Filiz SEZER
Bilim de politiktir!
15 Eylül 2023 Cuma

Geçen hafta haber merkezlerine muhtemelen ileriki yıllarda da anılacak önemli bir toplantıdan fotoğraflar gönderildi. Yapay zekayla ilgili olarak düzenlemeler yapmak isteyen ABD Senatosu tarafından düzenlenen bu toplantıya teknoloji firmaları, sivil toplum kuruluşları, eğlence firmaları gibi bazı paydaşlar davet edildi. Medyaya kapalı yapılan toplantıda Google, Meta, Tesla, Open AI gibi teknoloji devleri en üst düzeyde temsil edildi ve toplantı sonunda işte bu tarihi fotoğraflar çekimi için kapılar açıldı. Elbette dikkatler Elon Musk ve Mark Zuckerberg’e çevrilmiş görünüyordu. Yakın bir zamana kadar yapmaları muhtemel bir kafes dövüşü dolayısıyla açıktan bir tartışmaya giren ikili tabii ki birlikte fotoğraf vermediler.


Fotoğraf: Getty Images’den Chip Somodevilla

Yazının bundan sonrasının yapay zekâ ile ilgili olmayacağını hemen belirtmeliyim. Yapılması gereken düzenlemelerin tartışmak için elle tutulur bir seviyeye gelmesine -toplantıda da belirtildiği gibi- daha çok var. Ancak insanlık için zararlı olabilecek bu yeni teknolojiyle ilgili önceden adım atılmak istenmesi bana bugünlerde sıklıkla konuşulan atom enerjisi tartışmalarını hatırlattı. Son olarak Barbie karşısına büyük bir iddia ile çıkarılan Oppenheimer filmi ile tekrar gündeme gelen atom enerjisi, nükleer fizik ve bunlarla yapılan (veya yapılabilecek) kitlesel imha silahlarının kullanımı hepimizi ilgilendiren bir mesele. Bilimsel bir çalışmanın, teknolojik gelişmelerin insanlığın yararı veya yok oluşu için kullanılmasına giden yolu kim belirliyor? 

Bilgiyle iktidar ilişkisini sorgulamamızı gerektiren bu konu atom bombasının kullanıldığı 2.Dünya Savaşından sonra yön değiştirmiş gibi görünüyor. Bugün anladığımız anlamıyla bilimsel çalışmalar 17.yy’da karşımıza çıkıyor ve kurumsal olarak çalışmalar yine aynı dönemde İngiltere Kralı II.Charles tarafından kurulan Royal Society sayesinde mümkün oluyor. Bilim tarihinde oldukça önemli bir kilometre taşı olan Royal Society’de elde edilen başarılar, Fransa, Almanya ve Rusya için de bir örnek oluyor ve bu ülkelerde de benzer topluluklar kuruluyor. Din baskısının yoğun bir şekilde hissedildiği, bilimsel çalışmalara engel olunduğu, Galileo davasının bilim insanlarının üzerinde bir kılıç gibi sallandığı bu dönemde bilimin, mutlak siyasi güç tarafından korunmaya alınması oldukça önemli. Her ne kadar asıl amacın bilimsel çalışmaların özgürce yapılmasını sağlamak olsa da söz konusu ülkelerin bu çalışmaların meyvelerini yediğine şahit oluyoruz. İlerleyen yüzyıllarda da teknolojik gelişmelerle mümkün olabilen sanayi devrimi dünyanın siyasi haritasına da etki ediyor elbette.

Oppenheimer filminde de önce Almanya’nın atom bombasını kullanmasının engellenmesi, o da olmayınca savaşın daha erken bitmesi, daha az kan dökülmesi, ABD askerlerinin bir an önce eve dönmesi gibi kökleri sağlam olmayan dalları kendilerine ulvi bir amaç belirleyen bilim insanları topluluğunun biten bombayı askerlere teslim ettiği sahne oldukça manidar bana kalırsa. Bilginin onu üretene değil parasını ödeyen siyasi güce ait olduğunun altını kalınca çiziyor.

Özellikle Einstein gibi bilim insanlarının popüler bir ikon haline geldiği, toplumda birer kahraman olarak ilgi gördükleri ve siyasi aktörlerle de yakın ilişki içinde oldukları dönem bitmiş görünüyor. Devir teknoloji titanlarının devri. Dünyanın en zenginleri listesinde meşhur ailelerin önüne Silikon Vadisinin altın çocukları geçiyor. İletişimin şekil değiştirmesi, internetin nispeten daha özgürlükçü bir ortam sunması, teknolojinin haritalarla çizilen sınırları tanımaması şartları önemli ölçüde değiştiriyor. Einstein, Oppenheimer gibi bilim insanlarının yerini Elon Musk, Mark Zuckerberg gibi mühendis kökenli teknoloji girişimcileri alıyor. Bu gelişmelerin karşısında da siyasi aktörler yazının başında söz ettiğimiz toplantıda görüldüğü gibi daha edilgen bir role geçiyorlar.

Bu edilgenlik siyasi aktörlerin kolayca kabulleneceği bir şey değil elbette. Vergi cezalarıyla, veri paylaşımı pazarlıklarıyla sürtüşmeler devam ediyor. Yapay zekanın insanlık için ciddi bir tehdit unsuru olabileceği ortadayken kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu şimdilik bilemiyoruz. Ancak nasıl ki şimdi geçmişin atom bombası tecrübesinde bilim insanlarının vicdanlarını, etik anlayışlarını bugün didik didik ediyorsak, bugün için yapılacak tartışmaların Twitter üzerinden kafes dövüşü planlayan iki delinin açıklamaları üzerine olacağını bilmek az korkutucu değil.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Ah, yıllar…
Dr. Hakan Tartan
Dr. Hakan Tartan
Atatürk’e sistemli saldırılar!
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
TABULA RASA (Boş Levha)
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Homeros kentinde!
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Eski Çeşme yolunun unutulmaz manzara kahvesi
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Para sizde, bizde ne var, haydi söyle…
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Ah Alaçatı, vah Alaçatı…
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Proletaryaya veda ederken
Ahmet Aydın AKANSU
Ahmet Aydın AKANSU
Çevreye, şehrine faydalı Levent’ler!
Kemal ANADOL
Kemal ANADOL
Mevali!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva