif ve sahici
13 Nisan 2021 Salı

Her şeyin alınır satılır olduğu çağın orta yerinde, okula gidemediğini söylerken utananmazlumun masumiyeti, sahiciliği ve utanma duygusu altında ezilişi…

Ve içinde her şeyin çok güzel olacağına dair bir umut kıpırtısı…

Sahicilik, masumiyet ve utanma duygusu… Bunların varlığını, bir mazlumun naifliğinde, çıkarsız vehesapsız kendini ifadesinde hatırlamışolabilir miyiz?Olamayız. Çünkü insanlığın vicdan yitimiyle malul olduğu bir çağdayız.

Türkiye’de seksenli yıllardan itibaren başlayan üretim/tüketim sarmalında kitlesel histeri ve paranın her şey olduğuna dair toplumun genel mutabakatı; liberalizmin yeryüzü ölçeğinde yarattığı sahte cennetin getirdikleriyle mütecanistir.

Olduklarından vazgeçerek sadece ve sadece edinmek üzere, iki yüzlü ahlakın yollarına taş döşediği şuursuz tüketimin büyülü dünyasına ve para mabetlerine yönelişin miladıdır, 1980.

Üzerinden 40 yıl geçti. Şimdi sormak istiyorum; Kapitalist sistemin nimetlerinin göz kamaştıran, akıl karıştıran çağrısı karşısında kaçımızın elleri temiz kaldı?

Dünyanın ahvaline bakınca, elleri temiz kalan insan sayısının çok fazla olmadığını söylemek pekâlâ mümkündür.

Bugün, metropollerde, sisteme itirazı olanlar içinde sesi en fazla çıkanların sistemden oldukça iyi beslendikleri nedense görmezden geliniyor. Oldukça konforlu hayatları var. Ve yoksullar adına konuşuyor, düşünüyor, davranıyorlar.

Peki, yoksullar adına davranmak kötü mü? Kuşkusuz değil. Ancak yoksulların kendileri ortaya çıkarak konuşmadıkları ve eyleme geçmedikleri sürece, olan biten bir gösteriden öteye geçemiyor. O konuşan, itiraz eden, gösteri yapanlar ile yoksul kitleler arasında bir bağ oluşmuyor.Bir ucu entelektüelizme diğer ucu devrimci eylemlere uzanan dar alanda, başkaldıranlar eğleşiyor, o kadar.

Ya siyaset! Siyasetin parayla yapıldığı bir vakıadır. Alınır satılır bir faaliyet… Siyasetin finansmanı ve finansman yolları, siyasi kadroları belirliyor.

Ve bu örgütlü kadrolar, yoksulların, mazlumların çektiklerinden siyasal diskur oluşturarak siyasetten geçinmenin ideolojisini inşa ediyorlar.

Yoksulluğun, çaresizliğin ve giderek büyüyen sefaletin altında ezilenler ise, sessiz sedasız, hayatın bir kıyısında acı çekmeyi sürdürüyor; Hayatın bir kıyısında, görünür olmaktan uzak, sessiz sedasız…

Olamadıklarının altında ezilen mazlum o kadarnaif ve sahici ki bu insanlık ayıbını ifade ederken utanıyor.

Ve bu tablo karşısında, edinmekten yorgun düşmüşler,eller kirli, zihinler kirli, bir itiraz gösterisiyle yitik vicdanlarını yokluyorlar.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
İnsan meselesini kendisi dile getirmeli
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Adalet!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Anneler Günü ve bayramın acı yüzü
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Ruh halimiz duman
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Turist gelir mi gelmez mi?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Üzümün seyri
Çağdaş ÖZGÜN
Çağdaş ÖZGÜN
Sinemasal başyapıtların nedeni öncelikli olarak dramatik başyapıt olmaları mıdır?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Bırakın bu sözde fenomenlerin peşini
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Dikkat! Turist çıkabilir!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Hoş gör sen…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva