Nedim ATİLLA
Dünya Çocuk Felci Günü ve Covid-19
24 Ekim 2021 Pazar

İnsanlığın sağlık alanındaki en büyük ve en değerli buluşu olan ve günümüze kadar sayıları, etkinlikleri, güvenilirlikleri artarak gelen onlarca aşı sayesinde bugün insan sağlığını tehdit eden çok sayıda hastalık ortadan kalkmıştır veya yok olma noktasındadır… Bunların başında artık ülkemize hiç görülmeyen Çocuk Felci gelmektedir. Dünyada 24 Ekim Çocuk Felci Günü olarak kabul edilmiş ve çeşitli etkinliklerle farkındalık yaratılmaya çalışılmaktadır.

Dünya çocuk felci hastalığının yok edilme sürecine gelmesinde en büyük rol kuşkusuz Uluslararası Rotary’e aittir. Aşıyla korunabilir hastalıklar çoğunlukla yaşamı tehdit eden yani ölüm ya da sakatlıkla sonuçlanan hastalıklardır. Rotaryenler UNİCEF gibi Birleşmiş Milletler kuruluşlarına sağladığı maddi ve emek destekleriyle 33 yıldır bu hastalığın bitme aşamasına gelmesinde büyük rol oynamışlardır. 1988'de yıllık 350,000 olan çocuk felci vakası sayısı bugün artık tek tek sayılabilecek hale geldiyse bunda Rotaryenlerin rolü büyüktür. Aşılama hizmetinin yaygınlaşması ile aynı zamanda, bebek ölümleri ve aşı ile önlenebilen hastalıklara bağlı sakatlıklar da azalmıştır.

Ama bugün ülkemizde en önemli sorunlardan biri Covid Pandemisini çözmek için yegane yol olarak görülen aşıya karşı gösterilen tepkidir. Güney Sudan, Afganistan ve Pakistan’da on yıllardır devam eden akıl-dışı aşı karşıtlığı son 8 yıldır ülkemizde de yaygınlaşması çok üzücüdür ama ülkemizin de gerçeğidir.

Ankara Tabip Odasından aldığım bilgilere göre tarihte ilk kez MÖ 590 yılında Çin’de bulunan çiçek aşısı önemli bir başlangıç olup,1700’lü yıllarda çiçek aşısının İstanbul’dan Avrupa’ya yayıldığı bilinmektedir. Cumhuriyet döneminde 1928’de Hıfzısıhha (Sağlığı Koruma) Enstitüsünde onlarca hastalığa karşı aşı ve serum üretimi yıllarca devam etmiş,1997 yılında ise ne yazık ki son bulmuştur. Türkiye’de aşı üretimine son verildikten sonra, ithal edilen aşıların kalite kontrolü Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarlarında yapılmaya ve ruhsat verilmeye başlanmıştır.

Aşıya karşı çıkanların iddialarından biri, aşıların içinde bulunan maddeler nedeniyle güvenilir olmadığıdır. Oysa, aşıların geliştirilme sürecinde diğer ürünlere göre çok daha titiz bir çalışma ile yürütülmektedir. Son derece etkin ve güvenli ürünler olan aşılar. Sağlık Bakanlığı’nın, gerek ithal edeceği ürünü seçerken gerekse ithal ettikten sonra, aşı örnekleri üzerinde laboratuvarlarında yaptırdığı analizlerle incelenmekte ve uygun ise ruhsatlandırılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Mart 2018 raporuna göre; küresel bağışıklama yılda 2–3 milyon ölümü engellemektedir. Bağışıklama oranlarının istenilen düzeye yükseltilmesi ile yılda 1.5 milyon kadar daha ölümün önüne geçebileceği belirtilmektedir.

Aşılanma yolu ile bireysel bağışıklık sağlanıp kişi hastalıktan korunurken, aynı zamanda toplumsal bağışıklık sağlanmakta, böylece toplumda aşılı bireylerin sayısı artıp, hastalığın o toplumda görülme sıklığı azalmaktadır. Buna karşın, aşıların uygulanması konusunda toplumların tamamının güven, kabul ve kararlılık göstermediği de bilinen bir gerçektir. Giderek artan ölçüde aşıların olası yan etkilerine ilişkin kaygıların, endişelerin, tereddütlerin, yanlış inanışların yaygınlaştığı gözlemlenmektedir. Bu durum aşı konusunda tereddüt, aşı reddi ve aşı karşıtlığı olarak isimlendirilen yaklaşımlarla yaşama yansımaktadır. 

Ülkemizde sekiz yıldır aşı reddi ve aşı kararsızlığı kavramları ortaya çıkmış, bu da aşılama oranlarında düşüşlere neden olmuş ve aşı ile korunabilir hastalıkların sıklığında artışa yol açmıştır. Toplum bağışıklığı ciddi bir risk altına girmiştir.

Unutmayalım; aşılar sadece uygulandığı kişiyi korumaz; hastalık etkeninin toplumdaki dolaşımını engelleyerek toplumdaki riskli kişileri de korur. Aşılama oranının düşük düzeyde kalması, kanser tedavisi gören ya da doğuştan bağışıklık sistemi hastalığı olan çocukları risk altında bırakmaktadır. Bu nedenle aşı olmasına engel durumu olmayan çocukların aşılanması, aşı olma konusunda engelleri olan çocukları da dolaylı olarak korumaktadır.

Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır!

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Fidan Baççıoğlu 25 Ekim 2021 Pazartesi 19:35

Çok güzel sçıklama??

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Dil yarası!
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kapitalizmin cinnet eşiği
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Karşıyaka çizgileri
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Mutlu anılar
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
'Direnç'le kazanılan bir ödül!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Sizin Derdiniz ne?
Filiz SEZER
Filiz SEZER
Göğe bakma durağında krizler tarihi
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva