Ayda ÖZEREN
Bir Döviz Hikâyesi
23 Ekim 2021 Cumartesi

Şarkı Önerisi: Money for Nothing / Dire Straits

“Dolar mı kazanıyorsun? Maaşın dolar mı?”

Bu soruyu popüler olmadan yıllar önce benim sormuşluğum var. Şubeden içeri gözüme aşina gelen, üzerinden sanki kamyon geçmiş gibi duran bir vatandaş girmişti. Perişan, saç sakal birbirine karışmış, uykusuz, omuzlar çökük…Direkt odama yöneldi, önümdeki koltuğa çöktü ve ağlamaya başladı.

“Müdüranım bana yardım edin…”

Şubemin önündeki kavşakta görev yapan polis memuruydu. Başka bir bankanın “satsat” ablukasına yakalanmış, konut kredisi kullanmış, müşteri temsilcisinin hem daha ucuz hem daha az faiz ödeyeceksin hem de japon yeni yıllardır yerinde sayıyor dayatmalarıyla TL borçlanacağına Japon Yeni borçlanmıştı. İlk iki sene sorunsuz ödemiş, maaşının sadece dörtte biriymiş taksit tutarı. Kur artmadığından çok kazançlıydı. Ancak önünde daha ödeyeceği 18 yıl vardı. Üçüncü yıla girdiğinde işler karışmıştı, evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Japon Yeni değer kazanmıştı ve ödediği taksit maaşının dört katına çıkmıştı, 3-4 aydır ödeme yapamıyordu evi elden gidecekti. Çocuklara karısına ne diyecekti?

“E be polis abi, döviz kazanmıyorsun, gelirin döviz değil nene lazım Japon Yeni? Hayatında gördün mü, yerde bulsan tanır mısın, cebine atar mısın?”

Dövize endeksli krediler bireylere o kadar çok pazarlanmıştı ki, yasa çıkmak zorunda kaldı. Kimse borcunu ödeyemiyordu. Bırakın taksit aşımlarını, ipotekteki evlere el koyup satmaya kalksanız bile borcun ancak dörtte birini kapatabiliyordunuz.

Ülkemin sorunu işte, para işini biliyor sanırsın. En sıkı pazarlığı yapar, elindeki avcundakini hiç bilmediği enstrümanlara yatırır. Komşu oğlu demiştir, otobüste birinden duymuştur. Kısa zamanda köşe olmayı beklerken bir de bakmış varlığından olmuştur.

Kazandığı zamanlarda mangalda kül bırakmaz, sanırsın Dünyanın en iyi yatırımcısı…

Kaybetmeye başladığı zaman acıdır işte, o çaresizlik, işin içinden bir türlü çıkamama durumu. Bankeri, mutluluk çemberi, Çiftlikbankı, Kriptocusu açıkgöz geçinenleri, kurnazlık yaptığını sananları, kestirmeden para kazanmayı hayal edenleri, para yönetiminde tecrübesiz olanları çok mağdur etti. Tercih kendilerinindi. Kendi istek ve arzularıyla bu yolu tercih etmişlerdi. Kendi hatalarının ve sistem boşluklarının kurbanıydılar.

Paranın da bir değeri vardı. O değerin “çok üzerinde” kıymet teklif edenlerin elbet bir falsosu olacaktı. Kaçınılmaz sondu. O paralarla kaçan oldu, başkasına vaat ettiği refahı kendi buldu. Kendi elleriyle buna alet olanlar çok bardak soğuk su içti.

Para Yönetiminde mürekkep yalamış bürokratlar, paranın biliminde çok ileri gitmiş akademisyenler, ekonomistler, iş güç sahipleri, yatırımcılar, parayı bilinçli tüketip yönetenlerin ağızlarının içine bakıyoruz şu ara

“Ne olacak bu doların hali?”

Onların da en az bizler kadar şaşkınlık içinde olduğunu, iyimserlik adına birkaç kelam etmek isteseler de dağarcıklarında bu iyimserlikten pek eser kalmadığını gözlerinden okuyabiliyoruz çoğunun. Alışılmışın dışında, bilimsellikten oldukça uzakta alınan kararlara inanmak çok zor. Kulp uydurmak ise başka bir zorluk.

Döviz kurlarının dramatik yükselmesi yediğimiz içtiğimiz kullandığımız her şeyin maliyetini artırıyor. Enflasyondaki ve maliyetlerdeki kontrolsüz artış ise bizi her geçen gün fakirleştiriyor.

Hayat giderek daha da pahalılaşacak. Maalesef…

Yanlış yatırım ve kurnazlık yüzünden bireysel değil para kaybımız

Rasyonellikten ve bilimsellikten uzaklaştıkça seksen beş milyon hep birlikte TOPLUCA KAYBEDİYORUZ

Cebimizdeki para artık bir yıl önceki aldıklarımıza yetmiyor. Maaşımız, bankada duran paramız birikimlerimiz giderek değer kaybediyor. Alım gücümüz hızlı bir şekilde geriliyor.

Hep birlikte yoksullaşıyoruz. Hep birlikte aynı tünele giriyoruz ve tünelin ucunu göremiyoruz.

Ekonomist değilim, döviz kazanmıyorum. Maaşım döviz değil. Ama ülkemin borcu döviz, ülkem ithalata bağımlı, ülkem işsiz, ülkem aç, ülkem yoksul…

Bolluğun ve müsrifliğin sonu gelmiştir.

Herkes kendi bütçesini mecburen daraltacak. İstek mi ihtiyaç mı listelerini gözden geçirecek. Gıda, giyim, teknoloji israfı yapmayacak. Elindeki malın kıymetini bilecek. Kemerini sıkacak, acı reçeteyi tadacak. Kaçınılmaz son budur.

Umalım da sağduyu ve akıl bir an evvel devreye girsin.

İş bilenler işlerin başına gelsin.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Altan Arslan 24 Ekim 2021 Pazar 08:21

İş bilenin, kılıç kuşananın... Sözün özü liyakat

Yorumu oyla      0      0  
Nilay Sutaş 23 Ekim 2021 Cumartesi 16:15

Üreten desteklenecek, üretim başlayacak başka yolu yok. İhtiyaç yokken Tüketme kültürü gelişmiş ülkelerde bir cehalet kabul ediliyor. Bunu düşünmeliyiz. Çocuklarımızı, onlara ekonomiyi öğreterek büyütmeliyiz.

Yorumu oyla      0      0  
Sezgin Oktay 23 Ekim 2021 Cumartesi 10:21

Toplumca ekonomik seferberliğe ihtiyacımız var ,israfa son verilmeli.Tabii liyakatlı liderler önderliğinde.

Yorumu oyla      0      0  
Vedat Ercan 23 Ekim 2021 Cumartesi 10:14

Çok yerinde, çok isabetli tespitler ???????????????? Nedense, yorum ve katkılarımı özelden yazma gereği hissettim ?????????

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kırk yıl önce kırk yıl sonra
Filiz SEZER
Filiz SEZER
2021’in kelimeleri
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Alkışlarda yaşayacaklar
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Asgari ücret kaç para ol(ma)malı?
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Paha biçilmez miras…
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık yasta-Fransa’yla ara çok gergin
Neşe ÖNEN
Neşe ÖNEN
Anda kalmadan, anı yaşamak
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Faiz/Riba mümkün mü?
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Diyabet, yoksulluk ile bağlantılı değil mi?
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Yaprak dökümü...
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva