Nedim ATİLLA
Aşı gerçekleri
8 Haziran 2021 Salı

Pandemi sürecinde parlayan isimler var… Bunlardan biri de Prof. Dr. Mehmet Ceyhan… Hastalığın ortaya çıkmasından beri sağlıklı televizyon haberciliğinde iyi giden bir isim de Fatih Altaylı. Dün gece kim bilir kaçıncı kez Mehmet Hoca’yı konuk etti ve yine doğru bilgileri işitmemizi sağladı. Habercilik bence bu devirde budur: Teşekkürler…

Altaylı; İsrail’in aşılamadaki başarısına dikkat çekti; İngiltere’de ve Şili’deki normalleşmenin ardından tekrar vakalarda yükselmeyi örnekleyerek “Bu neden? Herkes ‘aşı olunca bitecekti, ne oluyor?’ diye sordu.

Prof. Dr. Ceyhan’ın “İngilizler yüzde 53 iki doz, yüzde 76 da tek doz aşı yaptılar. Bunu kim çıkardıysa, ben kesinlikle yanlış buluyorum. Herkesi bir doz aşılayalım, ondan sonra ikinci dozları da sonra gelen aşılarla yaparız. Şili’deki problem de bu oldu. Şili aynen bu yöntemi uyguladı. Dünyada nüfusuna göre en iyi aşı yapan 3’ncü ülke olmasına rağmen tek doz aşıda bıraktığı için ve aşılarının çoğu Sinovac olduğu için sonra 10,5 milyonluk bu aşı verisini yayınladıklarında bir baktılar ki tek doz Sinovac aşısı sadece yüzde 16 koruyor. Bu, Biontech-Pfizer’de yüzde 50 civarında. Yani firmanın açıklamalarına hiç bakmamak gerekir” oldu cevabı…

Çok önemli bir aşı gerçeği budur…

Türkiye’de uzun süredir tartışılan bir mevzu da; tek dozda aşılama bitebilir mi? Çünkü bizimkilerin beceriksizliği mi, üretenlerin sözünü tutmamaları mı neden bilinmez ama Koca’nın açıkladığı aşılar bir türlü tam olarak gelemiyor.

İNGİLTERE’DE İŞİ NE BOZDU?

Prof. Ceyhan’a göre; İngiltere'de işi bozan şu olmuş: Aşılama yaparken yüzde 70-75'e varmadığımız sürece sizi koruyacak tek şey alınacak önlemlerdir. Yoksa aşılamayı yüzde 20 yapanla yüzde 50 yapan arasında vaka sayısı bakımından çok büyük bir fark yok. Ne zaman ki nüfusun yüzde 70’ini aşılarsanız o zaman sizde ciddi bir fark ortaya çıkmaya başlar ve vaka sayıları aşıya bağlı düşmeye başlar. O zamana kadar işte İngiltere'de bu yavaş yavaş maske takma ile ilgili gevşemeler başlayınca İngiliz bilim adamları devlete çok ciddi itirazda bulundular zaten. Erken davranıyoruz bir artış yaşayacağız diye… Ve haklı çıktılar. Vaka sayısı 2 binlere inmişken, son 1 haftada yüzde 59’luk bir artışla bugünkü rakamları 5 bin 600. Bir ara 7 binlere kadar çıktı. Şimdi yeni yeni tekrar önlemleri artırmaya başladılar. O yüzden, kimin korkması gerekir burada? Korkması gereken aşılama oranlarını hızlı bir şekilde yüzde 70’lere ulaştırmadan normalleşme adımları atanlar…

Özellikle iş yerlerine, büyük işyerlerinde 2 metreden yakın mesafede çalışmayı çözemezseniz, toplu taşımda kalabalıkları çözemezsiniz kademeli mesafe ile, o zaman bizi de böyle bir sıkıntı bekleyebilir.

Fatih Altaylı’nın “Çin’de Sinovac aşısının, daha doğrusu inaktif aşıların çok kısa aralıklarla 15 gün aralıkla 3 doz yapılmasıyla ilgili bir çalışmaya karar verilmiş. Bunu duydunuz mu, Sinovac ile ilgili, inaktif aşılarla ilgili böyle bir gelişme var mı?” sorusu da pek ilginçti…

Mehmet Hoca’nın bu soruya cevabı, Çin’in ve tüm üreticilerin ne oldukları hakkında iyi bilgi vermekle kalmıyor, can derdindeki insanlara Çin başta eski/yeni kapitalistlerin nasıl davrandığını ortaya koyuyordu: “Açıkçası Çin’den mal alınca bunları çekiyoruz. Ben Sağlık Bakanlığı’nda ruhsat komisyonunda yıllarca çalıştım, Çin’den herhangi bir biyolojik ürün, serum, aşı gibi, almadık. Çünkü bu problemlerin farkındaydık. Çin, öyle enteresan ki, hatta Rusya’nın da böyle bir yaklaşımı var ama Rusya ilk defa aşı üretiyor, Çin uzun süredir üretiyor, size bir sonuçlar getiriyorlar, sonra ürettiğiniz yerin iyi üretim yaptığına dair Dünya Sağlık Örgütü’nden belge alması gerekiyor, CLP Belgesi, bir türlü getirmiyor onu. Mesela adamlar hiç işe yaramayan, çalışmayan kitlerini bütün dünyaya sattı, dünyanın parasını kazandılar ve hepsi çöp oldu. Arkasından bu sıtma ilacını 150-200 vakalık bir çalışmayla duyurdular ve bütün ülkelerin çoğunda sıtma ilaçları bütün ilaçları bütün hastalara verilir hale geldi. Halbuki baştan zaten etkili olmayacağı belliydi, çünkü ilacın etki mekanizması ters bu işe ama onu da sattılar bütün dünyaya. Antiviral ilaçları pazarladılar şimdi de dikkat ederseniz Rusya da yapıyor. Mesela Biontech-Pfizer bir çalışmasını sunuyor, diyor ki, “Bakın ben tek dozda şöyle bir etkinlik buldum” diyor. Hemen ertesi gün Rusya’dan bir açıklama geliyor, mesela Biontech yüzde 92 bulmuşsa, Rusya “Bizimki yüzde 95 etkili” diyor. Sürekli üste çıkıyorlar.”

Prof. Mehmet Ceyhan’ın programdaki sorulara verdiği cevaplardan bazı önemli noktalar da şunlardı:

AŞI DOZLARI: İki doz başka aşı, üçüncü doz herhangi bir aşı yapılabilir diye bir genelleme yapmamak lazım. Çünkü bizim bahsettiğimiz iki dozu Sinovac yapılmış bir kişiye üçüncü dozun Biontech yapılması. Yoksa iki doz Biontech olmuş birine üçüncü doz Sinovac aşısı yapılmasının etkili olup olmadığını bilmiyoruz. O yüzden bunun önce bir çalışılması, gösterilmesi lazım.

REAKSİYON- YAN ETKİ: Özellikle hastalığı geçirip yeteri kadar süre, yani 6 ay geçtikten sonra bir aşı yaptıranların böyle bir şikâyeti var, “reaksiyon oldu bende” diye. Hiç korkmasınlar, onlar için özellikle o kişinin az da olsa bir antikoru var. Ona öyle aşı verdiğiniz zaman vereceği cevap Biontech-Pfizer aşısı kadar yüksek olmayabilir, hatta yüksek olmasını beklemeyiz. O yüzden yapılacaksa Biontech-Pfizer yapılması lazım. Neden daha çok reaksiyon veriyor? Çünkü bağışıklık sistemini daha fazla aktive ediyor. Yani yan etkisinin fazla olmasının nedeni, aynı zamanda etkisinin de fazla olmasıyla ilgili. Dolayısıyla o en fazla 2-3 gün süren, bazen kişiyi gerçekten rahatsız eden genel kırıklık, ateş, baş ağrısı, kas ağrısı gibi belirtileri göze alıp yine o aşıyı olmalarında yarar var. Çünkü 2 doza bağlı çok düşük bir antikor yanıtı varsa ona zaten tekrar düşük antikor cevabı oluşturmuş aşıyı vermenin hiç doğru olmadığını düşünüyorum. Onun yerine yan etkiye rağmen aynı aşıya devam edilmeli. Biontech-Pfizer yapmak lazım.

AŞILAR ARASIDAKİ SÜRE: Süreyi açmak kitlesel aşılamada, bütün aşılar için değil ama, aşıların birçoğu için kabul ettiğimiz bir gerçektir. Burada bazı kişilerde bir yanlış anlama var, zannediyorlar ki iki doz arasını açmak normal, önerilenden daha iyi diye. Bu iş öyle bir şey değil. Şimdi aranın uzaması tamamen aşının bulunup bulunmamasıyla ilgili bir olay. Çünkü arayı açtığınız zaman iki tane risk ortaya çıkıyor; bunlardan biri biz virüsün toplumda dolaşmasını istemiyoruz. Çünkü virüs toplumda ne kadar çok sürede dolaşırsa mutasyon gelişme olasılığı o kadar artıyor ki ilk yaptığınız aşıların etkinliğinin kaybolma ihtimali var ve sizin bütün toplumu o zaman üçüncü doz aşılamanız gerekiyor.

mRNA AŞILARI: İlk başta yapılan açıklamayı hatırlarsınız, yani “biz Sinovac’ı özellikle tercih ettik çünkü bilinen bir yöntem, mRNA aşılarının uzun süreli etkileri bilinmiyor” diye. Ne oldu şimdi? mRNA aşılarını elde edince bu söylem kalktı ortadan. Dolayısıyla siz aşıya ulaşabiliyorsanız, yeteri kadar aşıyı zamanında getiriyorsanız ideal olan, aşının yapıldığı süreleri biliyoruz çünkü bütün çalışmalar o süreyle yapılmış, etkinliği de o süreye göre biliyoruz. Ama 3 ayı aştığınız zaman ne olur onu bilemiyoruz.

***

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a ülke olarak minnet duymalıyız.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Cem Kaptan 11 Haziran 2021 Cuma 09:03

Aydınlatıcı yazınız için çok teşekkür ederim

Yorumu oyla      1      0  
İlknur Can 10 Haziran 2021 Perşembe 23:56

Sevgili Nedim, bizim adımıza , bizlerin anlayacağı şekilde yaptığın açıklamalar için çok teşekkür ederim. Pandemi boyunca yalnızca senin yazılarınla doğru bilgiye ulaştım. Nedim Atilla pek çok yerden teyit edip, kendi içine sindirip, bizim adımıza yayın takip etmistir diyerek gönül rahatlığı ile de tanıdığım herkese yazılarını yolladım. Tekrar teşekkür ederim.

Yorumu oyla      1      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Yeşil ile mutabakat...
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
Arkası yarın
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Kitlesel cinnetin eşiğinde
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Giraud’un domuzu
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
Zor günlere kalmak
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Şekerin tadı, kota ve özelleştirme ile nasıl kaçtı?
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Gündüz denetleme, geceleri kirletme!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Babayı kim oynar?
Kemal ARI
Kemal ARI
Atatürk’ü yeterince tanıyor muyuz?
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Futbol ırkçılık, vandalizm ve lümpenlik değildir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva