Ender ALDANMAZ
Aşk Gemisi’ne bıçaklı karşılama!
2 Temmuz 2022 Cumartesi

Dünyanın en pahalı turizmi…

Aşk Gemisi'nde günlerce süren yolculuk… Yolculuk boyunca konserler, eğlenceler, aktiviteler…

Her limanda yeni bir heyecan…

Her limanda tonla harcanan para…

İzmir ise onları 2016’dan beri yollarını gözledi.

Bundan 6 yıl önce terör eylemleri gerekçe gösterilerek İzmir’i rotadan çıkaran kruvaziyer şirketleri, İzmir Ticaret Odası, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi’nin bin bir emekleri ile İzmir’i yeniden rotaya aldı.

İki hafta önce ilk gemi İzmir’e giriş yaptı.

Ve geçtiğimiz Salı günü üç kruvaziyer gemisi, 4 bin turist ile İzmir’e demir attı.

Turistlerin önemli bir bölümü Meryemana Kilisesi’ne gitmek için taksilere binerek Selçuk’a gitti, ibadetlerini yerine getirdi. Bir kısım turist ise gerek taksilerle gerekse de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı otobüslerle İzmir merkezinde özellikle Kemeraltı bölgesine gezmek için oradan ayrıldı.

Misafirlerimiz Kemeraltı’nda kahvelerini içtiler, gezdiler ve ağırlıklı olarak tekstil ürünü satın alarak gemilerine yürüyerek geri dönmeye karar verdiler.

Kordon’da gençlerimiz çimlerde alkol alıp eğleniyorlar. Fakat bunu yaparken çoğu zaman maalesef kendi aralarında ya da başkaları ile kavga da ediyorlar. Emniyet ekipleri ise alanda sürekli faal… Herhangi bir olay olduğunda anında müdahale ediyorlar.

Kemeraltı’ndan Kordon yönüne ilerleyen turistlere bu kez Kordon serserileri musallat oluyor. Ve bu serseriler turistlere saldırıyor. Bu esnada emniyet birimleri olaya hızla müdahale ediyor. Kordon serserileri bu kez polise bıçak çekiyor. Polis kendini savunmak için mecburen silaha sarılıyor ve serseriyi bacağından vuruyor.

Bunu gören turistler panikle olay yerinden kaçıp gemiye sığınıyorlar.

6 yılın emeği Kordon’da demlenen, son ses müzik dinleyip insanları rahatsız eden bir grup serseri yüzünden resmen heba oluyor.

Serseriler böyle bir şeye girişmeseler misafirlerimiz belki akşam yemeklerini İzmir’in en güzide noktası Kordon’da yiyecekler, zor günler geçiren esnafın yüzlerini güldüreceklerdi.

Olmadı, İzmir’e yakışmadı.

Olayı anlatan ise Kordon İş Adamları Derneği Başkanı Ömür Şanlı…

Kordon’daki bu durumdan oldukça şikayetçi Ömür Bey… Özellikle Kordon’da vatandaşları, aileleri rahatsız eden grupların olduğunu ve bu durumun hem bir güvenlik sorununa yol açtığını hem de Kordon esnafının işlerine de engel olduğunu söylüyor Şanlı.

Sözü ona bırakalım:

“Kruvaziyerler uzun zaman sonra limanımıza yanaştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İzmir Ticaret Odası’na, Deniz Ticaret Odası’na çok teşekkür ediyoruz. Ancak Kordon’da yaşanan son olay bizi çok üzdü. Ve maalesef burada bir güvenlik sorunu var. Bu durumdan çok muzdaribimiz ve kesin, köklü bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Kordon çim alanlarına bir düzenleme getirilmeli”

**

SEDAT PEKER’İN DÖNÜŞÜ…

Uzun bir süre paylaşımlarına ara veren Sedat Peker, bu kez ifşa videoları ve telefonları ile Demirören Grubu’na yönelik sarf ettiği iddialarla geri dönüş yaptı.

Ama ne dönüş…

Ortalık toz duman…

Geçtiğimiz hafta Gazeteci Cem Küçük'ün 'Sedat Peker'in elinde önemli bilgi yok, blöf yapıyor' demesinin ardından Peker, Küçük’ün çalıştığı kurumun CEO'sunun açık görüntülerini Onur Yürüyüşü Günü yayınladı. Küçük’e özür dilememesi durumunda videosunu yayınlayacağını da söyledi.

Kendisine sataşan Nedim Şener’e AK Parti’nin önemli ismi Metin Külünk’ün karşılıklı yaptığı görüşmenin ses kaydını yayınlayarak yanıt verdi.

Ve dün gece ‘Pambıkören’ dediği iş insanı Yıldırım Demirören’i hedef aldı. Sedat Peker’in Demirören ile ilgili açıklamaları iki temel noktayı hedef aldı. Birincisi, Kanal D’nin eski haber sunucusu Buket Aydın ile aşk yaşadığı ve eşini aldattığı iddiası… Diğer konuda babası Erdoğan Demirören hakkında bir ailenin tüm servetinin elinden alınması, bazı fabrikaların ele geçirilmesi ve gayri-müslim iş insanı Yorgi Papadolos'u öldürüp mallarına el konulması iddialarıydı.

Gayri müslim Yorgi Papadolos’un öldürülmesi olayının MİT raporlarına yansıdığını da belirtiyor Peker.

Fakat Peker’in atladığı bir konu var.

 “Özel harp işi” olarak tanımlanan 6-7 Eylül olaylarının ana amacı azınlıkları yıldırmak, savunmasız bırakmak ve mallarına çökmek değil miydi? Toplumda buna angaje edilince tarihimize kara leke olarak geçen olayların temelinde bu yok muydu? Azınlıkların mallarına gaiplik kararları, zamanaşımı gibi yöntemlerle mafyalaşmış yapılanmalar da kullanılarak çökülmedi mi? Bu yapılanmalar edindikleri malların bir kısmını siyasetçilerle, memurlarla ve özellikle yargı mensupları ile paylaşmadılar mı? Bir kısım mallar da hazineye devredilerek bu mallar hazineden ranta ayrılmadı mı? O günlerden bugüne ülke bürokrasisinde sonu alınamayan çarpık ilişkiler meydana gelmedi mi?

Erdoğan Demirören ile ilgili iddialar doğrudur, yanlıştır. Ancak azınlıkların mallarına çökme politikasının mimarları kim? Mafyatik oluşumların önünü kim açtı?

O günlerden bugüne ülke bürokrasisinde bu çarpık ilişkiler maalesef gelenek haline geldi. Bugün bile gençleri en çok heyecanlandıran siyasi lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün olması ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına duyulan özlem tesadüf değil. Kimse 6-7 Eylül Olayları’nın yaşandığı 50-60 yılları arasını özlemiyor. Sebebi de burada yatıyor.

Peker kuru meydan okumalara pabuç bırakmayacak gibi görünüyor ve elinde güçlü silahlar var.

Peker, göründüğü kadarıyla kendisinin sonunu getirenleri, kendisi ile birlikte sonlandırmaya çalışıyor.  Ve anlattığı kadarı ile Demirören hakkında bir ev dolusu evrakın elinde olduğundan bahsediyor. Kendisine sürekli bilgi ve belge taşınıyor. Devletin içinden bilgi aktığına dair güçlü emareler var. Bazıları ise bir devrin kapandığını düşünerek bilgi aktarıyor olabilir.

Türkiye derin bir ahlaki çöküntü içerisinde 7 şiddetinde sarsılıyor. Bu sarsıntının sonunda birileri Peker’in tabiri ile adaya veda edecek ve bir devir kapanacak.

Savaş baltaları çekilmiş durumda...

Peker ayrıca kendisine Mehmet Ağar tarafından tutulduğu iddia ettiği İranlı tetikçiler tarafından öldürülmek istendiğini de dile getiriyor. Yani savaş sadece sosyal medyada değil sahada da devam ettiği görülüyor.

Hava puslu ve sisli…

Bu savaşın kazananı bu kadar bilginin ve belgenin yayınlandığı ortamda ise şimdiden belli. Bu sisli ortamda Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşması için ise bağımsız yargıya, medyaya olan ihtiyaç her geçen gün artırıyor.

GÖZ-GÖZ’ÜN TANINMAYAN PATRONU…

Göztepe’nin devri an meselesi…

Hisselerin yüzde 70’inin Sırp milyarder Dragan Solak ve Danimarkalı Rasmus Ankersen’in kurucusu olduğu Sport Rebuplic şirketine devri söz konusu.

Güzelyalı’da hava puslu ve sisli…

Sırp milyaderin iddia işi yaptığına dair dedikodular var. Ve şirkette hala payı olan burada çok Mehmet Sepil’e büyük iş düşüyor.

Basında sürekli olarak Rasmusen’in ismi geçse de asıl patronun Dragan Solak olduğu her haliyle belli…

Dragan Solak'ın 1,22 milyar euroluk mal varlığı ve üç özel jet ile 'en zengin Sırp' olarak kamuoyunda tanınıyor.

Peki Dragan Solak’ın Göztepe ile ilgili ne şahsi ne de Sport Rebuplic üzerinden bir açıklama yaptığını gördük mü?

Hayır.

Ortada anlaşmanın detayları var mı?

Hayır.

Yüzde 70’ini devraldığı koca kulüp ile ilgili tek bir sözü, tek bir fotoğrafı var mı?

Hayır.

Gizlilik sözleşmelerinden bahsediliyor. Bu kulübün en büyük sorunu şeffaflık ve eleştiriye kapalılık… Anlaşmanın detayları çok önemli ve şeffaflık olmaz ise sıkıntılar, dedikodu mekanizmaları artacaktır. 

Taraftarın algı ile yönetilmemesi gerekiyor. Taraftarın içinin rahatlaması ve geleceğe güvenle bakması için anlaşmanın detaylarının şeffaf biçimde kamuoyuna sunulması gerekiyor.

Göz-Göz'ü bu puslu havadan çıkarmanın yolu da şeffaflıktan geçiyor.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Gz Göz Nereye? 2 Temmuz 2022 Cumartesi 21:53

Yüzbinlerce taraftarı olan efsaneler yetiştirmiş bir spor klubünün masa başı görüşmelerle çerez yapılması karşısında ilk kez eleştirel bir yazı görüyoruz. İzmir halkına da ses çıkarmadan izlemesi karşısında yazıklar olsun. Alman klüpleri taraftar derneklerinin benzer sahiplik girişimleri karşısındaki tutumları örnek alınmalı. Sahte satılmış amigolar değil gerçek taraftar liderleri öne çıkmalı

Yorumu oyla      2      0  
Okuyucu 2 Temmuz 2022 Cumartesi 12:57

Yapılması gereken "Kordon''a düzenleme getirmek" diye süslü laflarla ima ettiğiniz bireysel özgürlükleri kısıtlamak değil, darmadağın olmuş eğitim sistemini, ekonomiyi, ülkeyi düzeltmek, o kavgalara çare olmak. Ondan sonra istemediğiniz kadar turist gelir, restoranlarınız dolar taşar merak etmeyin.

Yorumu oyla      3      5  
ST 2 Temmuz 2022 Cumartesi 10:18

Kordon ile ilgili görüşler çok doğru, İzmir üç-beş serseriye bırakılmamalı, gereği yapılmalı.

Yorumu oyla      8      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Yüreğimiz yufka!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
'Her şey dahil, Türkiye hariç'
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Olof Palme kurtuldu!
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Atatürk’ün kooperatifçisi
Ender ALDANMAZ
Ender ALDANMAZ
İki ay… Çarpı… Tükeniş…
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Carpe Diem… An’ı yaşamak… 
Ayda ÖZEREN
Ayda ÖZEREN
Deli bal ve boz ayı
Aylin AKDOĞAN
Aylin AKDOĞAN
Film kuşağı
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Işılay Saygın ve nişanlısı 2
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Dünyayı aptallar yönetiyor olabilir mi?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva