Mehmet KARABEL
Bir başkanın evrak-ı metrukesi!
10 Haziran 2021 Perşembe

Yeni nesil kesin “merak eder” diye…

Başlığımızı…

Bugünün Türkçe’sine çevirelim ve…

“Eskimiş ama unutulmamış, geriye bırakılmış evrak!” deyip, geçelim…

(Hoş… İçinde metruk sözü geçtiği için insanın gözünün önüne örümcek ağları tutmuş mektup zarfları filan geliyor ya, neyse…”

***

Önce…

“Evrak-ı Metruke”nin sahibi “O Başkanımız”ı tanıyalım…

Koca İzmir’i…

Beş yıl arayla 10 yıl yönetti…

(Anavatan Partisi’nin adayı olarak 1984-1989 arası ve Doğru Yol Partisi’nin adayı olarak 1994-1999 arası…)

Rahmetli Turgut Özal’ın…

Her sözüne kefil olduğu müstesna bir isimdi…

İzmirli O’nunla “Defterdar” olarak tanışmıştı…

Sonra Başbakanlık Müşaviri oldu…

İzmirli’ye…

Her şeyin doğrusunu söyledi; kalplerde taht kurdu…

***

Şaşırtıcı olan şudur…

Başkanlık’tan ve Siyaset’ten elini/eteğini çektikten…

Aşağı yukarı 22 yıl sonra…

Her biri “altın değerinde” anılarını paylaşmaya karar verdi…

O Başkan…

Eskilerin tanımlaması ile…

“Sözünü dudaktan, gözünü budaktan esirgemeyen”

Dr. Burhan Özfatura’dır…

Ve…

Bir İzmir beyefendisidir…

Çoğumuzun bilmediği “anılar buketi”ne dokunmak ister misiniz?

Başlıyoruz…

***

“İlk dönemimde ANAP İzmir milletvekillerinden birinin işi gücü ihale ve torpil işleriydi… Bir gün yanında bir gençle geldi… Delikanlının, yeğeni olduğunu söyledi… Kendisine torpille adam almadığımı anlattım… Sıkılmıştım, gencin adını sordum… Yeğeni olduğunu söylediği delikanlıya döndü ve (Senin adın neydi?) diye sormaz mı?

***

“Partinin il kongresi zamanı gelmişti… Yeğeninin adını bilmeyen o milletvekilinin sürpriz beyanatı sürmanşet oldu: (Partiyi takunyalılara bırakmayacağız!) Aslında hiç tabanı da yok… İlk dönemin tecrübesizlikleri sayesinde piyango çarpmış ve milletvekili olmuş… Neyse, İl kongresinde uzun bir konuşma yaptım… İnançlı olduğumu hiçbir zaman saklamadığımı, ancak başkalarının inancına da hiç karışmadığımı, daima liyakata önem verdiğimi, kul hakkına, saçı bitmemiş yetim hakkına çok önem vermek takunyalılık ise bundan asla gocunmayacağımı belirttim… Ertesi gün, Yeni Asır’ın manşeti şöyleydi: (Takunyalarımla gurur duyarım!) Halbuki, 1977-1984 yılların arasında Yeni Asır’ın danışmanlığını yapmıştım…”

***

“Başkanlık dönemimde en fazla yalana ve iftiraya maruz kaldığım olay Güngör Bayrak konusudur… Aslında bu bayanı hiç görmedim, hiç ilgilenmedim… Ancak medyaya çıkabilmek için benim adımı kullandılar… Özellikle menajeri Erkan Özerman’a göre güya kıyafeti nedeniyle sahneye çıkmasına ben engel olmuştum… Halbuki, herkes bilir ki, sanatçıların çalışma iznini emniyet verir… Ama valiye veya emniyet müdürüne saldırmak için yürek ister… Zira bu makamların yetkisi, gücü vardır… Adamı pişman ederler… Bu bayan madem bu kadar iyiydi, neden benden sonra hiçbir fuarda sahne almadı, silinip gitti?”

***

“Geçmiş zaman, bir toplantıdaydık… Osman Kibar (İzmir’i 1964-1973 arasında yöneten ve Asfalt Osman diye anılan belediye başkanı…) herkesin önünde bana (Politikacının aptalı parayı toprağın altına gömer!) dedi… Cevaben, (Osman Bey, bugüne kadar şehri hep akıllı kişiler yönetmiş, altyapıya önem vermemiş… Asfalt atmış, altını boş bırakmış; şehri pislik götürür olmuş… Şimdi benim gibi aptallar, o pisliği temizliyor… Varın aptal desinler… Vicdanen rahatım) dedim… Neticede İzmir’in altyapısını, su problemini, Büyük Kanal Projesi’ni, ulaşım sistemini halletmek bizim ekibimize nasip oldu…”Bitiriyoruz…

İzmir’de gıpta edilen bir ömrün hikayesidir bu anılar…

Eskimeyen…

Tazeliği hiç bozulmamış…

Kalpte özenle saklanmış “acı/tatlı” anıların…

İlk kez…

“Gün ışığına çıkmış” nadide parçalarından…

Sadece birkaçını…

“Zaman Tüneli”nden ayıklayıp, bir çiçek buketi gibi…

Size sunmaya çalıştım…

Aslında…

“Meşe Kitaplığı”ndan yayınlanan…

Burhan Özfatura imzalı…

“Yaşadıklarım… Unutmadıklarım… Yazdıklarım…” adlı eser…

Her yaştan İzmirli’nin…

77 yıllık (daha nice yıllara) bir ömre…

İstenirse…

Nelerin sığıdırılabileceğini öyle güzel anlatıyor ki…

550 sayfa ama…

İzmir aşığı iseniz…

Üç gecede son sayfadasınız…

Okumalısınız…

Kalemine sağlık Burhan Abi…

Ve…

Saygılarımıza Sayın Başkan…

Nokta…

Sonsöz: “Dediler ki, gözden ırak olan gönülden de ırak olur… Dedim ki, gönle giren gözden ırak olsa ne olur? / Hz. Mevlana…”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Burhan Özfatura 10 Haziran 2021 Perşembe 15:43

Harika yazınıza çok teşekkür ederim.

Yorumu oyla      0      1  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Yeşil ile mutabakat...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Arkası yarın
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kitlesel cinnetin eşiğinde
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Giraud’un domuzu
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Zor günlere kalmak
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Şekerin tadı, kota ve özelleştirme ile nasıl kaçtı?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Gündüz denetleme, geceleri kirletme!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Babayı kim oynar?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ü yeterince tanıyor muyuz?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Futbol ırkçılık, vandalizm ve lümpenlik değildir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva