Dr. Berna BRIDGE
En güzel bayramımız
27 Ekim 2021 Çarşamba

Bağımsızlık elde etmek kolay değil. İstanbul’un fethinden, Fatih Sultan Mehmet gibi dâhilerden, Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahlardan sonra 1700 yıllarında en büyük sınırlarına ulaşan, o yılları takip eden süreçte ise önce yavaş yavaş, sonra hızlanarak duraklama ve gerilemeye geçen Osmanlı’nın 1918 de geldiği içler acısı son durum hatırlamak bile istemediğimiz bir durumdu…

Sevr Anlaşması, Yunan, İngiliz, Fransız işgalinde bölünmüş savaş yorgunu bir ülke, yalnızca kendini düşünen bir padişah. Moraller düşük ama “Geldikleri gibi giderler” diyen deniz gözlü bir Mustafa Kemal. İstanbul’da ülkenin lideri görünün zayıf ve bencil bir Vahdettin, Anadolu’ya geçmiş dimdik bir Mustafa Kemal, asıl lider.

Liderlik derslerimde hep şunu öğretirim: Lider olmak için makam gerekmez. Liderler güçlerini makamdan, koltuktan almazlar, kendi karakter özelliklerinden alırlar. Liderler güçlerini insanları korkutarak, sindirerek, çeşitli oyunlar çevirerek, dedikodu ve basitlik gibi özelliklerden almazlar. Enerjileri daha büyük hedeflere harcar, en zor anda bile yıkılmadan, umutlarını kaybetmeden, umut vererek ve kendilerini değil, toplumu düşünerek lider olurlar. Gerçek liderlik etik demektir…

Daha 40 yaşına basmamış Mustafa Kemal’in öyküsü işte böyle bir öyküdür, dimdik ve umutlu bir “Geldikleri gibi giderler” öyküsüdür. Yüzyılın lideri olduğu birçok araştırmada kanıtlandı ama belki de binyılın lideri olan Atamız bizim liderimiz oldu. Hiç zaman kaybetmedi. Genç dahi, 19 Mayıs 1919 da çıktığı yolda, daha bir yıl geçmeden Türkiye Büyük Millet Meclisini ve daha sonra Cuhuriyeti kurdu. 1938 de yaşama gözlerini kapadığında kendine ait bir evi bile yoktu. Onun evi Türkiye’nin her yeriydi, kalplerimizdi. Ölümsüzdü…

Geldikleri gibi gittiler, birkaç yıl içinde. Takip eden yıllarda tekrar gelebilmek için savaş hariç çok dolambaçlı yollar izlediler, çeşitli yöntemler, provokasyonlar, sağ sol çatışmaları, terör, sızıntı, FETÖ, ekonomik oyunlar, vb ama bir türlü tekrar gelmekte başarılı olamadılar. Temellerimiz o kadar sağlam atılmıştı ki, genlerimizde bağımsızlık o kadar var ki, bir türlü yapamadılar, yapamıyorlar…Yavaşlatıyorlar belki ama başaramıyorlar.

Bu yıl garip bir yıl. Korona virüsü ile evlerimize kapandığımız bir yıl bayram kutlamak için zor bir yıl ama daha bir hafta öncesinden halk balkonlarına bayraklarını asmaya başladı. Zoom, Skype gibi kanallarla halk 29 Ekim programları yapmaya başladı. Tüm ülke ayakta.

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” diyen Atamızla bir Cumhuriyet Bayramımız daha kutlu olsun…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizmin cinnet eşiği
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Zaten sadece O'nun adı yakışırdı!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka çizgileri
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Mutlu anılar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Direnç'le kazanılan bir ödül!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Sizin Derdiniz ne?
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Göğe bakma durağında krizler tarihi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva