Nedim ATİLLA
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi…
18 Aralık 2020 Cuma

Aydınlanma Çağı, aydınlanma felsefesinin 18. yüzyılda doğup benimsenmesiyle başlar. Batı’da 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen, akılcı düşüncenin eski, geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, ön yargılardan ve ideolojilerden arındırarak özgürleştirmeyi ve yeni bilgilere, bilimin ve aklın yol göstericiliğine açık olmasını amaçlayan düşünsel gelişimi ifade eden dönemdir. Aydınlanma Felsefesi, insanın bizzat kendi yaşamını düzenlemesini esas almış, hem düşüncenin hem toplumsal yaşamın köklü değişimlere uğrayacağı bir sürecin fikirsel/felsefi başlatıcısı olmuştur.

Fransız Devrimi (1789) ve ardından gerçekleşen modernleşme süreçleri, düşünsel anlamda etkilerini ve kaynaklarını aydınlanma felsefesinden almışlardır. Aydınlanma, aklı en temel ve kurucu ilke olarak benimseyerek, tüm toplumsal yaşamın ve düşünüşün buna göre şekillendirilmesini esas alır.

Cumhuriyet Aydınlanması

Cumhuriyet bir ulusun karanlıktan aydınlığa çıkmasıydı ve temelinde aydınlanma yatmaktaydı. Atatürk, 1 Kasım 1937’de TBMM’nin açılışında son kez yaptığı konuşmada diyordu ki: “Büyük davamız en medeni ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de temelli devrim yapmış olan Türk milletinin dinamik idealidir. Bu ideali, en kısa zamanda başarmak için fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz.”

Fikir ve eylemin birlikteliği... Atatürk’ün vurguladığı fikrin, yani Cumhuriyet’in, aydınlanmanın, modernleşmenin eylemleri yine onun başlattığı Cumhuriyet devrimleri idi. Cumhuriyet aydınlanmasının temelini oluşturan bu devrimler, daha sonra Köy Enstitüleri’nin kuruluşu gibi ardıl devrimlerle sürdü. Ancak, ne yazık ki Ortaçağın karanlığından gelen inanış ve dogmalar bu yolda hâlâ en büyük engeldi. Günümüzde de bu engellerin varlığı sürmektedir.

Cumhuriyetin Aydınlanmacı Kuşağı ve Hasan Âli Yücel…

17 Aralık’ta bütün dünya Ludwig van Beethoven’in doğum gününü kutluyordu. Olağanüstü kutlamalar oldu… Biz de aynı gün doğan büyük bir devrimciyi analım bugün.

Hasan Âlî Yücel 17 Aralık 1897'de İstanbul'da doğdu. Baba tarafından Posta Nazırı Göreleli  Hasan Ali Efendi'nin, anne tarafından ise Japon sularında batan Ertuğrul Fırkateyni süvarisi Deniz Albay Âlî  Bey'in torunudur. Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyyire Hanımdır. İlk çocukluk yıllarında, Mevlevi kültürünün etkin olduğu bir çevre içinde yetişti.

Mevlevi Dedesi Mehmed Celâleddin Efendi’den müzik eğitimi aldı. Mekteb-i Osmanî’yi bitirdi ve Vefa İdâdisine yazıldı. Vefa İdadisi’nin son sınıfındayken, Birinci Dünya Savaşı başladı. Bunun üzerine askere çağrıldı. Savaştan sonra, 1918’de Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Yaşadığı tatsız olaylar sonucunda buradan ayrılarak Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Şubesi’ne geçti ve Darülmuallimin-i Âliye’nin (Yüksek Öğretmen Okulu) öğrenci kadrosuna katıldı. Sabahları okula devam edip, akşamları gazetede çalıştı. Üniversite döneminin sonuna geldiğinde Hasan Âli, “Ruh ve Beden” üzerine yaptığı 30 sayfalık bir çalışmayla 1921’de Dârülmuallimin-i Âliye’deki öğrenimini üstün başarıyla bitirdi. 1923-27 yılları arası edebiyat öğretmenliği yaptı. Öğretmenlik yaptığı dönemde felsefe, mantık ve Türk edebiyatı üzerine kitaplar yayımladı.

1927 yılı başında Milli Eğitim Bakanlığı genel müfettişi oldu. Bu dönemde yoğun biçimde, yazı ve dil konularıyla uğraştı. 1928 yılında, Tevfik Fikret’in “Tarih-i Kadim-Doksan Beşe Doğru” adlı şiir kitabını Latin harfleriyle yayımladı. Kitaplar, Harf Devrimi’nden sonra Türkiye’de Latin harfleriyle basılan ilk kitaplardandır. 1930’da Paris’e gönderilen Hasan Âli burada “Maarif teşkilatı ile mekteplerini ve buna müteferri muamele, kanun ve nizamnameleri…”ni incelemekle görevlendirildi. Yani eğitim sisteminin nasıl düzenlenmesi gerektiğini araştırdı.

1930’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye çapındaki denetleme gezisinde kendisine danışmanlık yaptı. Bu büyük insanla vedalaşması, milletvekili iken, TBMM’nin Atatürk’ün naaşını taşımak üzere kura ile seçtiği 12 vekilden biri olarak onun tabutunu top arabasından alarak omuzlarında taşımasıyla oldu. O anki duygularını yazdığı yazısında diyor ki: “Taşı O’nu... Bir cihan götürüyorsun. Cihanlar yaratan bir insan götürüyorsun. O, kendini ezilmeden taşıtmak için sana kendi kudretini vermiştir. Başka şey düşünme. Dikkat et, bu tabutun içindeki, varlığında seni taşıyor. Sen kendini taşıyor gibisin... Taşı, O’nu taşıyarak yaşayacaksın. Yaşadıkça O’nu taşıyacaksın. Taşı, taşı...”

Gerçekten de Atatürk’ün Türkiye için düşündüğü aydınlık ideali Hasan Âlî ve onun gibi aydınlanmacılar tarafından sürdürüldü, yaşatıldı... 1932 yılının sonunda, Ankara’daki Gazi Terbiye (Eğitim) Enstitüsü’ne müdür olarak atandı. “Mevlâna’nın Rubaileri”, “Goethe, Bir Dehânın Romanı” ve “Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış” adlı yapıtlarını yayınladı. 1933 yılının sonunda, Maarif Vekaleti Orta Tedrisat Umum Müdürlüğü’ne atandı. Bu dönemde, liselerde reform yapmayı planladı. 1938’e değin üzerinde çalıştığı “Türkiye’de Orta Öğretim” adlı yapıtı de bunun bir göstergesidir. Bu araştırma, reformların bir ön çalışması olarak kabul edilir. 1 Mart 1935 tarihinde CHP İzmir Milletvekili olarak Meclis’e girdi.

1935-37 yıllarında yayımladığı yazılarda kültür ve eğitim konularındaki sorunları ele aldı. 28 Aralık 1938’de 41 yaşındayken Maarif Vekilliği’ne (o zamanki Eğitim ve Kültür Bakanlığı'na) atandı. Böylece, Kemalist ilkeler doğrultusunda ve İsmet İnönü’nün de desteğiyle hümanist reformlarına başladı. 17 Temmuz 1939’da , ülke çapında bilim adamlarının, eğitimcilerin, yazar ve sanatçıların, Türk eğitim sisteminin ilkelerini ortak bir çalışmayla belirlemek üzere bir araya geldiği Birinci Maarif Şûrası toplandı. Yücel açış konuşmasında, eğitim sisteminde en önemli meselenin görevlilerle birimler arasında uyumlu çalışma olduğunu belirtmekteydi. İlköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim ve meslek öğretiminde yeni düzenlemeleri içeren taslak, danışma kuruluna sunuldu. Programın en önemli meselelerinden biri, kırsal kesimde halk eğitimi idi.

31 Ekim 1939’da reformların sonucu sayılabilecek olan Birinci Devlet Resim Heykel Sergisi’ni açtı. Sergi her yıl Ankara’da açıldı. Sanat alanında yapılan önemli atılımlardan sonra, Ankara’da 28 Şubat 1940 tarihinde Tercüme Heyeti ilk toplantısını yaptı. 1941’de başlayan klasiklerin tercüme ve yayımı işi 1946’ya kadar aksamadan devam etti. Bu süreçte Türkçe’ye çevrilen 496 klasik eserin dağılımı şöyle idi: Babil, Hint, Çin klasikleri, Şark ve İslam klasikleri, Eski Türk metinleri, Eski Yunan klasikleri, Latin klasikleri, Alman, Amerikan, Fransız, İngiliz, İskandinav, İtalyan, Macar ve Rus klasikleri.

Köy Enstitüleri

Hasan Âli Yücel zamanında eğitimin hemen her alanında hiç görülmemiş bir canlılık yaşandı. 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Yasası çıkarılarak, köy okullarında görev alacak olan öğretmenleri yetiştirmek üzere kent ve kasabalardan uzak, geniş arazisi bulunan uygun yerlerde Köy Enstitüleri kurulmaya başlandı. Devlet eğitim seferberliğini, millet olma, insan olma davasını başlatıyordu. Yaptığı konuşmada Bakan  Hasan Âlî Yücel “komşular” diye seslendi, köylülere. İçindeki kurtuluş ve yüceliş inancıyla... 1946 yılına dek tam 21 tane Köy Enstitüsü kurulmuştu. Fakat ne yazık ki, Cumhuriyet aydınlanmasının en önemli girişimi olan Köy Enstitüleri 1950’den sonra kapatıldı.

Devlet Konservatuarları

1940’ta Devlet Konservatuarları’nın kuruluş yasasını çıkardı. 1941-1942 yıllarında, dilin Türkçeleştirilmesi, ortak bir bilim dili oluşturulması çabalarını yoğunlaştırdı. Bunlardan Coğrafya Kongresi’nde coğrafi bölgelerimizin sınırları belirlendi.Yüksekokulların gelişmesi, İstanbul Üniversitesi’nin yeniden düzenlenmesi ve Ankara’da yeni yükseköğretim kurumlarının açılmasıyla sürdürüldü. Yücel’in bakanlık yaptığı dönemde, Ankara Fen Fakültesi (1943), İstanbul Teknik Üniversitesi (1944) ve Ankara Tıp Fakültesi (1945) kuruldu. Dört yıl süren bir hazırlıktan sonra 13 Haziran 1946’da 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu çıkarıldı.

Hasan Âlî Yücel Cumhuriyet’in en uzun süreli Milli Eğitim Bakanı olarak 7 yıl, yedi, ay, yedi gün görev yaptı. Bu süre içinde aydınlanma yolunda pek çok etkinlik gerçekleştirildi. Neşriyat Kongresi, Birince Maarif Şurası, Coğrafya Kongresi, kitap sergileri, mesleki teknik okullarının açılması, Dil Kurultayları, Devlet Resim Heykel Sergileri, İkinci Maarif Şurası, üniversite ve binalarının açılışları, Türk Tarih Kongreleri, UNESCO sözleşmesinin onaylanması ve aydınlanma yolunun inşası için gerekli daha niceleri... Yücel, 5 Ağustos 1946’da bakanlıktan, istifa etti. Bundan sonraki on yıllık dönemde çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazdı.  26 Şubat 1961’de vefat etti.

Hasan Ali Yücel 1956’nın 19 Mayıs’ında kaleme aldığı İyi Vatandaş İyi İnsan kitabının önsözünde, gördüğü haksızlıklar için “hayat ve hürriyetlerimizi, hatta bazan fikrî şeref ve beşerî haysiyetlerimizi korumak için her gün yeniden mücadeleye ve durmadan kendi hakikatimizi savunmaya mecbur oluyoruz” diyor.

Saygı ile analım…

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Zafer ve barış
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Hayalet emlakçı 10 bin TL haram olsun!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Bu acı bitmez!
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Mevzu çok derin
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Olof Palme kurtuldu!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Atatürk’ün kooperatifçisi
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İki ay… Çarpı… Tükeniş…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Carpe Diem… An’ı yaşamak… 
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Deli bal ve boz ayı
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
Film kuşağı
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva