Ender ALDANMAZ
Kasırgada ilk belirti!
6 Ağustos 2022 Cumartesi

2022 yazının Türkiyesi’nin özeti yaşam ile politik arena arasında gerilimin dozajının artması olarak açıklanabilir.

Sığınmacı konusundan ekonomiye, kadın cinayetlerinden milyonlarca insanın hayatını etkileyen KPSS sınavının iptal edilmesine kadar sayısı fazla fazla bulunan konu silsilesi içinde toplumsal gerilim ve güvensizliğin had safhaya ulaştığı bir tablo ile karşı karşıyayız.

Şiddet hayatın olağan bir parçası halinde… Kimse tünelin ucunu göremiyor. Yönetenler eskisi gibi yönetemiyor, yönetilenler de artık eskisi gibi yönetilmek istemediği bir toplumsal psikolojiye doğru evriliyor.

Gerilim yüklü bir tren yolculuğunda duvarın toslanacağı tarihe, seçim gününe doğru hızla ilerliyoruz. Bu haftanın Çarşı Karışık’ında ise sığınmacı ve KPSS konusuna özel bir parantez açacağız.

Geçtiğimiz haftaki “Kasırga” başlıklı köşe yazısında ekonomi ve siyasal alandaki krizi ele almıştık. Özellikle kış aylarının siyasi alanda kaotik bir süreç yaşayabileceğini ve özellikle ekonomide yaşanacak olumsuzlukların yaşam ile politik alanı karşılıklı olarak gerebileceğini vurgulamıştık.

**

KPSS VAKASI, İTTİFAK İÇİ ÇATIRDAMA MI?

Çok uzak bir tarih değil… Türkiye’nin en güvenilir iki kurumu sorulduğunda TSK ve ÖSYM muhakkak ilk ikiyi paylaşırdı.

Bugün ise bu durumdan fersah fersah uzağız.

Milyonlarca insanın geleceğini belirleyecek olan bir sınav için layık olmadıkları makamlara getirilen kişi ya da kişiler zahmet buyurmayıp hazır soruları gençlerin önüne koymayı uygun görmüş.

Şimdi yeniden bir sınav yapılacak. Bu soruların yine birilerine verilip verilmeyeceği yada usulsüzlük olup olmayacağına kim/nasıl inanacak?

Türkiye’nin en güvenilir kurumu ÖSYM’de olduğu gibi bütün kurumların içi boşaltılmış durumda…  TÜİK’in açıkladığı rakamlara bile güven yok. Tuz artık buram buram kokuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın genellikle bürokratları için kolayca kelle veren bir yapısı bulunmuyor. Kelle alacaksa bile bir süre bekleyip kararını verirdi. Örneğin kendi şirketi üzerinden bakanlığa dezenfektan alımı yapan bakanın bile bir süre sonra “görevden affını” istedi.

Son yaşanan olayda ÖSYM baştan savma bir açıklama ile sızma iddialarını yalanladı ve Erdoğan’ın olayı görmezden geleceğini sandı. Erdoğan, tersine DDK'ya emir verip soruşturma izni verdi. Basın hızlıca sürece dahil edildi ve Erdoğan hemen bir tweet atarak olaya el koyduklarını açıkladı. Ve ÖSYM başkanı gece kararnamesiyle görevden alındı.

Bu sis ortamında ise ortaya atılan ve hiç de yabana atılmayacak bir çıkışa gazeteci Timur Soykan attı.

Soykan, KPSS soru skandalına ve bu skandala hiç alışık olmadığımız şekilde anında tepki verilmesine farklı bir yerden bakmış.

Yaşananların MHP’li eski ÖSYM Başkanını tasfiye etmek için kurgulanmış olabileceğini iddia ederken bu iddiasına kaynak olarak da MHP’li Semih Yalçın’ın tweetlerini gösteriyor.

Su daha da bulanıklaşıyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’ın Habertürk’ü hedef gösteren 27 tweet'lik serisinden söz eden ve bu serideki bir tweete dikkat çeken Soykan, “Bir tanesi çok çarpıcı. Semih Yalçın'ın tweet’i şöyle yorumlanabilir: MHP, Berhan Şimşek’in anlattığı bilgileri programın moderatörü, Habertürk Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz’a kendilerinin verdiğini anlatıyor. Bu bilgileri Şimşek anlatınca tepki gösteriyor” ifadelerini kullanıyor.

Soykan’ın bahsettiği bilgi ise görevden alınan ÖSYM Başkanı Halis Aygün’ün MHP’li olması ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile anlaşamaması…

“Yani MHP, KPSS olayının Milli Eğitim Bakanı ve tarikatların ÖSYM Başkanı’nı görevden aldırmak için uyguladığı bir kumpas olduğunu mu iddia ediyor? Öyleyse bu Cumhur İttifakı’nda çok büyük bir gerilimi ortaya koyuyor. Zaten olayın başından beri Cumhurbaşkanı ve AKP, normal reflekslerinden çok farklı hareket ediyor. Pek çok devasa skandalda bakanlara, kadrolara sahip çıkan Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu’nu harekete geçirdi ve ÖSYM Başkanı’nı hemen görevden aldı. Gerçekten garip.

Söz konusu program sırasında, yani dün akşam Twitter’da bir sosyal medya kampanyasını görmüş ve mana verememiştim. #MahmutÖzerSeninleyiz diye binlerce paylaşım yapılmıştı. Milli Eğitim Bakanı için ilk defa kampanya gördüm.

Belki de en önemlisi Türkiye KPSS olayı ile çalkalanırken MHP'den ve Devlet Bahçeli'den hiçbir açıklama gelmemesi. Çok derin bir sessizlik ve çok ilgi çekici. Bahçeli halen bu konuda açıklama yapmadı.

Sonuç olarak KPSS olayı Cumhur İttifakı'nda büyük gerilime neden olmuş gibi görünüyor. Yani geriye çok önemli bir soru kalıyor: KPSS skandalı bazı tarikatların ÖSYM’yi ele geçirmek için kurduğu bir kumpas olabilir mi? Yeni ÖSYM Başkanı’nın profiline bakınca şüphe büyüyor”

Yeni başkan Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy’un İsmailağa Cemaati’nin bazı toplantılarına konuşmacı olarak katıldığı ve kapattığı sosyal medya hesaplarından alınan ekran alıntılarından tarikat menşeili paylaşımlarının fazlaca oluşu da Soykan’ın söylediklerinin yabana atılmaması gerektiğini de gösteriyor.

FETÖ zihniyeti bürokrasiyi ur gibi sardı
ÖSYM başkanının hızlı biçimde görevden alınmasında MHP'li olmasının rolü olmuş mudur? Pekala olabilir. Bunun siyasi bir etkisi olur mu? Çok muhtemel değil ama bir ihtimal...

KPSS sınavları ile ilgili olarak özellikle mülakatlarla ilgili şaibeler dillendirilmekteydi. KPSS’de düşük puan alanların mülakatlarda yüksek puan alıp atanması, yine yüksek puan alanların mülakatta düşük puan elenmesi tartışmaları beraberinde getiriyordu. Ancak bütün itirazlara iktidar kulağını adeta kapamıştı. Şimdi ise KPSS gibi “formalite” sınavının sorularının sızdırıldığı iddiaları var.

Sınav sorularının sızdırılması konusu FETÖ’cüler tarafından yapıldığı ve bu konuda yargılamaların ve cezaların verildiği hatta ÖSYM Başkanı’nın uzun süre bu yüzden tutuklu kalmak zorunda kaldığını da belirtmek gerekiyor. Eğer ki işin içinde FETÖ yok ise FETÖ zihniyetinin bürokrasiyi bir ur gibi sardığını da vurgulamak lazım.  

Kılıçdaroğlu’nun iki aydan kastı…
Toparlarsak, bu skandal pek çok şeyin habercisi olabilir. Kılıçdaroğlu'nun açıklamasında ise dikkat çeken bir detay var:

“KPSS ile ilgili yorum yapmıyorum çünkü sınavın şaibesi bir yana, mülakatlar zaten şaibeli, haliyle sonuçlar kesin şaibeli. Bakanlığa da bunun için gitmiştim. Sarayın kendi şaibesini çözme şovuna ise sadece gülüyorum. Merak etmeyin, birkaç ay sonra kökten çözeceğiz”

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan birkaç aydan kastı ne olabilir? Bir iki ay içerisinde işi kökten çözmeden kastı erken seçim midir? İktidarın hızlı tepkisinin arkasında başka şeyler mi çıkacak? Erdoğan’ın bu olaya hızı refleks gösteriyorsa bunun altında bir şey mi var?

İzleyip göreceğiz.

**

JANDARMANIN SUÇU NE?
Her gün bir dolu mülteci operasyonu haberi ajansların önüne düşüyor.

Haberlerin büyük bölümü ya Yunanistan’ın mültecileri geri itmesi yada jandarmanın henüz yolculuk aşamasında yaptığı operasyonlar…

Fakat kapıdan içeri giren mültecilerin yakalanması ile ilgili pek haberlere rastlamıyoruz.

Türk istihbaratı güçlüdür. Ülkeye yabancı kuş girse MİT’in kurduğu sistemlerden kaçması çok da mümkün değildir.

Sığınmacıların doğu sınırından içeri girip elini kolunu sallayarak İzmir kıyılarına gelmesi ve karşı yakaya geçmeye çalışması sığınmacıların politik bir koz olarak kullanıldıklarının göstergesidir.

Gazetemizde stajyer olarak işe başlayan Ahmet Can Karataş’ın bu hafta kaleme aldığı “Seferihisar’da mülteci borsası” haberi bu kadar sorunlu bir konunun başıboş hale getirildiğinin ipuçlarını bize verdi.

Haberde, insan kaçaklığı yapanların anlatımına göre, Basmane’de bir ekip bütün işleri organize ediyor. Bu organizasyonun içerisine muhakkak mülteciler de bulunuyor. Kişi başı 600 dolar gibi bir para ile kamyonet kasasına bindirilip Seferihisar’a götürülüyorlar ve yolculuk başlıyor. İstanbul’dan bile mülteciler araçlara doldurulup ilçeye getiriliyor.

Haberdeki bir diğer önemli nokta ise ilçede kaçakçılık yapan insan sayısında patlama olduğu yönünde…

Ülkede açık açık suç işlenildiğini kısa süreli bir haber araştırması yaptığınızda dahi çıkabiliyor. Ki bunu yapan henüz daha mesleğe yeni yeni adım atan bir gazeteci adayı…

Bir diğer husus mültecilerin ağırlıklı olarak yakalandığı operasyonların ağırlıklı olarak jandarma tarafından yapılıyor oluşu…

Bu tesadüf değildir.

Her gün 500-600 kişinin karşı kıyıya gitmesine adeta yol verildiği bir ortamda bütün yükün sınırlı bir jandarma kuvvetine kalması da olayın özetini gösteriyor.  Eminim ki jandarma görevlileri bu işten yılmış ve bıkmış durumda…

Ülkeye gelen, giren, çıkan kim belli değil.

Doğu sınırlarının bu kadar açıkken deniz kenarında vatan toprağına kalkan oluşturmaya çalışan jandarma ne etsin?

**

AĞABEYE VEDA…
Yoğun iş temposu içerisinde haberlerin girilmesi, manşetlerin açılması ve haber üretilmesi derken köşeye vakit ayırabilmek kolay olmayabiliyor.

Bu yüzden genellikle dinç kafa ile sabaha karşı erken kalkıp yazının son halini vermekten başka çare de kalmıyor. Az uyku iyidir.

Bu gece yazımın taslağını bitirdiğim esnada ve dinlenmeye çekildiğim anda üzücü bir telefon geldi.

Hamdi Ağabey’i kaybettik…

Gecenin bir saati saydığım ve sevdiğim bir insanın ölüm haberini yazmanın dayanılmaz ağırlığı içerisinde, yetiştirdiği son muhabir olmamın getirdiği hüzünle görevimi yapmak durumunda kaldım.

Ama eminim ki o da olsa aynı şeyi yapardı.

Milliyet’te mesleğe başladığım yıllarda doğru dürüst bir iş deneyimim olmaksızın elimden tutup kendimi kanıtlama fırsatı tanıyan özel bir insandı.

Yazacak çokça anı var.  Bana söylediği tek sözü ise kulağıma küpedir: Ne yap, ne et bu meslekten çıkma.

Her zaman minnetle anacağız.

Işıklar içinde uyu ağabey…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Din, mezhep ve mezhepçilik…
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
1000 yıllık kavga!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Çevreyi asıl Çevre Bakanlığı’ndan korumak lazım!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Zafer ve barış
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Hayalet emlakçı 10 bin TL haram olsun!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Mevzu çok derin
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Olof Palme kurtuldu!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Atatürk’ün kooperatifçisi
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İki ay… Çarpı… Tükeniş…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Carpe Diem… An’ı yaşamak… 
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva