Filiz SEZER
Damdaki Kemancı
14 Mayıs 2021 Cuma

Başlıktaki isme sahip ünlü müzikali veya uyarlama filmlerini hiç seyretmemiş, konusunu bile bilmeyen birinin mutlaka birkaç dizesiyle birlikte mırıldanabileceği bir şarkıdır “Ah bir zengin olsam”. Eskiden yılbaşı piyango çekilişleri öncesinin en değişmez konusuydu bu; büyük ikramiye bana çıksa neler yaparım hayali önce balkonlardan en az birinin mutlaka kapatılacağı bir ev hayaliyle başlar, çılgın isteklerle devam eder, kamu spotundan hallice dileklere kadar uzanır, arada daha önce varlığından hiç haberdar olmadığımız akrabalara karşı tutunulacak tavra kadar her şey belirlenirdi. Sonra birden pek çok şey gibi bu hayal de uçuverdi elimizden. Umudumuzu bir piyango biletine bağlamış değil idiysek de eğlenceli bir gündüz düşünü daha yitirmiştik.

Geçen haftanın önemli haberlerinden biriydi, pandemi döneminde sadece ülkemizde neredeyse 86 bin kişi milyonerler arasına katılmış. Aman “piyango çıkmış misali” benzetmesi yaptığım sanılmasın; zaten BDDK bu verileri paylaşırken zenginleşmenin hangi ticari sektörlerde yoğunlaştığını vs. belirtmiyor. Zaten bu bayram gününde benim de içimi karartıp öfkelenmek gibi bir niyetim yok. Bu yüzden ah bir zengin olamayan –asla da olamayacak olan- damdaki kemancıyla avunmak istiyorum.

Damdaki Kemancı Rus kökenli Solomon Robinovich’in Sütçü Tevye hikayelerinden uyarlanmış bir müzikal. Bu isim elbette ünlü Rus ressam Marc Chagall’ın damların üzerindeki kemancı figüründen esinlenilmiş. Üstelik müzikalin sahne tasarımında da Marc Chagall esintilerinden fazlaca yararlanılmış (Chagall’ in bu müzikale hiç gitmediğini göz önüne alırsa bu durumdan fazlaca hazzetmediği sonucunu çıkarabiliriz).

Kemancı, 1913

Chagall gerçeküstücülük diye adlandırdığımız akımın öncesinde eserler vermiş olsa da resimlerinde kullandığı havada süzülen karakterleri ve fantastik ögeleriyle düş ve gerçekliğin müthiş bir uyumunu yakalar. Kabul etmek gerek ki düş ve gerçekliğin uyumunu yakalamak yaşadığımız bu coğrafyada öyle kolay şey değildir.

Öyle çılgın hayaller bir kenara herkesin asgari geçimini sağlayarak insan onuruna yakışır bir hayat sürmesi bile mümkün olmuyor. Ülkede her beş kişiden biri yoksulluk sınırının altında yaşıyor, 17 milyon kişi aldığı sosyal yardımlarla ayakta durabiliyor. Pandemi döneminde medyada yazıldığı kadarıyla 62 milyar lira yardım dağıtılırken milyonerlerin varlığı sadece bir yılda 552,5 milyar lira artmış.

Chagall karakterlerinin aksine varlık piramidindeki yeri sürekli olarak aşağı doğru süzülen orta sınıf şimdilik aşağıdakiler / yukarıdakiler istatistiğine girememişse de düşleri yerli yerine koyabilmek o kadar kolay değildir, Nihayetinde gülmek ancak bir halk gülüyorsa gülmektir.


 

Doğum günü, 1915

Yaşadığı bazı zorluklara rağmen Chagall’ın karakterleri öfkeden arınmış bir ifadeye sahiptirler ve huzurla bakarlar, böylece lirik bir kompozisyon oluştururlar. Öfke dediğimiz adeta baldan tatlı bir zehir, fazlası kuşkusuz sağlığa da sosyal ilişkilere de zarar. 

Ne var ki hayat lirik bir üsluba her zaman nazik davranmıyor. Neye karşı olduğunu bir türlü kestiremeyenlerin öfkesini gerçek hedefinden başka her şeye, tuttuğu takıma, işyerinde astına, evinde ailesine boşalırken yüzlerde huzurdan eser kalmıyor. Ayakta kalabilmek, mücadeleye devam edebilmek için gerekli olan öfkeyi sağlıklı bir mecraya sokabilmek ise örgütlü bir dayanışma gerektiriyor. 

Hayat kısa, kemancılar damlarda, hayallerimiz uçuyor. 

İyi bayramlar! 

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Şule Kükrer-ŞuŞu 15 Mayıs 2021 Cumartesi 09:12

Sevgili Filo; her zaman ki gibi yorumumu sana buradan iletmeyitercih ediyorum. Çünkü sanırım yorumlar ve alkışlar yazının altında daha güzel duruyor. Çok yalın bir dille anlattığın " Halk mutlu olmassa tam mutlu olamıyoruz", düşüncesine gönülden katılıyorum. Tam da bu noktada kendi adıma kişisel gelişimcilerin "kendini mutlu et" kavramlarından uzaklaşıyorum. neyse uzun konular belki bir gün bir masa da buluşur, rakı eşliğinde konuşuruz bunları...Kalemine sağlık sevgiler ŞuŞu

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Yeşil ile mutabakat...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Arkası yarın
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kitlesel cinnetin eşiğinde
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Giraud’un domuzu
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Zor günlere kalmak
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Şekerin tadı, kota ve özelleştirme ile nasıl kaçtı?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Gündüz denetleme, geceleri kirletme!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Babayı kim oynar?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ü yeterince tanıyor muyuz?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Futbol ırkçılık, vandalizm ve lümpenlik değildir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva